PİRî REİS’İN 1513 TARİHLİ HARİTASINI KİM BULDU?

            Prof.Dr.A.M. Celal ŞENGÖR

ÖZET

Pirî Reis’in Atlas Okyanusu ve çevre kıt’alarını kısmen gösteren 1513 tarihli meşhur haritasının bulunduğu 1931 yılında dünyaya duyuruldu. Harita Atatürk’ün emriyle 1929 yılında Topkapı Sarayı’nda başlatılan envanter tesbit ve değerlendirme çalışmaları esnasında iki Alman bilim adamı tarafından bulunarak tanınmış ve dünyaya duyurulmuştur. Haritayı 9 Ekim 1929’da envanter çalışmaları esnasında “bulan” Kitabı Mukaddes uzmanı Prof. Adolf Deismann’dır. Tanıyan ise, daha önce Pirî Reis’in Kitab-ı Bahriye’sinin bir eleştirili edisyonunu yayınlamış olan Alman şarkiyatçısı Paul Kahle’dir. 1933 yılında Kahle, haritanın detaylı bir tanıtımını bugün klâsik olmuş bir kitapçık halinde yayınlanmıştır (Die verschollene Columbus-Karte von 1498 in einer türkischen Weltkarte von 1513, Walter de Gruyter, Berlin). Aynı yıl içinde, haritanın bulunmasına vesile olan Prof. Adolf Deismann “Forschungen und Funde im Serai” (Walter de Gruyter, Berlin, 1933, ss. 111-222) adlı eserinde haritanın nasıl bulunduğunu detaylı olarak anlatmaktadır.

Harita bulunduktan iki yıl sonra, 1931 yılında, Kahle ve Oberhummer tarafından yapılan ilk yayınlar dünyaya bu önemli keşfin haberini verdikten sonra Türk gazetelerinde bir tartışma alevlendi: Haritayı kim bulmuştu? Bilhassa İbrahim Hakkı (Konyalı) haritanın 1929 Eylül ayında Topkapı Sarayı hafızı kütübü “merhum Âli” ve başkâtibi “merhum hacı Reşad” tarafından bulunduğunu, haritanın öneminin geniş bir çevreye duyurulması şerefinin ise kendisine ait olduğunu bazı gazete yazılarında iddia etti ve bunu “Topkapı Sarayında Deri Üzerine Yapılmış Eski Haritalar” (Zaman Kitaphanesi, İstanbul, 1936, s. 65) adlı eserinde tekrarladı.

1931’de alevlenen ve sözümona kendi ağzından da beyanat içeren tartışma zamanın “İstanbul Asarıatika Müzeleri Umumî Müdürü” Aziz (Ogan) Bey’i harekete geçirmiş ve Müdür, Maarif Vekaletine yazdığı 11 ve 27 Aralık tarihli iki mektupla İbrahim Hakkı’nın yazdıklarının gerçekle alâkası olmadığını göstererek, haritanın bulunması şerefinin tamamen Prof. Adolf Deismann’a, tanınması şerefinin de tamamen Prof. Paul Kahle’ye ait olduğunu tasdik etmiştir. Zaten, haritanın Topkapı Sarayı Kütüphanesinde şu anda taşıdığı mükerrer sayı da, normal demirbaş taraması yapıldığı zaman değil, daha sonra bulunduğunu göstermektedir. Zamanın bazı gazetelerinde Aziz Ogan’ın ağzından verilen “Harita bir Alman tarafından bulunmuş değildir. Söylediğim veçhile Müze idaresince malûm, mukayyet ve mazbut bir eserdir. Ayrıca Kolomb’un bizde haritası mevcut değildir.” (Cumhuriyet, 13 Aralık 1931) şeklindeki haberler gerçeği yansıtmamaktadır.
 

  WHO DISCOVERED THE 1513 MAP OF PİRî REİS?
Prof.Dr.A.M. Celal ŞENGÖR

ABSTRACT

The discovery of the famous 1513 map of Pirî Reis was announced to the world in 1931. It had been found, identified and published by two German scholars during the cataloguing of the holdings of the Topkapi Palace Museum on Atatürk’s orders. The one who discovered the map on 9th October 1929 was the biblical scholar Adolf Deismann during the inventory studies. The German orientalist Paul Kahle, who had earlier published a critical edition of Pirî Reis’ Kitab-ı Bahriye, was the one who recognised the map as that by Pirî Reis. Kahle later published a detailed account of the map in his now-classic booklet Die verschollene Columbus-Karte von 1498 in einer türkischen Weltkarte von 1513 (Walter de Gruyter, Berlin). Prof. Adolf Deismann, who found the map, tells the story of his discovery in his Forschungen und Funde im Serail (Walter de Gruyter, 1933, pp. 111-122) published in the same year as Kahle’s booklet.

In late 1931, a controversy erupted in Turkish newspapers after Kahle and Oberhummer had informed the world of the discovery of the Pirî Reis map: who had actually discovered it? Especially İbrahim Hakkı (Konyalı) claimed that the map had been found by the librarian of the Topkapi “the late Âli” and the secretary-general “the late haci Reşad” and that İbrahim Hakkı himself had first made its importance known to a greater circle of people. İbrahim Hakkı repeated this claim in his 1936 book Topkapı Sarayında Deri Üzerine Yapılmış Eski Haritalar (Zaman Kitaphanesi, İstanbul, s. 65).

The Director-General of the Archeological Museums of Istanbul, Mr. Aziz (Ogan) clarified the situation in two letters he addressed to the Minister of Education on the 11th and 27th of December 1931. He pointed out that what had been published by İbrahim Hakkı had no relation to the truth and that he endorsed the fact that the honour of discovery belonged entirely to Prof. Deismann and the honor of recognition of the identitiy of the map belonged entirely to Prof. Kahle. In fact, the duplicate catalogue number the Pirî Reis map now carries shows that it had been found subsequent to the completion of the inventory of the Topkapi Palace Library. Some daily Turkish newspaper articles of the time, allegedly quoting Mr. Aziz (Ogan) to the effect that “The map had not been found by a German. As I had said, it is a piece that had been known to the Museum and was kept and recorded. Moreover, we do not have a map of Columbus” (Cumhuriyet, 13th December 1931) and such news do not reflect the truth.

 

BİLDİRİ

PİRİ REİS'İN 1513 TARİHLİ HARİTASI NASIL VE NE ZAMAN BULUNDU?

Jale İnan'ın Anısına


Bu kısa notun amacı, Nisan 1513 (Hicrî 919 Muharrem) tarihli meşhur Pirî Reis Haritası’nın (Şekil 1) Topkapı Sarayı'nın entellektüel enkazı arasında nasıl ve kimler tarfından bulunup tanındığını belgelemektir. Bu belgelemeyi mümkün kılan, haritanın bulunduğu dönemde olayların içinde olan ve hemen ardından 1931 yılında İstanbul Asarı – Atika (Arkeoloji) Müzeleri Müdürlüğü’ne getirildiğinden en üst düzeyde sorumluluk taşıyan Aziz Ogan'ın (1888 – 1956) kişisel arşivinde bulunan yayınlanmamış resmi yazışma kopyaları ve gazete kupürleridir. Belgelemeyi gerekli kılan ise, harita bulunduktan ve kamuoyu tarafından bu önemli buluş öğrenildikten sonra haritanın kimin tarafından bulunduğu ve tanındığı konusunda bazı tartışmaların ortaya çıkmış olmasıdır.

İbrahim Hakkı Konyalı'nın Anlattıkları

Topkapı Sarayı’nda Deri Üzerine Yapılmış Eski Haritalar adlı eserinde arşivci, şehir tarihçisi ve gazeteci İbrahim Hakkı (Konyalı) (1896 – 1984) haritanın bulunuşu hakkında şu bilgileri vermektedir:

"Topkapı Sarayı müze olduktan sonra Fatih'in yaptırdığı hazine dairesinin bodrumlarında (60) kadar sandık içinde eski vesikalar ve defterler vardı. 1929 Eylûl ayı içinde değerli bir âlim olan müzeler hafızı kütübü merhum Âli ve Topkapı Sarayı başkâtibi mermuh hacı Reşad bu sandıklardaki vesikaları tetkik ederlerken Pirî Reis’in H. 919 tarihli haritasını bulmuşlar ve kütüphaneye koymuşlardı. İşte haritayı ilk bulma şerefi bu iki mütevazı adamındır. Fakat bu kıymetli Türk eserinin ilk neşir şerefini de maalesef bir ecnebi kaptı. Eski Müzeler Müdürü Halil Edhem, Âli ve Reşad Beylerin buldukları bu eseri tanıdığı zaman müzede Alman Profesörlerinden M. Deissmann tetkikat yapıyordu. Halil Edhem 9 Teşrinievvel 1929 tarihinde bu haritayı Deissmann'a gösterdi. O sırada Pirî Reis’in Bahriye’sini neşreden Bonn Üniversitesi Profesörlerinden P. Kahle de tesadüfen İstanbul'da bulunuyordu. Deissmann haritayı ona nasıl gösterdiğini kitabında şöyle anlatır: [Ben Halil Edhem'in müsaadesile bu haritayı kendisine gösterdim. O vaziyeti bize anlattı. Halil Edhem bizzat ve derhal onun – vâsi bir müsaadekârlıkla – haritayı benim çalışma odamda tetkik etmesine ve 1932 Şubatında bir fotoğrafının alınmasına müsaade etti.]" (İbrahim Hakkı,1936, ss. 65 – 66, italikler kendisinin). Burada İbrahim Hakkı, Prof. Deismann'ın 1933'te yayınlanan eserine sahife belirtmeden atıf yapmaktadır.

Burada verilen intiba, Kahle'nin Âli ve Reşad Beylerin keşiflerini ellerinden kaptığıdır. Daha önce de gazetelerde bu yönde yapılan yayınlar nedeniyle o zaman Topkapı Sarayı'nın da idarî olarak bağlı olduğu Asarı-Atika Müzeleri Müdürü Aziz Ogan Bey zamanın Millî Eğitim Bakanı Esat Sagay'a 11 Aralık 1931 tarihli bir mektup yazarak durumu açıklığa kavuşturmak gereğini duymuştur. Bu mektubun kapanış paragrafı konumuzla doğrudan ilgilidir (Bkz. Şekil 2'deki Belge-I):

"Bu harita Topkapı Sarayı’nın Müze haline inkilab ettiği tarihten beri malûm ve mazbuttur. Yoksa Almanlar tarafından tetkikle meydana çıkarılmış bir şey değildir."

Aynı tarihte, o zaman Topkapı Sarayı Müdürü olan Tahsin Öz’ün Son Posta gazetesinde çıkan bir beyanı da Ogan'ınkine paraleldir (Bkz. Şekil 3'deki Belge-II):

"Fakat söylendiği gibi bu eser bir Alman âlimi tarafından keşfedilmemiştir. Bunun keşfi şerefi de, yapmak şerefi gibi Türklere aittir. Biz bu haritayı vaktiyle keşfettik ve ehemmiyetle kütüphanemizde sakladık."

Adolf Deismann'ın Anlattıkları

Büyük Kutsal Kitap uzmanı Protestan ilâhiyatçı Prof. Gustav Adolf Deismann (1866 – 1937: Şekil 4) yukarıda bahsi geçen Forschungen und Funde im Serai (Saray'da Araştırmalar ve Bulgular) adlı eserinde (Şekil 5) Pirî Reis Haritası’nın bulunuşunu şöyle anlatmaktadır (Almanca'dan bizim tercümemiz):

"1929 Sonbaharında Halil Bey'in verdiği parçaları inceleyip düzenlerken Sultan Kütüphanesi’nin coğrâfi eserlerce ne denli zengin olduğu hakkında bir kanaat oluşturmuştum. Bunun üzerine Halil Bey'e şimdiye kadar bilinmeyen başka haritaların veya benzer malzemenin olup olmadığını araştırtmasını rica ettim. Halil ricamı derhal ve büyük bir başarıyla yerine getirdi: 9 Ekim 1929'da bana içinde çok ilginç bir Türk haritası da bulunan kendisi tarafından yeni bulunmuş koca bir takım doğu ve batı kökenli haritayı teslim etti.

Tabiî Samaritana'nın ve saray kütüphanesinin diğer kısımlarının tayininde hizmetlerine müteşekkir olduğum ve Pirî Reîs'in Bahriye'sinin yayıncısı olarak Türk denizcilik ve haritacılık konularında birinci sınıf bir uzman olan Paul Kahle'nin İstanbul'da olması bizim için büyük bir şanstı. Halil'in izniyle folyoyu kendisine gösterdim ve hemen teşhis etti. Bu kendisinin önemli bir hizmetidir. Halil bizzat büyük bir liberaliteyle haritayı günlerce benim çalışma odamda incelemesine izin verdi ve haritadaki Türkçe yazıların okunmasına katıldı. 1931 Şubatında onun için ayrıca haritanın bir fotokopisinin yaptırttı." (Deissmann, 1933, ss. 112 – 113)

Deismann'ın anlattıklarından ortaya çıkan intiba haritanın, Türk yönetici ve memurlar tarafından büyük Alman doğu bilimcisi Paul Kahle'nin (1875 – 1964: Şekil 6) onu teşhis etmesinden önce bilinmediğidir. Eğer bilinseydi, Halil Edhem'in (Şekil 7) bir tomar haritayı Deismann'a teslim ederken bunu söylememiş olması düşünülemezdi. O an söylememiş olsa bile, haritayı Kahle'nin tanımasından ve yayını için izin istemesinden sonra bu durum hiç kuşkusuz kendisine bildirilirdi. Bizzat Topkapı Sarayı kayıtlarına bakmadan önce bir kez de Kahle'nin anlattıklarını dinleyelim.

Paul Kahle'nin Anlattıkları

Paul Kahle 1933 yılında yayınlanan Pirî Reis Haritası’yla ilgili eserinde (Şekil 8) şunları söylemektedir:

"Günün birinde benim eski deniz haritalarına olan ilgimi bilen Prof. Deissmann bana bunlardan sarayda dikkatle korunmuş olan çeşitli türde bir miktarını gösterdi. Aralarında aşağıdaki yazıyı içeren ve parşömen üzerine rengârenk çizilmiş, kabaca 85X60 cm büyüklüğünde olan muhteşem bir tane vardı:

'Bunu Kemal Reis'in yeğeni el fakir Pirî ibn Hacı Muhammed Gelibolu şehrinde 919 senesi Muharreminde çizmiştir.'

Başından beri bunun yukarıda bahsi geçen ve Pirî Reis'in 1517 yılında Sultan Selim'e Kahire'de sunduğu harita olduğundan hiç şüphem olmadı." (Kahle, 1933, s. 13; Almanca'dan bizim tercümemiz).

Kahle 1513 yılında çizilmiş olan ve Amerika'yı da içeren bu haritanın Büyük Coğrafi Keşifler döneminin tarihi açısından önemini derhal kavramış ve kısa zamanda haritayı meşhur eden Kristof Kolomb ilişkisini keşfetmiştir.

Kahle'nin anlattıklarından harita kendisine gösterilirken bunun ne yazarı ne de önemi hakkında herhangi bir şeyin dile geldiği görülüyor. Deismann da açıkça haritayı teşhis edenin Kahle olduğunu anlatıyor. Filhakika, haritanın normal envanter çalışmalarından sonra teşhis edildiği envanter numaralamasına da yansımıştır.

Topkapı Sarayı Kayıtlarından Çıkarılanlar

Pirî Reis Haritası’nın Topkapı Sarayı’nda kendisine has bir arşiv numarası yoktur. Topkapı Sarayı'ndaki arşiv çalışmalarında bir eserin iki değişik nüshası aynı kolleksiyonda bulunmuş olsa bile her iki nüshaya değişik numaralar verilmiştir. Örneğin ilk Osmanlı coğrafya eseri olan Dürri Meknûn'un Revan kolleksiyonunda bulunan iki ayrı nüshası iki ayrı numara almıştır (R. 1656 ve R. 1088: bkz. Karatay, 1961, ss. 440 – 441). Pirî Reis Haritası’na ise "R. 1633 mükerrer" numarası verilmiştir (Karatay, 1961, s. 465). R. 1633 aslında Revan kolleksiyonundaki Bahriye'nin numarasıdır. Bu, haritanın envanter çalışmasından sonra bulunduğunu gösterir.

Yukarıdaki belgelerden edinilen intiba, haritanın ilk envanter çalışmalarında bulunmadığı, belki bulunmuş olsa bile tanınmadığı ve kendisine bir envanter numarası verilmediğidir. Deismann'ın yazdıklarından edinilen intiba, Halil Edhem'in Saray'da harita kalıntılarını aratmaya ancak Deismann'ın Fatih'in coğrafyaya olan merakını gördükten sonra Topkapı'da coğrafya kitaplarına ilâveten haritaların da bulunabileceği yönünde kendisini ikaz etmesiyle başlattığıdır. Şimdi bu çıkarımın ne denli doğru olduğunu bizzat Halil Edhem'in halefinin kaleminden okuyalım.

Aziz Ogan'ın 27 Aralık 1933 Tarihli Mektubunda Söylenenler

Aziz Ogan İbrahim Hakkı Konyalı'nın haritayı kendisinin bulduğu dedikodularından duyulan rahatsızlık üzerine zamanın Maarif Vekili Yusuf Hikmet Bayur'a Belge III'te sunulan (Şekil 9) mektubu yollamıştır. Bu mektupta konumuzu en çok ilgilendiren satırlar şunlardır:

"Selefi acizi Halil Edhem Bey Efendi zamanında müzeye bir hizmet [sic] müftehire olmak üzere gayrî İslâmî yazmaların kataloglarını yapan Berlin Darülfünunu Müderisslerinden Prof. Deismann kitabında Pirî Reis Haritası’nın nasıl ve ne suretle ve kim tarafından meydana çıkarıldığı hakkında izahat vermektedir. "Sahife 111, 112" bu sahifelerin şu surada mütalaası faideden hali olamıyacağı mülâhazasıyla kataloktan [sic] bir tanesini zatı devletlerine takdim ediyorum. Kabul buyurulmasını rica ederim."

Belgelerden Yapılabilecek Çıkarımlar

Yukarıda verilen belgelerden, Pirî Reis'in Haritası’nın bulunuşu ve teşhisi ile ilgili şu tarihçe ortaya çıkmaktadır:

Topkapı Sarayı'nın 3 Nisan 1924'te Halil Edhem Bey'in sorumluluğna verilmesi üzerine burada başlayan müzecilik çalışmalarının bir parçası olarak, yağmur bulutlu bir 25 Ekim 1927 gününde Halil Edhem, Efes kazılarına gelmekte olan Kutsal Kitap uzmanı Prof. Deissmann'a Saray'ı gezdirerek gayriislâmî yazmalarla ilgilenmesini rica ediyor. Prof. Deismann bir yıl sonra, tekrar kazılara geldiğinde vakit ayırarak bu ricayı yerine getiriyor. Çalışmaları esnasında Saray'daki kütüphanenin büyük ölçüde bir enkaz halinde olduğunu, zamanın, padişahların cehalet ve sorumsuzluğunun (özellikle III. Murat olarak tahmin ettiği padişahın kasıtlı tahribatının) ve böceklerin eserlere büyük zarar verdiklerini ve burada bir restorasyon çalışmasının kaçınılmaz olduğunu söylüyor. Bu tavsiye yerine getiriliyor ve Prof. Deismann 1929 yılında da Saray'da çalışmalarını sürdürüyor. Bu arada Fatih'in topladığı kitaplar arasında coğrafya kitaplarının bolluğu dikkatini çekiyor ve arkadaşı Halil Edhem Bey'den Saray'da harita bulunup bulunmadığının da incelenmesini rica ediyor. Halil Edhem Bey bu ricayı olumlu karşılayarak Sarayı aratıyor ve muhtemelen daha önce de bulunmuş bazı parçalarla birlikte oluşturulan bir tomarı Prof. Deissmann'ın önüne koyduruyor. Deismann haritalar arasında İslâmi kökenli olanlar bulunduğunu görünce tesadüfen İstanbul'da bulunan ve 1926 yılında Pirî Reis'in Bahriye'sinin ilk edisyonunu yayınlamış olan Alman meslekdaşı Paul Kahle'yi haritalara bir göz atması için davet ediyor. Kahle haritalar arasında Pirî Reis'inkini görünce, bu harita hakkında Bahriye'den bildikleri nedeniyle haritayı derhal tanıyor.

Bu hikâyede İbrahim Hakkı Konyalı'nın bahsettiği Reşad ve Âli Beylerin rolleri ne olabilir? Onlar kuşkusuz Halil Edhem Bey'in emrinde sarayda bulunan kitap ve benzer döküman kalıntılarını toparlayıp düzenlemekten sorumluydular. Sarayda toparladıkları eserlerin değer ve önemi hakkında bilimsel bir yargıları olabileceği hakkında elimizde en küçük bir kanıt yoktur. Hele Konyalının daha sonra çıkıp haritanın keşfini kendisine atfetmesi, Aziz Ogan'ın dediği gibi tam bir yalandır.

Bu hikâyedeki tek karanlık nokta Aziz Ogan'ın ve Tahsin Öz'ün 1931 yılındaki mektup ve beyanlarında haritayı Almanların bulmadığı, haritanın Topkapı Sarayı Müze olduğundan beri, yani 1924'ten beri "malûm ve mazbut" olduğunu niçin söylemiş olabilecekleridir. Bu beyan ve mektupları iyimser bir şekilde yorumlama imkânı yoktur. Belli ki her iki bürokrat da belki o zaman ülkede egemen olan milliyetçilik hislerinin etkisiyle doğruyu söylememişlerdir. Harita 1924'te ne malûm ne de mazbuttu. Bu durum 1929'a kadar, Paul Kahle onu teşhis edene kadar da aynen sürdü. Ancak dürüst entellektüel Aziz Ogan, saklanan gerçeği daha sonra Hikmet Bayur'a yazdığı mektubunda itiraf etmiş, güvenilir kaynağın Deissmann olduğunun altını çizmiştir.

İki Çağdaş Anlatım: Abdülhak Adnan Adıvar Ve Âfet İnan

Haritanın bulunması hakkında ilk elden bilgileri olmadığı halde çağdaş ve en yetkili kaynaklara yakın olmaları nedeniyle güvenilir bilgi sahibi olabilecek iki kaynağı da buraya almakta yarar vardır. Bunlardan birincisi tanınmış Osmanlı bilimi tarihçisi Abdülhak Adnan Adıvar (1882 – 955), ikincisi de Atatürk'ün mânevi kızlarından daha sonra tarih profesörü olan Âfet İnan'dır (1908 – 1985). Adıvar hem entellektüel kapasitesi, hem bilgisi ve hem de ilk el kaynaklara daha bağımsız ulaşabilme olanakları açısından kuşkusuz Âfet İnan'dan daha güvenilirdir.

Abdülhak Adnan Adıvar: Adıvar 1939 yılında daha sonra bir klâsik haline gelmiş olan Osmanlı Türklerinde İlim adlı eserinin Fransızca olan ilk baskısını (Science chez les Turcs Ottomans) Paris'te sürgündeyken yayınladı. Buradaki bilgi kaynakları arasında hiç kuşkusuz hem Deismann'ın hem de Kahle'nin eserleri vardır. Bu aşamada Adıvar'ın Türkiye'deki kaynaklara ulaşıp ulaşmadığını bilmiyorum. Eserinin ilk baskısında Adıvar haritanın bulunuşunu şöyle nakletmektedir (Fransızca'dan bizim tercümemiz):

"1929'da Berlin'den Prof. Deismann [sic] eski saray Topkapı'nın Kütüphanesi’ndeki gayriislâmî kodeksleri düzenlerken, M. Halil'den eski sarayda olduklarını farzettiği coğrafi haritaların bulunması için dikkatli araştırmalar yapılmasını rica ettiydi. Gerçekten de 9 Ekim 1929'da H. Edhem Bey Profesör Deismann'a [sic] doğu ve batı dillerinde haritalar içeren bir paket vermiştir. Bu haritalar arasında bir Türk dünya haritasının parçası bulunmuştur. Bonn'dan Prof. Paul Kahle bu haritanın Amiral Pirî Reis tarafından çizilen ve o zaman Mısır'da bulunan Sultan I. Selim'e sunulan haritanın bir parçası olduğunu teşhis etmiştir." (Abdülhak Adnan, 1939, ss. 59 – 60).

Bu noktada Abdülhak Adnan Adıvar şu dipnotunu eklemiştir (s. 60):

"Bu haritanın bulunmasında önceliğin kime ait olduğu Türkiye'de, burada anlatmayı uygun bulmadığım bir tartışmaya neden olmuştur. Eski sarayda bulunan eski haritalar hakkında bir eser yayınlamış olan M. İbrahim Hakkı (Eski Haritalar, İstambul, 1936) bu haritayı kamuya ilk kez 1931'de yayınladığı makalelerle tanıttığını iddia etmiştir. Ancak 1931'de bu keşif, P. Kahle'nin 9 Eylül 1931'de Leiden'de toplanan Şarkiyatçılar Kongresi’ne sunduğu tebliğ ve bu tebliğin İtalyan dergisi «La Cultura» (Vol I. yıl X, fasikül 10,1931) da, İspanyol dergisi «Investigatión y Progreso» (N. 12, Aralık 1931) da ve M. Eugen Oberhummer tarafından «Anzeiger der Akademie der Wissenschaften in Wien» (N.18-27, 1931) de yayınlanması nedeniyle yaygın olarak biliniyordu. Kısa bir müddet sonra, 1932'de, bu haritanın Chr. Colomb'un haritasının bir kopyası olduğunu farketmek ayrıcalığına sahip olan M. P. Kahle «Forschungen und Fortschritte» (1932, n.19) de kısa bir not yayınlamıştır. Nihayet 1933'te aynı yazar bir tanıtma yazısı Archeion, XIX, 1937, s. 433'te çıkmış olan Die Verschollene Columbus Karte von Jahre 1498 in einer türkischen Weltkarte vom 1513 başlıklı bir broşür yayınlamıştır. İlâveten «Illustrated London News» da da (27 Şubat ve 23 Temmuz 1932) biri Türk Tarih Kurumu merhum başkanı Yusuf Akçura'nın kaleminden olmak üzere iki makale yayınlanmıştır."

Burada Abdülhak Adnan Adıvar'ın tek fakat pek önemli yanlışı bu haritanın "Chr. Colomb'un Haritası’nın bir kopyası olduğu" ifadesidir .

Adıvar sürgünden ülkesine döndükten sonra Türkiye'deki kütüphane ve arşivlerden daha kolay yararlanabildiği için eserinin genişletilmiş bir ikinci baskısını bu sefer Türkçe olarak yayınlamıştır. 1943 tarihli bu ikinci baskıda, yukarıdaki satırlara tekabül eden şu kelimeleri okuyoruz:

"A. Deismann (sic!) saray kütüphanesindeki yazmaları tetkik ve tasnif ederken, Fatih'in Batlamyus coğrafyasına ve haritalarına olan alâkasını sezmiş ve o zaman Amyrutzes'e yaptırdığı tahmin olunan haritayı bulmak için, sıkı araştırmalar yapılmasını müze müdürü Halil Ethem Bey'den rica etmiştir. Bunun üzerine 9 Teşrinisani 1929'da Halil Ethem Bey, Deissmann'a (sic!), şark ve garp dillerinde yazılı, bir takım haritalar tevdi etmiştir ki, işte bu haritalar arasında Türkçe bir kürre-i musattaha haritasının bir parçası bulunmuştur. O sırada İstanbul'da bulunan müsteşrik Paul Kahle bu haritanın Christophe Colomb'un 1498 senesine âit olup kaybolan haritanın bir kopyası ve Pirî Reis tarafından, Selim I.'e Mısır'da takdim edilen haritanın tâ kendisi olduğunu tesbit eylemiştir. Bu harita hakkında İstanbul gazetelerinde geçen münakaşâtı buraya nakletmekte mânâ yoktur. Meselâ İbrahim Hakkı adlı bir zat 1934 senesinde neşrettiği Eski haritalar unvanlı bir eserde bu haritayı 1931 senesi Kanunuevvelinin 9'unda Son Posta gazetesine yazdığı bir makale ile bütün dünyaya bildirdiğini söyleyerek keşifte takaddüm iddia ediyorsa da, aynı senenin Eylül’ünün 9’unda, Leyden şehrinde toplanan müsteşrikler kongresine P. Kahle bu harita hakkında tebliğde bulunmuş ve bu tebliğ Cultura adlı İtalyan mecmuasında (cilt I. yıl X cüz. 10, 1931) ve İspanyolca Investigacion (sic!) y Progressa adlı bir mecmuada (no. 12) intişar ettiği gibi, Eugen Oberhummer, Anzeiger der Akademie der Wissenschaften in Wien, 1931, 18 – 27'de bir makale ile bu haritayı târif etmiştir. 1932 senesinde Forschungen und Fortschritte, 1932, 19'da kısa bir not ile bu harita mevzuu bahsolmuştur. Fakat P. Kahle 1933 senesinde “Die verschollene Columbus – Karte von Yahre (sic!) 1498 in einer Türkischen Weltkarte vom (sic!) 1513” unvaniyle neşrettiği bir risalede haritayı mükemmel bir surette târif ve tavsif etmiş ve haritanın, tesbit edebildiği, membâlarını göstermeğe çalışmıştır." (Adıvar, 1943, ss. 57 – 58)

Bu Türkçe anlatım, Fransızcasının temelde aynısı olmakla beraber birkaç yazım ve basım yanlışı hemen göze çarpmaktadır. Önce, Adıvar kuşkusuz bir kalem sürçmesiyle Fransızcasında doğru olarak Ekim şeklinde yazdığını Türkçe'ye Teşrinievvel yerine Teşrinisani olarak çevirmiştir. Bu "kalem sürçmesi" anlaşıldığı kadarıyla Fransızca olan ilk baskıyı okumamış olan Âfet İnan tarafından aynen kopyalanmış (Afet İnan,1954, s. 3) ve gene Fransızca nüshayı okumadığı anlaşılan McIntosh'u da şaşırtmıştır (2000, s. 160, not 1).

İkincisi, Adıvar İbrahim Hakkı Konyalı'nın kitabının tarihini Fransızca ilk baskıda doğru olarak 1936 şeklinde verdiği halde burada bu tarih kuşkusuz bir kaza eseri 1934 olmuştur. Tüm bu ve diğer bazı imlâ yanlışları Türkçe baskının dikkatle tashih edilememiş olmasından kaynaklanmaktadır ve McIntosh'un imâ ettiği karışıklığa neden olmamalıdırlar.

Özetle, Adıvar da Deissmann'ın kitabında anlattığı tarihçeyi aynen onaylamaktadır. Bunu ülkesine döndükten ve kuşkusuz hayattaki ilgililerle belki görüştüken sonra da değiştirmek ihtiyacını duymamıştır .

Âfet İnan: Atatürk'e olan yakınlığı nedeniyle kuşkusuz Âfet İnan Pirî Reis Haritası’nın bulunmasıyla ilgili ilk elden bilgi sahiplerine istediği an ulaşabilecek bir konumdaydı. Halbuki, 1954'te bu konuda yazdığı kitabının üçüncü sahifesinde sadece "... müze haline getirilecek binaların içinde bulunan eşyalar tasnif edilmekte iken, Millî Müzeler Müdürü B.Halil Ethem, ilim âleminin o zamana kadar tanımadığı bir harita (portolan) buldu (9. XI, 1929)." yazmıştır. Belli ki Âfet İnan, haritanın Halil Edhem eliyle Deissmann'a tevdi edildiğini duymuş, tarihini de daha fazla araştırmağa lüzum görmeden Adıvar'ın eserinin ikinci baskısından aynen kopyalamıştır. Deissmann'ın ve Kahle'nin adlarının, eserleri bibliyografyada gösterildiği halde (Deissmann'ın adı aynen Adıvar'ın yaptığı imlâ yanlışıyla!) neden ortadan kaybolduğu ise entellektüel dürüstlük çerçevesinde açıklanabilecek bir olay değildir, zira en azından Adıvar'ı okuduğu kesin olan Âfet İnan'ın onların katkılarını bilmemesi mümkün değildi.

Âfet İnan'ın kitabı ne yazık ki ciddiye alınabilecek bir araştırma ürünü değildir. Saint-Dié-des-Vosges şehrini Amerika adını teklif eden bir coğrafyacı zannedecek (bkz. İnan, s. 56) ve bunu kitabının diğer baskılarında düzeltmek ihtiyacını duymayacak ölçüde bir bilgisizlik düzeyinin sergilendiği bu kitabın bizim makalemiz açısından tek yararı, yazarının Adıvar'ın yanlışlarını kopyalayıp, haritayı "bulan" olarak Halil Edhem Bey'in adını anmakla zımnen Deissmann'ın anlattıklarını doğrulamasıdır.

Sonuç

Pirî Reis'in meşhur 1513 Haritası’nın Topkapı Sarayı'nın entellektüel enkazı arasında 9 Ekim 1929'da bulunması şerefi, Fatih'in coğrafya merakını keşfedip buna dayanarak sarayda bir harita avı başlatan Adolf Deissmann ile haritayı görür görmez tanıyıp, kartografya tarihi açısından büyük önemini anlayan ve bunu tüm dünyaya bilimsel yayınlarla duyuran Paul Kahle'ye aittir. Haritanın ne bulunma tarihinde ne de bulunma şeklinde herhangi bir tereddüde en küçük bir mahal vardır. Aziz Ogan'ın Maarif Vekili Esad Sagay'a 11 Aralık 1931'de yazdığı mektupta haritanın Topkapı Sarayı Müze olduğundan beri "malûm ve mazbut" olduğu iddiası ve Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Tahsin Öz'ün Son Posta gazetesine aynı yönde verdiği demeç de hem Ogan'ın daha sonraki detaylı mektubu, hem de diğer kaynaklarca kesinlikle yalanlanmaktadır. İbrahim Hakkı Konyalı'nın bu konuda yazdıkları ise hayal mahsûlünden ibarettir.

Katkı Belirtme

Aziz Ogan arşivinden Pirî Reis ile ilgili belgeleri Ogan'ın kızı, büyük arkeolog merhume Prof. Dr. Jale İnan buldu. Bu belgeleri kullanmamıza önce o, onun ölümünden sonra da oğlu, Şengör'ün sevgili dostu Bay Hüseyin İnan izin verdi. Kendilerine şükran borçluyuz.

Kaynaklar

Adnan (Adıvar), A., 1939, La Science Chez les Turcs Ottomans: Librairie Oriental et Américaine, G.-P. Maisonneuve, Editeur, Paris, 161+ [13] ss.

Adıvar, A. A., 1943, Osmanlı Türklerinde İlim (İkinci Tabı) [Science of the Ottoman Turks (Second edition): Maarif Matbaası, İstanbul, 225 ss.

Adıvar, A. A., 1982, Osmanlı Türklerinde İlim (4th edition, much enlarged by rich footnotes added by A. Kazancıgil and S. Tekeli): Remzi Kitabevi, İstanbul, 243 ss.

Deismann, D. A., 1933, Forschungen und Funde im Serai: Walter de Gruyter & Co., Berlin, XI+144 ss.

İbrahim Hakkı [Konyalı], 1936, Topkapı Sarayında Deri Üzerine yapılmış Haritalar: Zaman Kitaphanesi, İstanbul, 267+12 ss+ 16 levha

İhsanoğlu, E., Şeşen, R., Bekar, M. S., Gülcan, G. ve Furat, A. H., 2000, Osmanlı Coğrafya Literatürü Tarihi (History of Geographical Literature During the Ottoman Period): Studies and Series on History of Science, 9; History of Ottoman Literature of Science, 3, IRCICA, İstanbul, Lxxxix+396 ss.+16 levha

İnan, Â., 1954, Pirî Reis'in Amerika Haritası (1513): (basan ve yayımlayan belirtilmemiş) Ankara, 69+[I]ss+2 levha

Kahle, P., 1933, Die verschollene Colmbus-Karte von 1498 in einer türkischen Weltkarte von 1513: Walter de Gruyter & Co, Berlin und Leipzig, 52 ss.+9 levha

Karatay, F. E., 1961, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Türkçe Yazmalar Kataloğu, c. I. Din, Tarih, Bilimler No. 1-1985: Topkapı Sarayı Müzesi Yayınları No. 11, XI+[IV]644 ss.

McIntosh, G. C., 2000, The Pirî Reis Map of 1513: The University of Georgia Press, Athens & london, xiv+230 ss.

Sezgin, F., 1987, Editor's Introduction: şurada: Sezgin, F., yayına hazırlayan, Klaudios Ptolemaios Geography Arabic Translation (1465 A.D.) Reprint of the Facsimile Edition of the MS Ayasofya 2610, in collaboration with M. Amawi, C. Ehrig-Egert, A. Jokhosha, E. Neubauer, I. Schuboltz, Veröffentlichungen des Institutes für Geschichte der Arabisch-Islamischen Wissenschaften, Rheide D Kartographie, Bd. 1, ss. 1-16.

Şengör, A. M. C., 2003, İhsanoğlu, Ekmeleddin (editor). Osmanlı Coğrafya Literatürü Tarihi (History of Geographical Literature During the Ottoman Period) (Studies and Series on History of Science, 9; History of Ottoman Literature of Science, 3). Lxxxix+912 pp. Frontis., illus., bibl., indexes. İstanbul: IRCICA, 2000. $80 (2 vol.) (cloth) (book review): Isis, c. 94, ss. 143-144.

ŞEKİLLER


Şekil 1. Pirî Reis haritasının Aziz Ogan'ın arşivinden çıkan fotoğrafı. Bu fotoğraf çok büyük bir olasılıkla Halil Edhem Bey tarafından Paul Kahle için 1931 Martında (bkz.Deissmann, 1933, s. 113; Kahle, 1933, s. 5; İbrahim Hakkı,1936, s. 66) çektirilen fotoğraftır. (Aziz Ogan arşivi)


Şekil 2. Belge I: Zamanın Asar-ı Atika Müzeleri Müdürü Aziz (Ogan) Bey'in, Maarif Vekili Esad (Sagay) Bey'e yazdığı 11 Aralık 1931 tarihli mektubun kopyası. (Aziz Ogan arşivi)



Şekil 3. Belge II: Zamanın Topkapı Sarayı Müdürü Tahsin (Öz) Bey'in 11 Aralık 1931 tarihli Son Posta gazetesine verdiği demeç. (Aziz Ogan arşivi)
 


Şekil 4. Profesör Gustav Adolf Deissmann (1866-1937). Deissmann 1930-1931 yıllarında Berlin Üniversitesi rektörlüğü yapmıştır.



Şekil 5. Adolf Deissmann'ın Forschungen und Funde im Serai (Saray'da Araştırmalar ve Bulgular) adlı eserinin kapağı.


Şekil 6. Profesör Paul Kahle (1875-1964). Kahle 1939’da Nazilerden kaçarak İngiltere’ye hicret etmiş, 1963 yılına kadar orada yaşamıştır.



Şekil 7. Türkiye’de modern müzeciliğin kurucularından Halil Edhem Eldem (1861-1938).



Şekil 8. Paul Kahle'nin 1933'da yayınladığı "Die verschollene Columbus-Karte von 1498 in einer türkischen Weltkarte von 1513" (1498 tarihli Kayıp Kolomb haritası 1513 tarihli bir Türk Dünya Haritası İçinde) eserinin kapağı adlı eserinin kapağı.



Şekil 9. Belge III: Aziz (Ogan) Bey'in devrin Maarif vekili Yusuf Hikmet (Bayur) Bey'e yolladığı 27 Aralık 1933 tarihli mektup. (Aziz Ogan arşivi)

 

(1) Topkapı Sarayı'nın Sultan II. Mehmet (Fatih) zamanında pek muhteşem olduğu düşünülen entellektüel zenginliğinin zaman içinde nasıl bir enkaza dönüştüğü konusunda bilhassa bkz. Deissmann (1933). Bu eserinde Deissmann Topkapı Sarayı kütüphanelerinin çeşitli zamanlarda verilmiş tasvirlerinin bulunduğu eserlerin künyelerini de vermektedir
Konyalı bu dedikoduları yaymaktan daha sonra da vazgeçmemiştir. Bkz. Konyalı (1936, s. 67).
(2) Bu önemli yanlış İhsanoğlu ve diğerleri (2000, s. 21) tarafından düzeltilmeden aynen tekrarlanmıştır. Şengör (2003) bu önemli yanlışa dikkat çekmiştir.
(3) Bu harita Trabzon’lu bilgin Georgios Amirutzes ve oğlu tarafından yapılan büyük boy bir Batlamyus haritasıdır. Harita bugüne kadar bulunamamıştır (bkz. Sezgin, s. 16).
(4) Adıvar'ın kitabının Aykut Kazancıgil ve Sevim Tekeli tarafından dipnot ilâveleriyle zenginleştirilerek yapılan dördüncü baskısında bu konuda herhangi bir ilâve yapılmamıştır. Ancak Kazancıgil ve Tekeli'nin, Adıvar'ın eserinin Fransızca baskısında doğru olarak verilen ancak 1943 tarihli ilk Türkçe baskıya yanlış geçen ve yukarıda bahsettiğim bilgileri de düzeltmedikleri görülmektedir. Dolayısıyla Kazancıgil ile Tekeli’nin bu konuyu dikkatle gözden geçirmediklerini sanmaktayız.
(5) Âfet İnan kitabının bibliyografyasına Adıvar'ın eserinin hem Fransızca ilk baskısını hem de Türkçe ikinci baskısını almış olduğu halde, yaptığı yanlıştan hareketle, Fransızca birinci baskıyı okumadığı kesindir.


WHO DISCOVERED THE 1513 MAP OF PİRî REİS?
Prof.Dr.A.M. Celal ŞENGÖR
To the memory of Jale İnan

 

The purpose of this note is to document how and by whom the Pirî Reis map of 1513 was found in the intellectual ruins of the Topkapı Palace. The honour of finding the 1513 map of Pirî Reis on 9th October 1929 belongs to Adolf Deissmann and Paul Kahle. There is not the slightest room for doubt as to when and how the map was found.

Introduction

The purpose of this note is to document how and by whom the Pirî Reis map of April 1513 (H. 919 Muharrem: Fig. 1) was found and identified in the intellectual ruins of the Topkapi Palace. What makes this documentation possible is the various unpublished official documents found in the personal archive of Aziz Ogan, who was in the middle of the events when the map was found and immediately thereafter, in 1931, became director-general of the İstanbul Asarı-Atika (Archaeology) Müzeleri (Museums) carrying the highest responsibility of the organisation in which the discovery had been made. The documents found in Ogan’s personal archive are official letters and newspaper cuttings. What makes this documentation necessary, on the other hand, is the rise of a controversy following the discovery of the map as to how and by whom the map had been found.

Ibrahim Hakki Konyali’s Relation

In his book entitled Topkapı Sarayında Deri Üzerine Yapılmış Eski Haritalar (Old Maps Drawn on Leather in the Topkapı Palace), the archivist, urban historian and journalist İbrahim Hakkı (Konyalı) (1896-1984) gives the following information about how the map was found:

“After the Topkapı Palace had become a museum, there were some 60 boxes of old documents and notebooks in the cellars of the Treasury built by the Conqueror. In September 1929, the librarian [hafızı kütüb] of the museums, the late Âli and the secretary-general [başkâtib] of the Topkapı Palace, the late pilgrim [hacı] Reşad found the H. 919 map of Piri Reis while studying the contents of these boxes and put it in the library. Thus, the honour of finding this map belongs to these two modest men. But, unfortunately, the honour of publishing this valuable Turkish work was snatched away by a foreigner. When the former director of the museums Halil Edhem identified this work found by Messrs. Âli and Reşad, one of the German professors, Mr. Deissmann, was doing research in the museum. On 9th October 1929 Halil Edhem showed this map to Deissmann. At the time, one of the professors of the University of Bonn, P. Kahle, who had published Piri Reis’ Bahriye, happened to be in İstanbul. Deissmann relates as follows how he showed the map to him: ‘I showed this map to him upon Halil Edhem’s permission. He told us about the situation. Halil Edhem in person and in a mood of vast generosity allowed him to study the map in my study and to take a photograph of it in 1932.’” (İbrahim Hakkı, 1936, pp. 65-66, italics his. Our translation from the Turkish). Here İbrahim Hakkı quotes Deissmann’s 1933 book without referring to its page numbers.

The impression here given is that Kahle had stolen the discovery of Messrs. Âli and Reşad. Because of similar claims published in the newspapers of the time, the director-general of the Asar-ı Atika museums in İstanbul, Mr. Aziz Ogan felt the need to clarify the sutation in a letter he wrote to the Minister of National Education Mr. Esat Sagay on 11th December 1931. The closing paragraph of this letter is directly relevant to our topic (see Document-I displayed in Fig. 2):

“This map has been known and recorded ever since the Topkapı Palace was converted into a Museum. It is not something discovered by the Germans.”

The declaration, published in the İstanbul daily Son Posta on the same date as Ogan’s letter, by the director of the Topkapı Palace Mr. Tahsin Öz, has a parallel tone (see Document-II in Fig. 3):

“But this work was not discovered by a German scholar as has been claimed. The honour of this discovery belongs to Turks as the discovery of having produced it. We had discovered this map some time ago and kept it especially in our library.”

Adolf Deissmann’s Relation

The great Biblical scholar and theologian Prof. Gustav Adolf Deissmann (1866-1937: Fig. 4) relates the discovery of the Pirî Reis map in his book Forschungen und Funde im Serai (Researches and Discoveries in the Seraglio) mentioned above with the following words (our translation from the German):

“In the Autumn of 1929, while studying and ordering the pieces given by Mr. Halil, I formed an opinion as to how rich the Sultan’s library was in terms of geographical works. Upon that I asked Mr. Halil to have it investigated whether any other unknown maps or similar materials might be present. Halil fulfilled my request immediately and with great success: On 9th October 1929 he handed me a large bundle of maps of both oriental and occidental provenance recently found by himself including a very interesting Turkish map.

Naturally, it was a great piece of luck for us that Paul Kahle, to whom I was grateful for his services in the identification of the Samaritana and other parts of the Seraglio Library and who was a first class specialist on Turkish cartography and maritime history as the editor of Pirî Reis’ Bahriye, happened to be in İstanbul. With Halil’s permission I showed him the folio and he immediately identified it. This is an important service of his. With great liberality, Halil allowed him to investigate the map for days in my study and he himself joined him in the reading of the writings on the map. In February 1931, he additionally had a photocopy of the map made for him.” (Deissmann, 1933, pp. 112-113)

The impression we get from Deissmann’s relation is that the map had been unknown to the Turkish administrators and officials before it was identified by the great German orientalist Paul Kahle (1875-1964: Fig. 6). Had it been known, it is unthinkable that Halil Edhem (Fig. 7) would not have pointed it out to Deissmann as he handed him the bundle of maps. Even if he had not said it at that moment, it would have been no doubt told to him after Kahle’s identification. Before we turn to the Topkapı Palace register itself, let us listen to what Kahle has to tell us.

Paul Kahle’s Relation

Paul Kahle says the following in his 1933 book on the Pirî Reis map (Fig. 8):

“One day, Prof. Deissmann, who knew my interest in old sea charts, showed me a number of various types of them carefully kept in the Seraglio. Among them was a magnificent one, drawn in colour on parchment, roughly 85X60 cm in size, that included the following writing:

‘This was drawn in the city of Gallipoli in the Muharrem of the year 919 [Gelibolu] by the nephew of Kemal Re’is, the humble Piri, son of Muhammed’

From the beginning I never doubted that this was the map mentioned above and presented by Piri Re’is to the Sultan Selim in Cairo in the year 1517.” (Kahle, 1933, p. 13; our translation from the German)

Kahle immediately understood the importance of this 1513 map that included America from the viewpoint of the history of the period of the Great Geographical Discoveries and in a short time he also discovered its relation to Christopher Colombus.

From what Kahle relates it is clear that neither the author nor the importance of the map was discussed when it was shown to him. Deissmann clearly says that it was Kahle who identified the map. Indeed, the fact that the map was found after the inventory of the Topkapı Palace had been finished is reflected by the inventory number it was subsequently assigned.

Deductions From The Records Of The Topkapi Palace

The Pirî Reis map does not possess its own independent inventory number in the Seraglio records. During the inventory works in the Topkapı Palace, even the different copies of the same work within the same collection were assigned their own independent numbers. For instance, the two different copies of the first Ottoman geographical work, the Dürr-i Meknûn in the Revan collection, received two different numbers (R. 1656 and R. 1088: see Karatay, 1961, pp. 440-441). By contrast, the Pirî Reis map received the “R. 1633 duplicate” number (Karatay, 1961, p. 465). R. 1633 is in reality the number originally assigned to a manuscript copy of the Bahriye in the Revan collection. Its duplicate number clearly shows that the map was found after the inventory had been taken.

What one gathers from the information presented above is that the map had not been found while the inventory of the Topkapı Palace was being taken, or even if had been found accidentally, it had not been recognised and received no inventory number. From what Deissmann tells us we learn that Halil Edhem started a search for maps in the Seraglio after he had been alerted by Deismann, who had recognised the Conqueror’s interest in geography, that there might be also maps in addition to geography books in Topkapı. Now let us read how right our deductions may be from the pen of Halil Edhem’s successor.

What Is Said In Aziz Ogan’s Letter Of 27th December 1933

Aziz Ogan sent the letter displayed as Document III herein (Fig. 9) to the Minister of National Education of the time upon the discomfort generally felt as a result of the claims by İbrahim Hakkı Konyalı to the effect that it was him who in fact had found the map . What is of the greatest interest for us are the following lines:

“Prof. Deissmann, one of the professors of the University of Berlin and who prepared a catalogue of the non-Islamic manuscripts as a proud service to the museum during the time of my predecessor Mr. Halil Edhem, gives information in his book as to how and in what way and by whom the Pirî Reis map was discovered. “Pages 111, 112” with the consideration that it would not be without profit to study these pages at this time, I present a copy of the catalogue to your Exalted Person. I beg for its acceptance.”

Deductions That Can Be Made From The Documents

The following history of the discovery and the identification of the Pirî Reis map emerges from the documents so far presented:

As a part of the museological work that had started on 3rd April 1924, when the Topkapı Palace was given over to the responsibility of Mr. Halil Edhem, the Bible expert Prof. Deissmann, who was on his way back from the Ephesus excavations, was being given a tour of the Topkapı Palace on the day of 25th October 1927, overcast with rain clouds. Halil then asked Deissmann to take a look at the non-Islamic manuscripts in the Seraglio. Deissmann accepted this request the next year when again he was returning from the Ephesus excavations. During his work he recognised that the library in the Seraglio was largely a ruin, time, the ignorance and irresponsability of the Sultans (especially the purposeful destruction by a Sultan who Deiessmann believed might have been Murat III) and the insects having done great harm, and therefore a restoration work was imperative. This recommendation was accepted and Deissmann continued his investigations in the Seraglio in 1929. During these investigations, the abundance of geographical books amongst those collected by the Conqueror drew his attention and he asked his friend Mr. Halil Edhem to have it inspected whether there were any maps in the Seraglio. Mr. Halil Edhem fulfilled his request, had the Seraglio searched and placed a bundle, probably also containing some pieces that had been found earlier, in front of Prof. Deissmann. When Deissmann saw that the maps also contained those of Islamic origin, he invited his colleague Paul Kahle who then happened to be in İstanbul and who had in 1926 published the editio princeps of Pirî Reis’ Bahriye to take a look at tose maps. When Kahle saw Pirî Reis’ one among the maps he immediately recognised it on the basis of what he knew of it from Bahriye.

In this story, what could have been the rôles of Messrs. Reşad and Âli mentioned by İbrahim Hakkı Konyalı? There is no doubt that they had been responsible for collecting and ordering the books and pieces of documents found in the Seraglio under Mr. Halil Edhem’s direction. We do not have the slightest piece of evidence that they could have scientifically judged the importance and the value of the works they collected in the Seraglio. On the other hand, Konyalı’s later attribution of the discovery of the map to himself was an outright lie, as pointed out by Aziz Ogan.

The only dark point in this story is the question as why in the letters and declarations in 1931 by Aziz Ogan and Tahsin Öz, it had been stated that the map had been known and inventoried since the Topkapı Palace had become a museum in 1924 and that it had not been found by the Germans. It is difficult to interpret these declarations and letters in a sanguine spirit. Obviously, neither bureaucrat told the truth then, perhaps under the influence of the dominant nationalist atmosphere of the times. The map was neither known nor inventoried in 1924. This situation lasted until Paul Kahle identified it in 1929. However, the honest intellectual Aziz Ogan later confessed the truth that had been earlier hidden in his letter that he wrote to Hikmet Bayur and underlined that Deissmann was the reliable source.

Two Contemporary Relations: Abdulhak Adnan And Âfet İnan

It might be of some use to quote here two people, who could have reliable information owing to their closeness to the contemporary and most authoritative sources, despite the fact that they themselves had no first-hand knowledge of the discovery of the map. The first is the renowned historian of Ottoman science Abdülhak Adnan Adıvar (1882-1955) and the second Âfet İnan (1908-1985), one of Atatürk’s adopted daughters and a later professor of history. From the viewpoints both of intellectual capacity and breadth of knowledge and ability to reach the primary sources independently, Adıvar is the more reliable of the two.

Abdulhak Adnan Adıvar: Adıvar published the first edition (in French) of his book entitled Science chez les Turcs Ottomans, which later became a classic, in Paris while he was in exile in 1939. Among his sources were, no doubt, both Deissmann’s and Kahle’s books. We do not know whether Adıvar was able to reach the sources in Turkey at that time. In this first edition of his book, Adıvar relates the discovery of the map thus (our translation from the French):

“While ordering the non-Islamic codecies in the library of the Old Palace Topkapı, Prof. Deismann [sic] from Berlin had asked Mr. Halil to have a careful search conducted for geographical maps that he had supposed to have existed in the Old Palace. In fact, on 9th October 1929, Mr. Halil Edhem gave Professor Deismann [sic] a package containin maps in both oriental and occidental languages. Among these maps part of a Turkish world map was found. Prof. Kahle from Bonn identified this map as a fragment of the one drawn by Admiral Pirî Reis and presented to Sultan Selim I who was at the time in Egypt.” (Abdülhak Adnan, 1939, pp. 59-60).

At this Point Abdülhak Adnan added the following footnote (p. 60):

“The question as to whom the priority in discovering this map belongs caused a controversy in Turkey that I find inappropriate to relate here. Mr. İbrahim Hakkı, who published a work on the old maps in the Old Palace (Eski Haritalar, İstambul, 1936) claimed that he had made this map known to the public in 1931 for the first time by means of his articles. But, in 1931, this discovery had already become widely known because of the paper P. Kahle presented to the Congress of Orientalists in Leiden and its publication in the Italian journal «La Cultura» (Vol I. year X, fascicule 10, 1931) and in the Spanish journal «Investigatión y Progreso» (N. 12, December 1931) and by Eugen Oberhummer in the «Anzeiger der Akademie der Wissenschaften in Wien» (N. 18-27, 1931). After a short while, Mr. P. Kahle, who has the distinction of having noticed that this map was a copy of the map by Chr. Columbus, published a short note in «Forschungen und Fortschritte» (1932, n. 19). Finally, the same author published a brochure entitled Die Verschollene Columbus Karte von Jahre 1498 in einer türkischen Weltkarte vom 1513, of which a review was published in Archeion, XIX, 1937, p. 433. In addition, two articles, one of which was from the pen of the late Yusuf Akçura, former president of the Turkish Historical Society, appeared in the «Illustrated London Times» (27th February and 23rd July 1932).”

The only, but very important mistake made here by Abdülhak Adnan Adıvar is the expression that this map “is a copy of Chr. Columbus’ map” .

After his return from exile, Adıvar, who was now in a position to use the libraries and archives in Turkey more readily, published a second edition of his book, this time in Turkish. In this second edition, dated 1943, we read the following lines corresponding with the ones cited above (translated from the Turkish by us):

“While studying and ordering the codecies in the library of the Seraglio, Prof. Deismann [sic] noticed the Conqueror’s interest in the geography and the maps of Ptolemy and with a view to finding the map he had had Amirutzes draw[ ], asked M. Halil to have a careful search conducted. In fact, on 9th November 1929, Mr. Halil Edhem gave Professor Deismann [sic] some maps in both oriental and occidental languages. Among these maps part of a Turkish world map was found. The orientalist Prof. Kahle identified this map as a copy of the lost 1498 map of Christopher Columbus and the very map drawn by Pirî Reis and presented to Sultan Selim I in Egypt. It is meaningless to repeat here the controversy in the İstanbul newspapers. For example, although a person called İbrahim Hakkı, in a book entitled Eski Haritalar [sic], claims piority of the discovery because he had informed the whole world by means of an article he had published in the daily Son Posta on 9th December 1931, P. Kahle had already given a paper on 9th September of the same year in the Congress of the Orientalists in Leyden on this map and this paper was published in the Italian journal «La Cultura» (Vol I. year X, fascicule 10, 1931) and in the Spanish journal «Investigatión y Progreso» (N. 12, December 1931). Also, Eugen Oberhummer described this map in an article in the «Anzeiger der Akademie der Wissenschaften in Wien» (N. 18-27, 1931). In a short note in the Forschungen und Fortschritte, 1932, 19, this map was mentioned. But P. Kahle described the map in 1933 in a perfect fashion in a brochure entitled Die Verschollene Columbus Karte von Jahre 1498 in einer Türkischen Weltkarte vom 1513, and showed those sources of it that he had been able to establish.” (Adıvar, 1943, pp. 57-58).

Although the Turkish text is in principle the same as the French one, a few errors and misprints immediately jump to the eye. First, no doubt as a slip of the pen, Adıvar wrote November in the Turkish version, for what he had correctly written as October in the French version (Teşrinisani [=November], instead of Teşrinievvel [=October]). This “slip of the pen” was later copied by Âfet İnan, who clearly had not read the French version (Âfet İnan, 1954, p. 3) and confused McIntosh (2000, p. 160, note 1), who apparently also remained ignorant of the French edition.

Secondly, although Adıvar had correctly given the date of publication of İbrahim Hakkı Konyalı’s book as 1936 in the first French edition, in the second Turkish edition this became 1934 probably as a result of a misprint. This and other similar mistakes seem to have resulted from poor proof-reading and/or copy-editing of the Turkish version and should not be considered sources of confusion such as that dwelled upon by McIntosh.

In summary, Adıvar completely endorsed the history related by Deissmann and felt no need to alter his opinion after he returned to his country and possibly had an opportunity to discuss with the surviving heroes of the story .

Âfet İnan: Because of her special relation to Atatürk, Âfet İnan was certainly in a position to reach any time she wanted those who had first-hand knowledge of the discovery of the Pirî Reis map. In her 1954 book on this subject, however, she wrote only “In the process of classifying the numerous articles in the buildings, Mr. Halil Edhem, Director of the National Museums, discovered a map (9 Nov. 1929) till then unknown in the world of science.” (İnan, 1954, pp. 3-4). It is obvious that Âfet İnan had heard that the map had been given to Deissmann by Halil Edhem and copied its date from the second (Turkish) edition of Adıvar’s work without further ado. Why the names of Deissmann (whose name was written by Âfet İnan with the same orthographical error as Adıvar!) and Kahle disappeared, although their works appear in her bibliography is difficult to explain within the frame of intellectual honesty, because it was impossible for Âfet İnan, who definitely had read Adıvar’s book , not to know their contributions.

Unfortunately, Âfet İnan’s book is not the result of a research that can be taken seriously. She displayed in this book a level of ignorance characterised by her mistaking the town of Saint-Dié-des-Vosges for a geographer who had suggested the name America and not correcting it in the subsequent editions of her book! The only redeeming quality of this book from the viewpoint of our purpose here is that by copying Adıvar’s mistakes and mentioning Mr. Halil Edhem’s name as the “discoverer” of the map, its author unwittingly corroborated Deissmann’s relation.

Conclusion

Tho honour of discovering Pirî Reis’ map in the intellectual ruins of the Topkapı Palace on 9th October 1929 belongs to Adolf Deissmann, who recognised the Conqueror’s interest in geography and initiated a map-hunt in the Seraglio and to Paul Kahle, who identified the map as soon as he saw it and, recognising its great importance from the viewpoint of the history of cartography, made it known to the world by proper scientific publications. There is not the smallest room for doubt as to when and how the map was discovered. The claim that the map “had been known and inventoried” since the Topkapı Palace had become a museum, expressed in the letter of 11th December 1931 written by Aziz Ogan to the Minister of Education Esad Sagay and a similar statement made by Tahsin Öz, the director of the Topkapı Palace, to the daily Son Posta, are definitely falsified by the later, more detailed letter of Ogan and by other sources. What İbrahim Hakkı Konyalı wrote on this subject is little more than the products of pure imagination.

Acknowledgements

Great archaeologist, the late Professor Jale İnan, Aziz Ogan’s daughter, found the documents pertaining to Pirî Reis in her father’s archive. She and after her death, her son, Şengör’s dear friend Hüseyin İnan, gave us permission to use them for this research. We are grateful to them.

References

Adnan (Adıvar), A., 1939, La Science Chez les Turcs Ottomans: Librairie Oriental et Américaine, G.-P. Maisonneuve, Editeur, Paris, 161+ [13] pp.

Adıvar, A. A., 1943, Osmanlı Türklerinde İlim (İkinci Tabı) [Science of the Ottoman Turks (Second edition): Maarif Matbaası, İstanbul, 225 pp.

Adıvar, A. A., 1982, Osmanlı Türklerinde İlim (4th edition, much enlarged by rich footnotes added by A. Kazancıgil and S. Tekeli): Remzi Kitabevi, İstanbul, 243 pp.

Deismann, D. A., 1933, Forschungen und Funde im Serai: Walter de Gruyter & Co., Berlin, XI+144 pp.

İbrahim Hakkı (Konyalı), 1936, Topkapı Sarayında Deri Üzerine yapılmış Haritalar: Zaman Kitaphanesi, İstanbul, 267+12 pp+ 16 plates

İhsanoğlu, E., Şeşen, R., Bekar, M. S., Gülcan, G. ve Furat, A. H., 2000, Osmanlı Coğrafya Literatürü Tarihi (History of Geographical Literature During the Ottoman Period): Studies and Series on History of Science, 9; History of Ottoman Literature of Science, 3, IRCICA, İstanbul, Lxxxix+396 pp.+16 plates

İnan, Â., 1954, The Oldest Map of America Drawn by Pirî Reis translated by Dr. Leman Yolaç: TürkTarih Kurumu Basımevi, Ankara, 64pp+2 plates.

Kahle, P., 1933, Die verschollene Colmbus-Karte von 1498 in einer türkischen Weltkarte von 1513: Walter de Gruyter & Co, Berlin und Leipzig, 52 pp.+9 plates

Karatay, F. E., 1961, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Türkçe Yazmalar Kataloğu, v. I Din, Tarih, Bilimler No. 1-1985: Topkapı Sarayı Müzesi Yayınları No. 11, XI+[IV]644 pp.

McIntosh, G. C., 2000, The Piri Reis Map of 1513: The University of Georgia Press, Athens & London, xiv+230 pp.

Şengör, A. M. C., 2003, İhsanoğlu, Ekmeleddin (editor). Osmanlı Coğrafya Literatürü Tarihi (History of Geographical Literature During the Ottoman Period) (Studies and Series on History of Science, 9; History of Ottoman Literature of Science, 3). Lxxxix+912 pp. Frontis., illus., bibl., indexes. İstanbul: IRCICA, 2000. $80 (2 vol.) (cloth) (book review): Isis, v. 94, pp. 143-144.

Sezgin, F., 1987, Editor's Introduction: in, Sezgin, F., editor, Klaudios Ptolemaios Geography Arabic Translation (1465 A.D.) Reprint of the Facsimile Edition of the MS Ayasofya 2610, in collaboration with M. Amawi, C. Ehrig-Egert, A. Jokhosha, E. Neubauer, I. Schuboltz, Veröffentlichungen des Institutes für Geschichte der Arabisch-Islamischen Wissenschaften, Rheide D Kartographie, Bd. 1, pp. 1-16.

Figure Captions

Figure 1. Photograph of the Pirî Reis map of 1513 that came out of Aziz Ogan’s archive. This is most likely a copy of the photograph taken for Paul Kahle upon Mr. Halil Edhem’s orders in March 1931 (see Deissmann, 1933, p. 113; Kahle, 1933, p. 5; İbrahim Hakkı, 1936, p. 66). (Aziz Ogan archive)

Figure 2. Document I: Copy of the letter written by the Director-General of the Archaeological Museums Mr. Aziz (Ogan) to the Minister of Education Mr. Esad (Sagay) on 11th December 1931. (Aziz Ogan archive)

Figure 3. Document II: The statement made by Mr. Tahsin (Öz) and published on 11th December 1931 by the daily Son Posta in İstanbul. (Aziz Ogan archive)

Figure 4. Professor Gustav Adolf Deissmann (1866-1937). Deissmann served as the rector magnificus of the University of Berlin in the years 1930 and 1931.

Figure 5. The cover of Forschungen und Funde im Serai (Researches and Discoveries in the Seraglio) by Deissmann.

Figure 6. Professor Paul Kahle (1875-1964). Kahle ran away from the Nazis to England in 1939 and lived there until 1963.

Figure 7. Halil Edhem Eldem (1861-1938), one of the founders of modern museology in Turkey.

Figure 8. The cover of Kahle’s "Die verschollene Columbus-Karte von 1498 in einer türkischen Weltkarte von 1513" (The Lost 1498 Map of Columbus in a Turkish World Map of 1513), which he published in 1933.

Figure 9. Document III: Copy of the letter dated 27th December 1933 that Mr. Aziz (Ogan) sent to the Minister of Education at the time, Yusuf Hikmet Bayur. (Aziz Ogan archive)

 

(7) About how the magnificent intellectual richness of the Topkapı Palace, believed to be present at the time of Mehmet II (‘the Conqueror’), became transformed into a ruin, see esp. Deissmann (1933). In this book Deissmann also gives references to works describing the state of the Topkapi Palace libraries at different times in the past.
(8) Konyalı did not cease to spread these untruths even later (see, for example, İbrahim Hakkı, 1936, p. 67).
(9) This mistake was repeated by İhsanoğlu and others (2000, p. 21) without correction. Şengör (2003) pointed out this important error.
(10) This map was in fact a large copy of the map of Ptolemy drawn by Georgios Amirutzes and his son from Trebizond (present-day Trabzon). The map has never been found (see Sezgin, 1987, p. 16).
(11) In the fourth edition of Adıvar’s book by Aykut Kazancıgil and Sevim Tekeli (Adıvar, 1982), enriched by the addition of new footnotes, nothing was added about this subject. However, neither did Kazancıgil and Tekeli correct the mistakes that had crept into the original Turkish edition of 1943, although they had been correct in the French edition. We therefore think that Kazancıgil and Tekeli did not review this subject carefully.
(12) Both the first (French) and the second (Turkish) editions of Adıvar’s book appear in Âfet İnan’s bibliography, although it is certain, on the basis of the mistakes she made, that she had not read the French edition.