|
KURTULUŞ SAVAŞINDA TÜRK
DENİZCİLERİ VE
|
| ÖZET |
|
Donanmanın etkisiz
duruma getirilerek, Haliçe hapsedilmesi nedeniyle Deniz subayları ve
Deniz Harp Okulu öğrencileri Anadolu'ya kaçarak Kurtuluş Savaşına
katıldılar. Bahriyemizin bir kısım personeli de Muavenet-i Bahriye
(Bahriye Yardım Kuruluşu) adı altında bir grup oluşturarak, İstanbulda
İtilaf Devletlerinin kontrol ve baskısı altında ambarlardan geceleri
gizlice kaçırdığı top, hafif silah, cephane, mayın, donatım araç ve
gereçlerini, sivil deniz araçları ile Anadoluya, Kurtuluş Savaşını yapan
birliklere ulaştırdılar. Daha da önemlisi, bu vatansever denizciler, büyük
fedakarlıklarda bulunarak, canları pahasına bir yandan Karadeniz üzerinden
yapılan nakliyatla Kurtuluş Savaşının lojistik desteğinin önemli bir
kısmını sağlarken, öte yandan da Karadenizdeki nakliyatın güvenliği
yönünden önemli liman ve kıyı bölgelerinin savunulmasını üstlendiler.
Hatta güvenli ve daha süratli bir nakliyat için Kızılırmak Nehrinden
yararlanmayı bile denediler. Ama en önemlisi, bütün bu görevlerin
Karadenizin şiddetli fırtına ve dalgalarına dayanması olanaksız, küçük ve
yetersiz teknelerle yapılmış olmasıdır. |
|
TURKISH
SEAMEN IN THE INDEPENDENCE WAR AND THE FORMATION OF THE REPUBLICS NAVY ABSTRACT |
|
Due to the fact that the navy
had become ineffective being imprisoned in Haliç, the Naval Officers and
the students of The Naval War School escaped to Anatolia and joined the
War of Independence. A part of the personnel forming an organization
called Muavenet-i Bahriye (Naval Aid Organization) stole, cannons, light
weapons, ammunition, landmines, ordnance and civil sea transportation
vehicles from the enemy forces in Istanbul and transported them to the
fighting units in the War of Independence in Anatolia. Even more important
than that these patriot mariners showing great sacrifice and risking their
lives, were aiding the units in war logistically over Karadeniz and were
taking on the defense of the coasts and harbors to defend the
transportation as well. In fact they tried to use the Kızılırmak River as
a safe and faster transportation route. Yet the most important of them all,
is that all of these missions were accomplished with boats which were
incapable and too small to hold out in the Black Seas strong storms and
waves. |
| BİLDİRİ |
|
Sempozyumun bu konusunu işleyecek olan konuşmacı, bir iki gün önce, özrü nedeniyle, sempozyuma katılamayacağını bildirmiştir. Böyle önemli bir konunun, sempozyuma sunulacak biçimde kısa zamanda hazırlanmasına olanak yoktu. Programı değiştirmemek amacıyla ve konu üzerinde daha önce çalışmalarımın bulunması nedeniyle, konuyu işleyerek sizlere sunmayı seve seve kabul ettim. Bu konuyu sunacak pek çok seçkin sivil ve asker araştırmacı varken, böyle bir şansı yakalayabilmekten duyduğum onuru belirtir, hepinize saygılar sunarım. |
|
GİRİŞ
Cumhuriyetimizin kurucusu büyük devlet adamı Atatürk, millet iradesine ve
egemenliğine dayanan Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmakla kalmamış, bu
devletin temelini tam bağımsızlık, millilik, laiklik ve çağdaşlık
temellerine oturtarak, her yönüyle gelişmiş ve çağdaş bir devlet yaratmak
istemiştir. O, 1935 yılında Türkiye Cumhuriyetinin gelişme sürecini
Uçurumun kenarında yıkık bir ülke... Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar...
Yıllarca süren savaş... Ondan sonra içerde ve dışarıda saygı ile tanınan
yeni vatan, yeni toplum, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız
devrimler... İşte Türk genel devriminin kısa bir özeti... biçiminde
tanımlamıştır.
Teşkilatın birimlerinden Amasra Bahriye Komutanlığı, Karadenizin batısı ve İstanbul Boğazı yöresinde keşif faaliyetleri ile İstanbuldan kaçırılan malzemelerin güvenle yerlerine ulaşmasına yardım etmiş, zaman zaman da taarruzi görevler yapmıştır. Karadeniz Ereğli Nakliyat-ı Bahriye Komutanlığı ise İstanbul- Akçakoca; Trabzon- Akçakoca arasındaki güvenli deniz ulaşımını sağlamış, bölgesindeki gemi ve araçlara lojistik destek ve üs kolaylıkları vermiştir. Bu komutanlık aynı zamanda Karadenizde nakledilen askeri malzemeye ilişkin kayıtları da tutmuş ve Bahriye Dairesi Reisliğine, günü gününe bunların raporunu vermiştir.
Türklere karşı soykırıma girişen Rum-Pontus çetelerinden bir grup 16 Mart 1921de kurulan Fethiye Bahriye İhtiyat Grubu ile Liman Reislikleri, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz yöresinde istihbarat toplama, nakliye ve sahil güvenlik görevlerini yürütmüştür. Eğridir Gölü Bahriye Müfrezesi, Antalyaya gelen askeri malzemenin Batı Cephesine ulaştırılmasını sağlamıştır.
İnebolu Yükleme ve Boşaltma Komutanlığının Cephane Boşaltma Faaliyeti
Kurtuluş Savaşına katılan Deniz Subaylarından bir grup Hem Karadeniz, hem Marmara Denizi ve hem de Ege ve Akdeniz yörelerinde görev yapan gemiler yaşlı ve düşük süratli olmalarına, tahkim edilmemiş üs ve limanlara dayanarak harekat yapmalarına ve korumasız olmalarına karşın adeta mucizeler yaratmış, personelinin üstün görev anlayışı, cesaret ve feragati, her şeyden önce içten vatan sevgileriyle, üstlendikleri görevleri tamamen yerine getirmişlerdir.
Aydınreis Gambotu
Destanlaşan gemilerimiz arasında yer alan Alemdar Romorkörü, İstanbuldan, işgal kuvvetlerinin denetiminden, gemi kurtarma bahanesiyle Karadeniz Ereğliye kaçırılmış; Fransızlar daha sonra gemiyi ele geçirip, yeniden İstanbula gönderme planları yaparken, kahraman gemi personeli gemiye el koyarak 09 Şubat 1921 günü gemiyi Ereğlide baştankara etmiştir. Daha sonra Alemdar Trabzona getirilmiş ve çok değerli hizmetlerde bulunmuştur. Alemdar bir örnektir; onun gibi eldeki gemilerimizin tümü ve ayrıca gönüllü halkın tekneleri ile yapılmış olan, bunların ve personelinin adlarını Kurtuluş Savaşı tarihimizin altın sayfalarına yazdırmışlardır. Büyük Atatürk, lojistik ve istihbarat gibi unsurların bir harekata olan etkilerini çok iyi bilen bir komutandı. Zaman zaman genç subayların arasına girer ve onlara sorduğu sorularla, onların askerliğe ilişkin konulardaki bilgilerinin geliştirilmesine çalışırdı. Nitekim, bir 30 Ağustos günü, tören geçidinden sonra Ankara Palas' ta genç subaylarla arasında şöyle bir konuşma geçmişti: - Dünyanın en büyük komutanı kimdir? Bir subay bütün içtenliği ile yanıt verdi: - Sizsiniz Paşam, Atatürk, hayır anlamında başını sallamış, ayrıca yüzünden bu cevaptan hiç de memnun olmadığı belli oluyordu. Hatta kızmıştı. Ancak subayın yüzünden de inanarak ve içtenlikle söylediği belli oluyordu. Atatürk öfkesine hakim olmaya çalışarak şunları söylemişti: - Siz ya tarih bilmiyorsunuz, ya da inanmadığınız şeyleri söylüyorsunuz. Bu cevaptan memnun olacağımı sanmayın. Ayrıca, hak etse bile kimseyi yüzüne karşı övmeyin dedi. Sonra daha fazla utangaçlığa meydan vermeden, sorusunun cevabını kendisi vermiştir:
-Dünyanın en büyük kumandanı Timurlenktir. Çünkü bugün öğrendiğimiz ve
uyguladığımız bütün tabiye kurallarını; özellikle çok önemli olan ikmal
(lojistik) önde gelmek üzere, harekat ve istihbarat dahil, her şeyiyle ve
her yönüyle uygulamıştır.
Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal ve eşi Latife Gazi Hanımefendi, 30 Ağustos
Büyük Kurtarıcımız, törenden sonra 21.30da trenle Afyonkarahisara gelmiş,
buradan 01.30da Eskişehire yola çıkmıştır. Eskişehirden Karaköye trenle,
oradan da otomobille Bursaya gidilmiştir. 11 Eylül 1924 günü Bursanın
kurtuluşu kutlandıktan sonra Mudanyaya hareket edilmiştir.
Hamidiye Kruvazörü GGeminin bütün subay ve erleri, Cumhuriyet
Donanmasının bu ilk kahraman Gazi konuğunu güvertede, saf düzeninde
karşılayıp, selamladılar. Herkes Gazinin yolculuğunu Hamidiye Zırhlısı ile
sürdürmesinin Türk Deniz Kuvvetlerinin yeniden düzenlenmesi ve yapılanması
aşamasının başlangıcı olduğunu biliyor ve bunun heyecanını yaşıyordu.
Hamidiye, 12 Eylül 1924 günü sabahı 06.00da Mudanyadan denize açıldı,
İstanbula doğru yola çıktı. Gazi Mustafa Kemal
Hamidiyenin seçkin, genç ruhlu kumandan ve subaylarının sevk ve idaresinde yaptığımız deniz gezisinin anılarını unutmayacağım. Bu heyetin Türk Cumhuriyetinin gelecek donanmasında başarılı kumandanlar olmasını dilerim. Latife Gazi Mustafa Kemal
Sonraları, 2 Kasım 1924 günü TBMMnin açılış nutkunda deniz ve deniz konularına önem verilmesi gerektiğini vurgulayan Büyük Kurtarıcı şunları söyleyecektir: Efendiler, Bahriyeyi (Deniz Kuvvetlerimizi) esas ve ciddi biçimde iyileştirmek düşünülmelidir. Bu konuda hareket noktası, seçkin elemanları tam olarak yetiştirip onlardan memleketin ivedi gereksinimlerinden yararlanmak ve herhalde memleketin gücünün üzerindeki hayallerden uzak kalmak olmalıdır. Memleketin savunmasından söz ederken çağdaş dünyada önemli ve etkin bir vurucu güç niteliğinde bulunan hava kuvvetlerince Yüce Meclisin özellikle ilgisini ve dikkatini çekerim...
Büyük Kurtarıcının ilgi ve direktifleri ile, ülkenin parasal olanakları içinde, bir donanma meydana getirilmesi, bunun destek birliklerinin oluşturulması ile eğitim gereksinimlerinin karşılanması amacıyla 30 Aralık 1924 günü TBMMde Bahriye Vekaleti (Bakanlığı) Kuruluş Yasasını kabul etmiştir. (Daha sonra, Bahriye Vekaleti 27 Aralık 1927 tarihinde söndürülecek ve yerine Ocak 1928de Milli Müdafaa Vekaletine [Milli Savunma Bakanlığı] bağlı Deniz Müsteşarlığı kurulacaktır.)
Atatürk 01 Kasım 1926 günü TBMMnin, ikinci devre, dördüncü toplantı yılını açtı. Bu açış konuşmasında da, öteki konular gibi Silahlı Kuvvetlerin durumundan söz etti. Konuşmalarının aşağıya alınan bölümünde görüleceği üzere, daha önceki konuşmalarında ordularımız deyimini kullanarak Kara, Deniz, Hava Kuvvetlerini ifade eden Büyük Önder, bu konuşmalarında, bunları ayrı ayrı belirtmiştir. Saygıdeğer Efendiler, Kara, deniz ve hava ordularımızın yükselmesi için sarfettiğimiz çabaların verimli sonuçlar vermekte olduğunda emin olabilirsiniz. Faaliyetlerini yakından gözlemlediğim Cumhuriyet ordularının maddi, manevi alanlarda güç ve değeri vatanın dokunulmazlığını ve milletin güvenini yükümlenecek bir seviyede olduğunu kesinlikle açıklayabilirim... Büyük Atanın bu sözleri Cumhuriyet Donanmasının oluşumunun tamamlanmak üzere olduğunun ilk işaretleridir. Nitekim çabalar meyvelerini verecek, ileride ayrıntıları verilecek, donanma manevraları da gündeme gelecek ve Cumhuriyet Donanmasının ilk manevrasını da kendisi yönetecektir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet Donanmasının tatbikatını, en önemli devrimlerimiz içinde yer alan Türk Yazı Devrimini başlatmak, amacıyla çıktığı Yazı Dersi Gezisi (4 Haziran 21 Eylül 1928) esnasında yöneltmiştir. Bu yolculuğunda 11 Ağustos 1928 Cumartesi günü Dil Encümenini kabul ederek Dolmabahçe Sarayında ilk yazı dersinin açılış konuşması ile Dolmabahçe Yazı Kurslarını başlatmış ve yazı devrimi çalışmalarını, halka benimsetmek üzere çeşitli faaliyetlerde bulunmuş, örneğin; 28 Ağustos 1928 Cumartesi günü Dolmabahçe Sarayında yapılan Yeni Harfler Konferansına katılmış ve yaklaşık beş saat süren Yazı Dersinde bulunmuştur. 29 Ağustos 1928 Çarşamba günü Dolmabahçe Sarayında yeni bir Yazı Dersi toplantısı yapılmıştır. Artık Cumhurbaşkanımızın Yeni Harfleri tanıtım ve benimsetme yolundaki girişimleri amacına ulaşıyordu. 1 Eylül 1928 Cumartesi günü gecesi 03.30da Ertuğrul Yatı ile Çanakkaleye doğru yola çıkıldı. Yat 17.00de Maydosa erişti. Buradan otomobillerle Anafartalara gidilerek Çanakkale Savaşlarının yapılmış olduğu yerler gezildi. Maydosdan 20.20de Ertuğrul Yatı ile Geliboluya hareket edildi. Geliboluda Cumhuriyet Donanmasının Tatbikatı Cumhurbaşkanı Atatürk, 02 Eylül 1928 Pazar günü 13.30da Geliboluya geldi. Doğal olarak bu gezileri de halka ve halkın sorunlarına yönelik bir geziydi. Ancak Onun asıl amacı, artık bir güç durumuna gelmiş Cumhuriyet Donanmasının Boğazlar ve Ege Denizindeki tatbikatlarının birinci bölümünü başlatmak, izlemek ve Cumhuriyet Donanmasına verdiği önemi bir kez daha vurgulamaktı. Atatürkün 1 2 Eylül 1928 günleri tatbikatı kendisi yönetti ve tatbikatın sonunda Türk Deniz Kuvvetlerinin yeni bir sürece girdiğini görerek tatbikat sonucuna ilişkin görüşlerini aşağıdaki emirname ile duyurdu: Ertuğrul Yatı, 2 Eylül 1928 Donanma Komutanına İstanbulda bulunduğunuz andan itibaren bile bile verdiğim çeşitli durumlarda: 1. İçinde bulunduğunuz koşullara göre İstanbuldan hareket için harcadığınız zamanı çok bulmadım. 2. Deniz ve kara ile ilgili olarak Donanmaya verdiğim görevleri başarıyla yerine getirdiniz. 3. Gece harekatında gösterdiğiniz dikkat memnuniyet vericidir. 4. Özellikle son veridğim yeni varsayımlara göre çeşitli durumları ve değişim önlemleri kapsamına olan düşüncelerinizi ve kararlarınızı takdire değer buldum. 5. Donanmamızın bugün girmiş olduğum düzen ve mükemmelliğinden çok memnun ve gururluyum. Donanma Komutanlığına ve Donanmanın diğer komutanları ile, subaylarına ve bütün askerlerine teşekkür ederim. Bu biçimde hizmet ve çalışmalarınızın milletçe daima takdirle karşılanacağına kuşum yoktur. Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Bu tatbikatın ardından Atatürk Deniz Kuvvetlerinin daha da güçlenmesi için tepe sınıfı gemiler ile avcı botlarının alınmasını istemiş ve bu arada Deniz Harp Akademisinin de açılmasına ve bu alanda Kara, Deniz ve Hava işbirliğinin geliştirilmesine karar verilmiştir. Büyük Atamız yukarıda verilen kutlama telgrafları ile yalnız tekdir ve teşekkürlerini ifade buyurmuyor, Cumhuriyet Donanmasının tam ve gerçek bir güç durumuna geldiğini de milletimize müjdeliyordu. Bu bildirimi, Büyük Atatürkü, son günlerinde tedavi eden doktorlar arasında bulunan Dr. Asım ARARın bir anısıyla bitirmek istiyorum. Dr. Asım ARAR, hastalığının artması üzerine Temmuz 1938 tarihinde Atatürkün Savarona Yatına geçmiş olduğuna değindikten sonra şunları anlatmaktadır: Akşam geç vakit tebliğ edilen emir üzerine ertesi sabah (15 Temmuz 1938) erkenden kalkan bir trenle İstanbula hareket ettik ve akşam sekiz sularında vasıl olarak doğruca Dolmabahçe Sarayına gittik. Oradan da bir motorla Savarona Yatına giderek Neşet Ömer Beye mülaki olduk. Yatta elektrik yapan dinamo Atatürkün kamarası altında bulunduğu için yaptığı gürültüden hasta rahatsız oluyormuş. Bu sebeple yata cereyan vermek üzere bir denizaltı gemisi yata bağlı olarak duruyordu... Bu denizaltı İtalyada yaptırılıp 06.11.1931 tarihinde hizmete giren ve 1949 yılında hizmetten çıkarılan Sakarya sınıfı denizaltılardan Dumlupınar adını taşıyan ilk denizaltımızdır. Bu olay, belki de Cumhuriyet Donanmasının Atatürke olan şükran borcunu, Onun son günlerinde de yanında bulunarak ödemesi biçiminde ortaya çıkan bir takdir-i ilahidir.
Türkiye Cumhuriyetinin yanı sıra Cumhuriyet Donanmasının da kurucusu olan Aziz Atam! Vatan gibi Cumhuriyet Donanması da sana minnettardır. |