|
KİTÂB-I BAHRİYEYİ
YAŞAMAK VE PİRİ REİSİN
ATLANTİK HARİTASINDA FARK EDİLMEMİŞ GERÇEKLER
Bugün Piri Reis gibi;
Osmanlı Türk deniz tarihinin şanlı sayfalarında yerini almış bir
denizcimizi hatırlıyor ve anıyoruz.
Onun manevi huzurunda 1983 senesi 1-4 Temmuz tarihlerinde Çanakkale Boğaz
Komutanlığı tarafından yürütülmüş olan yurdumuzdaki ilk Piri Reis
Sempozyumunun kapa nış toplantısında, sayın Ord. Prof. Dr. Reşat Kaynarın
konuşması sırasında iki yıl içinde uluslar arası olmak üzere Piri Reis
için 2inci bir sempozyumun yapılmasına karar veril- mişti. Tam 21 yıl
sonra gelen bu ikinci önemli sempozyumun uluslararası oluşunda katkısı
olan herkezi yürekten kutlarım.
Giriş
Tebliğimin konusu olan Piri Reisin dünya deniz haritasından bugüne
elimizde kalan Atlantik Okyanusuna ait haritasıdır. Bilindiği gibi 1513
yılında tamamladığı ve ancak 4 yıl sonra 1517 yılında, Mısırın fethinin
hemen sonrasındaki günlerde Yavuz Sultan Selime takdim etmiş olduğu bu
Dünya Deniz Haritasının Atlantik kısmı, Orta-Kuzey ve Antartika da dahil
olarak Güney Atlantik Okyanusunu kapsamaktadır.
Bu haritanın hazırlanması için geçen sürecin ne olduğu hakkında bilgiye
sahip olma dığımızdan, şu kadar zamanda hazırlanmıştır şeklinde tahminde
bulunmak olanaksızdır. Ancak, yanında yetiştiği ve hayatını paylaştığı
amcası Kemal Reisin ölüm tarihi olan 1510 yılı sonlarında acısını
unutabilmek için denize çıkmayıp bu haritayı hazırlamaya başlamış
olabilir. Yararlandığı bilgi ve haritaları toplamak uzun zaman almıştır
diyebiliriz.
Piri Reisin harita üzerinde kendi el yazısıyla Panama berzahı hizasındaki
gerçek künyesi ile beraber haritanın bitmiş olduğu tarihi yazması, hem bu
haritanın tamamlandığı yılı belirtmesi hemde devamlı tartışmalara
sebebiyet veren Kemal Reisin erkek kardeşinin mi?, yoksa kız kardeşinin
mi? oğlu olduğu meselesine son vermiştir. Künyenin yazısı kendisine
aittir. Harita üzerindeki diğer yazılar ve süslemeler kendisine ait
olmayıp yardım- cısı olan hattat ve nakkaşlara aittir. Kitab-ı
Bahriyesinde kendine ait herhangi bir el yazısı olmadığından da bu el
yazısı künye Piri Reise ait tek delildir. Bu nedenle de önemi büyüktür.
Piri Reis mesleğinde kendini yetiştirmiş usta bir denizci olup yıllarca
kürek çekmiş, yelken kullanmış, kılıç, pala sallamış, dümen tutmuş bir
yiğit denizci olarak nasırlaşan elleri, avuçları ve parmaklarıyla usta bir
hattat, bir nakkaş, bir ressam gibi kargı kalemi kullanması imkansızdır.
Bu nedenle, kendisi hakkında bugüne kadar kitaplarda ve hatta 1983 yılı
sempozyum tebliğlerinde yukarıda belirttiğim unvanların hepsi
kullanılmıştır. Bu yakıştırmalar yersizdir. Ayrıca kendisi için kartograf,
coğrafyacı, yer bilimci, gök bilimci mi? falcı mı? şair ve bunlara benzer
yakıştırmalar da yapılmıştır. Piri Reis bunların hiçbiri değildir. Bu kişi
hayatı boyunca şan ve şerefle ölene kadar denizlerde ve okyanus
kıyılarında sefer yapmış, hayatı bin bir tehlikeler içinde, Evliya
Çelebinin kendi hakkında kullandığı tabiri, yerinde ise can pazarında
cambazlık yaparak şanlı deniz tarihimizin sayfalarında yer almış
korsanlıktan yetişmiş bir şahsiyettir.
Haritanın Yapılmasındaki
Amaç Ne Olabilir?
Kuzey Afrika sahillerinin tümünde faaliyet halinde bulundukları zaman
sürecinde devamlı temas halinde oldukları İslam halkı ile olan
münasebetlerinde elde ettiği bilgiler arasında, tarih içinde oldukça
önemli bir zaman süreci olan Abbasi İmparatorluğu halifele- rinden 7.nci
halife Al-Memun (813-833) için bir dünya haritası yapılmış olduğunu ve
bunun halife Al-Memu nun dünya hakimiyetini temsil ettiğini de öğrenmiş
olabilir. Bu nedenle Osmanlı İmparatorluğunun Yavuz Sultan Selim
zamanındaki genişliğini bir zamanların Abbasi İmparatorluğu ile
kıyaslayarak ve Osmanlı padişahından da Cihan Sultanı sıfatıyla
bahsedilmesi sebebi ile Piri Reis, buna karşılık yedi denizi ve tamamının
keşfedilmeye çalışılan Yeni Dünyayı (Amerika kıtasını) da içine alan bir
dünya deniz haritası hazırlayarak Osmanlı padişahına vermeyi arzu etmiş
olabilir. Bu arzusunu, fani yaşamından sonra çok uzun seneler kendisinin
anılmasını veya hatırlanmasını, böylece ölümsüzleşmek isteği, ardında bir
veya birkaç eser bırakmak için elinden geldiğince bir şeyler ortaya koyma
çabası kuvvetlendirmiştir. Bunu kendisinin:
Baki kalmaz bu cihan hiç kimseye
Bes gerektirir ki birer nesne koya
Her birinden kala birer yadigar
Onun ile anıla leyl-i nehar.
(Tercüman K.B.I.- 111)
mısralarındaki sözlerinden anlamak mümkündür.
Yukarıda söz konusu olan Al-Memun için yapılan cihan haritası ile Piri
Reisin bu haritası arasında o zamanlar bilinmeyen fakat Piri Reis
zamanında bulunan Yeni Dünya ile sınırlanan Atlantik Okyanusu, yeni
kıtanın sahilleri ve hep yanlış olarak kabul edilen Okya- nusun
güneyindeki Avustralya yerine sonradan isimlendirilecek Antartika isimli
ayrı bir kıtanın bulunmasının yarattığı fark vardır. Halife Al-Memun için
yapılan cihan haritası 300 yıl sonra, XII.nci yüzyılın ortalarında
Endülüslü coğrafyacı Zuhri nin, Kitap Al-Cugrafiya adlı eserinin giriş
kısmında bilindiği gibi hakikaten Al-Memun un haritasını tasvir
etmiştir. Ona göre:
Bu haritada o zamanların bilinen dünyanın gerçeğe
uyma- yan bir tarzda yedi iklime bölünmüş ve hepsini bir okyanus ile
kuşatmıştır
.
Haritanın Yırtılma Meselesi
Haritanın bazı sebepler sonucunda yırtılmış olduğu, bu işin bilerek
yapıldığı ima edilerek, iddialı bir şekilde konu edilmiştir. Oysa ki; bu
yırtılmayı iddia edenler, iddialarını ispatlamaya yeltenmemişlerdir.
Haritanın yırtılmış olacağına inanmamaktayım. Çünkü; haritanın çizildiği
ceylan derisi gibi bir deriyi yırtmaya yeltenirsek görülecektir ki; harita
derisindeki gibi tırtıklar, girinti ve çıkıntılarla yırtılmayacaktır. Bu
türdeki deriyi yırtmak veya koparmak isteyen kişi belinde keskin bir bıçak
veya hançer taşırken, haritayı hiç zorlanmadan keseceği yerde neden
yırtsın ki ? Benim kanaatim odur ki; bu harita katlandığı yerden zamanın
içinde kendi kendine bulunduğu yerin rutubetine göre aşınarak incelmiş ve
bir kullanım veya tasnif anında hiç yırtılmaya veya koparılmaya
zorlanmadan kat yerinden erime ile diğer kısmından ayrılmıştır.
Bulunamayan diğer parça belki de ayni şekilde kat yerinden birkaç parçaya
ayrılmış da olabilir.
Böyle büyük ölçekli bir dünya deniz haritasının uzunluğunu tahmin etmek de
zordur. Koleksiyonlarda bulunan bu tip dünya deniz haritalarıyla
kıyaslanırsa, 475 cm. uzunluğunda olması muhtemeldir. Haritanın yırtılma
meselesindeki görüşüme merhum İbrahim Konyalı nın katıldığı da yıllar
evvelinde bellidir. Burada belirttiğim hususu arşivci ve kütüphaneciler
çok iyi bilirler. Böyle bir yıpranmayı önlemek için de bu kişiler daima bu
tipteki eşyayı rulo yaparak korumaya alırlar. Bugün dahi gemilerde
kullandığımız, çok özel bir hamurla hazırlanan kağıtlara basılmış deniz
haritalarını en iyi şekilde kurallarına uygun kullanmamıza rağmen, her
dört yılda bir yıprandığı gerekçesiyle değiştiririz. Biraz hor
kullanılanlar ise daha erken yıpranırlar. Bu haritaların eskimeye yüz
tutmuş olanları kat yerinden yavaş yavaş zamanın içinde kendiliğinden
ayrılmaya başlar ve bilerek yırtıldığı iddia edilen bu haritanın sağ kenar
görüntüsüne benzer görüntüyü sergiler. Haritanın diğer kısımlarında deri
kenarlarının muntazam olarak keskin bir araç, örneğin; falçata gibi keskin
bir aletle düzgün kesilmiş olduğu açıkça bellidir.
Belirtilen nedenlerle dir ki, bilmediğimiz ve emin olmadığımız bir hususu
kesin olarak yargılamamak gereğine inanmaktayım.
Haritanın Atatürk ile İlgisi
Harita ile Atatürkün ve ilerideki yıllarda Prof. Dr. unvanına sahip
olacak fakat o anda genç bir bayan olan A. Afetinanın 1974 yılında
yayınlanan Piri Reisin Hayatı ve Eserleri adlı kitabında hatıraları ile
ilgili kısımdan alıntı yapılarak, eleştiri yapan kişi aynen
üzerinde
örtü olarak kullanıldığını belirten yemek kırıntıları olduğunu
belirt-
tiği bu cümle adı geçen kitap içinde olmayıp aksine kitapta,
bu eseri
Çankayada Atatürk ile beraber gördüğüm zaman derin bir heyecan
duymuştum
, ayrıca
Bu haritayı ilk gördüğüm zamanki milli heyecanım
ile
cümleleri bulunmaktadır. Merhume Prof. Dr. A.Afetinan 1983 senesi
1-4 Temmuz Sempozyumunda sunduğu Piri Reisin Kitab-ı Bahriyesindeki
kayda değer hususlar isimli tebliğinden aynen
Beni bu hususta teşvik
eden Atatürk zamanında bu haritanın bulunmuş olmasıdır. Harita ilk
bulunduğu zaman lisede öğrenci idim; haritayı saraydan ilk getirdikleri
zaman üzerinde hatta ekmek kırıntıları vardı. Yani öylece örtü olarak
kullanılmış
sözlerini gündeme getirmekle anlamsızca olumsuz bir ortam
yaratmak istemiştir. Prof. Dr. Afetinanın bu sözleri kabul edilecek gibi
değildir. Bu talihsiz sözleri kendisi ifade etmiş ise de bu ifadenin
inanılmaz öyküden başka bir şey olamayacağını belirtirim. Böyle bir eserin
Atatürk gibi şahsiyete bu şartlar altında nasıl gönderilebileceğinin ve
hangi cesaretle bu işin yapılabileceğini kendisine söyleyerek, neden böyle
bir ifadeyi kullandığının açıklamasını yapmasını sempozyumda kendisinden
özel olarak rica etmiştim. Bulunduğumuz ortamda çok kısa konuşma
yapabileceğimizden, kendisi
Konunun böyle söylentiler içerdiğini ve
fazlaca ilgi çekeceğini düşünmüştüm
yanıtını vermişti. Elde olmayarak bu
aslı olmayan, inanılması güç belirtmeler bu günlere kadar taşınmıştır.
Büyük Atatürkün ve o anda yanında bulunan Baş Yaver Nasuhu bey ile bayan
Afet inanın 1934 yılında İstanbulda bulundukları zamanda Topkapı
Sarayında haritayı ilk olarak beraberce gördüklerinin en yakın bileni, o
zamanlar Topkapı Sarayında memur olarak bulunan Zarif Orgunnun Türk
Kültürü Dergisinin Kasım-Aralık 1981 yılı 223-224 sayılı nüshasında
29-33ncü sayfalarında bulunan makalesinde bu işin Afetinanın yazdığı
gibi olmadığı görülür.
Caferiye veya Coğrafya
Meselesi
Piri Reis haritasını yaparken hangi haritalardan yararlandığını ve kaç
adet olduk- larından bahseder. Aynen özetle
İskender-i Zülkarneyn
zamanında telif olmuş hartidir ki, rubu meskun anın içinde malumdur, Arap
taifesi ol hartiye Caferiye derle anın gibi sekiz Caferiyeden ve bir
Arabi Hint hartisinden ve
dediği bölümde geçen Caferiye kelimesi ile
birtakım ön yargılarla Piri Reis suçlanmıştır. Örneğin; eleştiri
alıntısında özetle aynen:
Batıdaki dünya haritalarına Arapların
Coğrafya (yukarıdaki metinde Caferi-ye olarak geçen kelime coğrafyanın
ya Piri Reis yada onun katipleri tarafından yanlış yazılmış şeklinden
ibarettir) dediklerini ve bu Caferiyelerin
Batlamyüs Coğrafyasını
kastettiğini gösteriyor.
denilmektedir.
Hiçbir araştırma, hiçbir yorum yapılmadan ve konu tartışılmadan merhum
İbrahim Hakkı Konyalı nın eski haritalar-1936, isimli kitabının 80-81.nci
sayfalarındaki cüm- lelerden alıntılar yapılarak Piri Reisi böyle
suçlayacak bir iddia sorumsuzca yapılmış olup, yersiz ve tutarsızdır.
Bu Caferiye kelimesi öyle veya böyle bir tartışmaya gerek göstermeyecek
doğrulukta Piri Reisin anlatımıyla Caferiye okunacak şekilde yazılmıştır.
İyi derecede Osmanlıca lisanına sahip tanıdığım kimselerden, ki
birbirlerinden haberleri olmamaksızın ve ayrı şehirlerde bulunan bu
dostlarımdan ricalarımla bu kelimeyi Osmanlıca olan tıpkı basımdan
okuttum. Belirttiğim kişilerin hepsi bu kelimeyi Caferiye olarak okudu.
Hiçbiri bu yazılımı Coğrafya olarak okumadı.
Hiçbir zaman harita anlamında Arap bilim dünyasında Coğrafya kelimesi
kullanılmamıştır. Coğrafya tabirine İslam eserlerinde ilk olarak X.ncu
asrın ortalarında (İlm Al-Cugrafiya) şeklinde İhvan Al-Şafa risalelerinde
tesadüf edilmektedir. Fakat burada da bu kelimeye daha ziyade Şurat Al-Arz
manası verilmek istenmiş ve bütün orta çağ boyunca Coğrafyadan bu mana
anlaşılmıştır
[ Bu alıntılar: 1909 Leyden-Hollanda tabı tercümesi olan
İslam Ansiklopedisinin Coğrafya maddesinden alınmıştır.]
Burada dikkat edilmesi son derece önemli olan bir husus vardır. Caferiye
kelimesi- nin yazımında kullanılan ilk Arapça harf Ayn :{ ع } şeklinde
Arap alfabesinde söylenen harftir. Bu harfin üzerinde önemi çok büyük olan
bir nokta (hareke) yoktur. Bu nedenledir ki; bu nokta olmadan bu kelime
Arapça CAFRYH olarak okunur. Türkler bunu Caferiye şeklinde okur. Bu Ayn
harfinin :{ ع }üzerinde şayet küçük bir nokta (hareke) olursa { غ } bu
kelime Caferiye yerine Cugrafia şeklinde okunur. Haritanın tercümesi
sırasında dikkat- sizce bu kelime harekeliymiş gibi okunursa, bugüne kadar
süren çirkin olarak kabul edilecek bir suçlamaya temel oluşturacağı
açıktır.
Bu husustaki suçlamayı 31.Temmuz.1932 tarih 325 numaralı Deniz Mecmuasının
tarih kısmı ilavesindeki Deniz Kaymakamı Sait Talatın En Eski Amerika
Haritası isimli makalesi ile kendisi de bilmeyerek başlatmış ve 62 yıl
sonraya bu güne kadar getirmiştir.
Sait Talatın makalesi Türkiyede Piri Reis için yazılmış ilk makale
olmasından kaynaklanan, ve içindeki bir yanlış okuma ve yorumunla yapılan
tercüme konuya yakından uzaktan ilgisi olmayanların kalemlerinde Caferiye
kelimesi Coğrafyanın
ya Piri Reis ya da onun katipleri tarafından yanlış
yazılmış şeklinden ibarettir
cümlesinde hayat bula- rak Piri Reis hor
gösterilmiştir.
Deniz Kaymakam Sait Talat her şeyden önce En Eski Amerikan Haritası
ismini makalesine koymakla hata yapmıştır. Haritanın tercümesini yaparak
makalesine alıntılar yaparken bu makalenin küçük kitapçık şeklinde
düzenlenmiş olmasından dolayı dördüncü sayfa başındaki 2.nci maddesinde
aynen
Arapların cağrafya dedikleri haritalardan
ve 13.ncü sayfasındaki
6 ncı paragrafta
Arap tayfası ol hartıya Cağrafya derler anın gibi 8
cağrafyadan
ifadelerinde görüldüğü gibi hiç şüphe götürmez şekilde
Caferiyeyi Cağrafya biçiminde okuyup yazmıştır.
Piri Reisin haklı olduğu ortadadır. Caferiye kelimesinin geldiği Abbasi
İmparatorluğunun son halifesi Al-Memun (786-883) iktidarı dönemi
(813-833)yılları arasıdır. Bilindiği gibi bu devir Abbasilerin ilmi
faaliyetlerinin altın çağıdır. Halifenin tam künyesi: Abd Allah B.Harun
Al-Raşit olup, halk arasında Abu Cafar ve Abul Abbas künyeleri ile
anılır. Künye Araplarda bilindiği gibi bir şahsa veya aileye verilen lakap
veya unvandır. Bu nedenle 7.nci halife Al-Memun halk arasında en çok
kullanılan lakabı Al-Cafar ile anılır.
Kelimenin yazılışında noktasız Ayn:{ ع } harfi ile yazılmış olan ve Cafry
(e)h ola- rak okunurken son kısmına bir (e) harfi konur. Bu ek; memleket,
aitlik, kuvvetlendirme anlamına gelir ki; kelimeyi dil bilgisi kurallarına
göre dişi yapar. Bu tip kelimeler de çoğul olarak kabul edilir. Örneğin:
kelime kökü Türk ise ek olarak (i) harfi konulduğunda, (i) harfi nispet
eki olup bağlılık bildirir. Kelime Türki olarak okunur ve Türke ait demek
olur.
(e) harfinin yukarıdaki anlatımıyla Türki-y-e, Türke ait memleket anlamını
verir. Arapçadan Osmanlıcaya ve Türkçeye giren bu (iye) eki aidiyetlik
belirtir. Buradaki (y) harfi de yardımcı sestir. Şayet, halife Al-Memun
a ait olan demek istersek, o zaman da (i) harfini kullanarak da Me muni
diyerek söylememiz gerekir. Buna örnek olarak o devirde ölçülen meridyen
boyunun ölçümünden sonra yapılan gözlemler, Al-Memun un tarafından, onun
zamanına ait olduğunu belirten bir ifade ile hazırlanan gözlem
cetvellerine Al-Zic Al-Me muni Al-Mumtaha ismi verilmiştir. Daha
önemlisi halife Al-Memun için yapılmış bir cihan (dünya) haritasına da
Al-Şura Al-Memuniya adı verilmiştir. Al-Memun yerine Al-Cafar
kelimesi kullanılırsa, Caferiye olacağı için Cağfere ait onun zamanında
onun ta- rafından olduğu anlamı ortaya çıkacaktır.
Osmanlıda I.nci ve II.nci Sultan Selimlerin Edirnede ve İstanbulda
kendi adları ile anılan camiler -Süleymaniye, Sultan III.ncü Selimin
Nizam-ı Cedit askerleri için inşa ettirdiği -Selimiye Kışlası- , Sultan
Reşatın kurmuş olduğu Reşadiye Alayları- , Sultan Azizin isteği ile
yapılan fese Aziziye- , Sultan Mahmutun yaptırdığı muhteşem kalyona
-Mahmudiye-, Atatürk ve Türk askerinin Çanakkale Anafartalar
savunmasındaki cephe gerisindeki resimde görülen resmi kıyafeti tamamlayan
ve başı koruyan serpuşa Enver Paşanın tasarımı olduğu için -Enveriye-
denilmektedir.
Bu geniş açıklama sonucu olarak; haritada yazılı olan Al-Memun Al-Cafar
zamanında yapılmış, çizilmiş o zamana ait olan Arap haritalarını belirtmek
için Piri Reis tarafından katibi veya hattatına Caferiye kelimesini
bilinçli olarak doğru biçimde yazdır- mıştır.
Bu nedenle, piyasada satılmakta olan D.K.K Seyir ve Hidrografi Dairesince
Türkçe tercümesi basılmış olan Piri Reisin bu haritasında bulunan Bu
bölüm, bu haritanın hangi yolla yapıldığını anlatır. Başlığı altındaki
sol alt kenara yakın olan bölümün 3.ncü cümlesinde bulunan Caferiye
kelimesi yanında parantez içindeki coğrafya kelimesinin yanlış anlam
olmasından dolayı kişileri yanıltmaması için kaldırılmasını arz ederim.
İskender-i Zûlkarneyn ve
Ptolémée
Piri Reis faydalandığı haritaları belirtirken özellikle İskender-i
Zûlkarneyn zamanından dediği haritalar birçok kişinin üstüne basa basa
sanki Batlamyüsün haritalarından başka harita yokmuşçasına bunlar
Batlamyüsün haritaları deyip işin içinden çıkmaları yanlış yorumlara
sebep olmuştur.
Sayın İskender Türenin Zûlkarneyn isimli kitabından özetle aynen alıntı
yaparak belirtirim ki; yüzyıllara varan tartışmalara açık kalmış
Zûlkarneyn kelimesi
Arapça da Zû ve El-Karneyn olmak üzere iki
kelimenin birleşmesinden meydana gelmiş bir lakaptır. Bu lakap iki şeye
sahip olduğunu ifade etmekte kullanılır. Karneyn kelimesi ço- ğul
anlamındadır. Tekili Karn olup, sözlükte çok çeşitli anlamlara gelir.
Örneğin; Çift boynuzlu hayvanların boynuzlarını belirttiği gibi, birbirini
kuruluş olarak takip eden veya ayni çağda yaşayan iki milleti belirtirken
kullanılır.
Daha sonra da tekrar değineceğim gibi kronolojik zaman
içinde belli bir devri ve çok uzun zamanlar öncesindeki belirsiz bir
zamanı da belirtebilmek üzere kullanılır.
Zûlkarneyn kelimesinde bulunan Karneyn kelimesi, görüldüğü gibi
Bu
keli- meye verilecek anlamlara göre değişik anlamlar ortaya
çıkaracaktır
Kuranın içinde bir çok defalarca tekrarlanan bu kelimenin
kuran kaynaklı
bu nedenledir ki bugüne kadar olan tartışmaların
sonucunda kelime anlamı olarak iki nesil sahibi, iki devir sahibi görü-
şü ağır gelmiştir.
İbn Kesirden
aynen alıntı yapan sayın İskender
Türenin belirtti- ğine göre;
Hz. İbrahim zamanında yaşayan
Zûlkarneynin isminin İskender olduğu, Makedonyalı İskender ile
karıştırılmaması gerektiğini söyler. Buna göre iki İskender vardır: Birisi
M.Ö. 300 yıllarında Yunan tahtında bulunan Makedonyalı İskenderdir; di-ğeri
ise Hz.İbrahim zamanında yaşayan İskender-i Rumidir.
Aralarında 2000
yıldan fazla zaman bulunmaktadır
Kısaca Zûlkarneynin Hz.İbrahim
zamanında yaşadığı fikre göre M.Ö. 1900 2300 yıllarında yaşamış
olmalıdır.
açıklamasının altındaki dip notta
Hz.İbrahimin M.Ö.1900
yıllarında yaşadığı kaydedilir.
notu bulunmaktadır.
Piri Reis
İskender-i Zûlkarneyn zamanında telif olmuş hartiler ki rubu
mes- kun anın içinde malumdur; Arap taifesi ol hartiye Caferiye derler
deyişiyle, kullan- dığı haritaların Zûlkarneyn kelimesinin boynuzlu
anlamından, tarihte Boynuzlu lakabı ile anılan Makedonyalı Büyük
İskenderin zamanına ait olan haritalar olduğu anlamı çıkarılmış ise de,
İskenderin tahta geçtiği yıl olan M.Ö.336 yılı itibariyle Piri Reis
haritasını tamamladığı M.S.1513 yılı arasında 1849 yıllık bir zaman
sürecinden söz ediyor demektir. İskenderin tarihteki yürüyüşü bilindiğine
göre yıllarca ele geçirdiği ülkelerin haritalarını ve donanmasının amirali
Nearkos ile Hint okyanusu kıyılarından İndüs nehrinden Fırat nehri ağzına
kadar gönderdiği beş aylık seferi sırasında yaptığı kara ve deniz
haritalarının kopya- larından yararlandığını anlatmak istemektedir. Bu
haritaların Piri Reisin belirttiği gibi Arapların Caferiye olarak
isimlendirmesi, Al-Memun ile İskender arasındaki 1149 ( M.Ö. 336 M.S.813
) senelik zamandan bahsetmektedir. Bu haritalar Al-Memun Al-Cafar
zamanında yeniden kopyalanmaları ile Piri Reisin haritasının 1513 senesi
arasında da 700 yıl bir zaman olduğu açıktır.
Batlamyüsün haritalarını çizip topladığı atlasının, Al-Magestisini
hazırladıktan iki yıl sonra yaptığını kabul edersek, (bunun tarihi kesin
olarak bilinmiyor ve bir varsayım yapıyorum) Batlamyüsün haritaları ile
Al-Memunnun halifelik başlangıcı olan M.S.813 yılı arasında 700 yıl bir
süre olduğu görülür. Batlamyüsün haritaları ile İskender arasında ise (M.Ö.
336 M.S.143 ) 479 yıl vardır. Batlamyüs İskenderden sonra olup, Piri
Reisin haritası arasında (M.S.143 M.S. 1513) 1370 yıl bulunur.
Bütün bu hesapların sonucunda Piri Reisin yararlandığı haritaların Al-Memun
Al-Cafar zamanında kopyalanmış İskenderin zamanına ait Caferiye isimli
haritalardır. Hatta İskender zamanında hazırlanan haritalar içinde
kullanılmış çok eski haritaların da olması muhtemeldir. Bundan dolayıdır
ki Piri Reisin hiç mi hiç işine yaramayacağı Batlamyüsün coğrafyası veya
o zamanki ülkelerin haritalarını ileri sürmek boş bir iddiadır. Batlamyüs
Atlası içinde bulunan haritaları veya bunların tıpkı basımlarını görmeden
Piri Reisin harita sı için olumsuz fikir belirtmek doğru değildir.
Adolf Erik Nordenskıöldün Facsimile Atlas 1973 Newyork baskısına
bakılırsa 1513 senesi kartoğrafya ilminin yeni bilgilerinin dışında kalan
bu haritalar böyle büyük ölçekli bir dünya deniz haritası için temel
teşkil etmeyeceği görülecektir.
İskender-i Zûlkarneynden 2000 sene evvel yaşamış ve kitaplara geçmiş ayrı
bir İs-kender-i Zûlkarneyn olup, bu kişi velilik menkıbesine ulaşmış bir
zattır. Haritanın yapımından yedi yıl sonra Bahia Blancanın güneyinden
Macellan Boğazına kadar olan sahiller ile 307 yıl sonra bulunan ilk
önceleri Avustralya kabul edilen bu sahillerin Antartika olarak haritada
yer alan doğru koordinatlara sahip kara parçası, belki de bu veli
zamanından kalan tabletlerin üstündeki kadim haritaların kopyalarından
yararlanılmış olduğu fikrini de akla getirmektedir. Dikkat çekici bir
bilgi olarak; büyük Atatürkün de ilgilendiği Amerikalı Albay James
Churchwardın MUnun Çocukları (The Childern of Mu) isimli araştırma
kitabında Tibet batı manastırlarından birinde yaşı 20 000 yıl kadar eski
olduğu kanıtlanmış bir tablet üzerinde Güney Amerika kıtası haritasının
kopyası vardır. Kopya harita inanılması güç bir benzerlik sergilemektedir.
Piri Reisin İskender-i Zûlkarneyn sözcüğü açıklandığı gibi en yakın 700
yıllık eski haritaları belirtmek için, çok eski zamanlara ait veya böyle
uzun belirsiz geçmişi ifade etmek için bir fi tarihinde demek istercesine
de kullanılmış olması mümkündür.
Haritanın Temeli
Bu harita hakkında eleştiri yapan bir yorumcunun görüşü aynen şöyledir;
Piri Reis, haritasını tüm çağdaşı olan portulan, yani belli bir tip
denizci haritası, çizenler gibi bugün Mecrator dediğimiz projeksiyon
sistemine yakın fakat herhangi bir matematik temeli olmayan (ancak büyük
bir ihtimalle ya Tirli Marinostan veya Araplardan öğrenilmiş veya
kopyalanmış) bir projeksiyona göre çizmiştir. Bu haritanın dünya
kartoğrafya tarihi açısından tek bir özelliği hariç hemen hemen hiçbir
özelliği yoktur. Hatta denilebilir ki zamanın keşiflerini tam olarak
yansıtmaması nedeniyle yapıldığı vakit dahi çağının gerisinde kalmış bir
haritaydı.(Hapgoodun denediği gibi) Piri Reisin bu ilk dünya haritasında
kartografik bir fevkaladelik aramak boştur ...
Bilindiği gibi Hapgood ve ekibinin harita üzerinde uzun yıllar yaptıkları
uzun çalış- malar neticesinde 1966 yılında Charles H. Hapgood yayınladığı
Maps of the Ancient Sea Kings isimli kitabında
bu haritanın bilimsel
başarısı, ne Rönesans,ne Orta Çağ, nede eski Arap coğrafyacılarının
çalışmaları ve nede antik çağların bilinen harita yapımcılarının
yaptıkları ile kıyaslanamayacak kadar büyüktür
Bu ekibin bilimsel
hesapları sonucunda
bu haritanın yapımcısının nasıl olup da bu denli
hayret verici doğrulukta büyük bir ustalık göstermiş olduğu merak
konusudur
öylesine ustalıkla ve akıllı davranmıştır ki bütün bunları
yaparken bir yandan da Karayipler bölgesinin enlem ve boylamlarını
korumayı başarmıştır
demektedir. Eleştiriyi bir kez daha hatırlayarak
diyorum ki: Bu bilimsel araştırma ekibine katkıda bulunan son derecede
mesleklerinde başarılı bilim adamlarının hepsi birden mi yanılmışlardır ?
Hapgoodun Karayip denizi bölgesi ile ilgili küçük açıklamasının, haritaya
bakıldı- ğında daha da ilgi çekici olduğu görülecektir. Piri Reisin
yararlandığını söylediği haritalar çeşitli ülkelere ait olup (Arap,
Portekiz ve Kolombun yaptığı harita ile çok eskiye dayanan Caferiyeler),
bunların çeşitli ölçekleri ve birçoğu ayni izdüşüm sistemli olsa dahi
bazılarının daha başka izdüşümlü olması olasılığı vardır. Bunların
bazıları çok yeni, bazı- ları da yüzyıllara aittir. Bu haritalarda
kullanılan deniz mili ölçü sistemi de değişiktir (Porte kiz, Katalan, Arap
deniz mili gibi). Piri Reis bir kartograf olmayıp, mesleğinin gereği
harita ve pusula ile ilgisi olup pergel kullanan bir denizcidir.
Mesleğinin ilmi yönü oldukça kuvvetli bilgilerle dolu olduğu, amatörce
diyebileceğimiz yaptığı haritadan açıkca görülmektedir. Bu harita ile bir
şeyin ispatını yapmayı değil, ortaya bir eser koyması isteğindedir.
Haritanın Kolomb ile ilgisi olması değeri fikrimce ikinci derecededir.
Asıl önemi o tarihe ve ondan sonraki yüzyılın sonuna kadar dünyanın Güney
Kutbu tarafındaki bilinmeyen kara parçası veya Avustralyanın uzantısı
olarak çizilerek gösterilen bu yerleri, ayrı bir kıta parçası olarak
göstermiş olmasıdır. Bu bir dünya deniz haritasıdır. Birçok haritanın
ölçekleri ve izdüşümlerini haritasının izdüşümüne çevirerek ve mil
ölçeklerini kıyaslayarak, her ne kadar matematiksel bir temele
dayanmadığı şeklinde yanlış olarak yapılan anlamsız iddianın aksine;
matematiksel olarak düzlem trigonometri prensip- lerine göre yapılmış
olduğu kanıtlanmıştır. Bu prensibe dayanan izdüşüm sistemi haritanın
tamamlandığı 1513 yılından 56 yıl sonra Gerard Mecrator tarafından
bulunacak Ekvatora teğet silindirik izdüşüm denizcilerin kullanacağı
tipteki haritaların çizilmesinde enlem aralıklarının ortalamaları için o
zamanlar bilinmeyen logaritmanın 1614de bulunup kulanı- lır hale geldiği
1624 yılına kadar 55 yıl daha geçmesi veya beklemesi gerekecekti.
Haritanın çiziminde kullanılacak olan izdüşüm sistem hesaplarının Arap
aleminde 1030 yılında bilinmekte olduğunu Biruninin Asar Al-Bakiyaan
Kurun Al-Hiliya isimli eserinde yapılmış olan açıklamalardan öğreniyoruz.
İzdüşüm geodezide
yer elipsoidini harita düzlemi üzerinde matematik
olarak gösterme metodudur
diye tarif edilir. Piri Reis yerkürenin eğik
bir yüzeye sahip olduğunu açık denizlerde gezmesinden dolayı karada
yaşayan bir kimseden daha iyi bilmektedir. Mesleği gereği hep ufuk
arkasından görünecek gemileri kollamıştır.
Marinustan kopyalanmış, Araplardan öğrenilmiş demek boş sözlerdir.
Harita matematiksel bir temele sahip olmasaydı hesaplanan koordinatların
birçoğunun sıfır hataya sahip mevkiler haritaya nasıl markalanmış
olacaktı? Bu mevkilere birkaç örnek olarak; Karayip Denizinizdeki rüzgar
üstü adaları, Arjantindeki Negro Nehri, Cape Verde Adaları, Azor Adaları,
Amazon nehri gösterilir.
Karayip Deniz bölgesinin
Özelliği
Hatırlanacağı gibi Hapgoodun Karayip bölgesi ile ilgili küçük
açıklamasının haritaya bakıldığında daha da ilgi çekici olduğunu
belirtmiştim. Bu bölgenin tüm alanı fikrimce Güney Amerika kıtasının
çiziminden sonra ilave edilmiş olduğu belli olacak şekilde
yerleştirilmiştir. Yaklaşık 20-23 derece Kuzey Enlemleri arasında paralel
bir durumda bulunan Küba Adası ve etrafındaki adalar beraberce kuzey-güney
doğrultusunda uzandığı görülmektedir. Bu bölgenin koordinatlarının bu
görüntüye rağmen doğruluğunu koruması ancak Azımuntal eşit mesafeli
izdüşüm ile harita 23,5 derece Kuzey Enlemi (Yengeç dönencesi) 30 derece
Doğu Boylamı olan izdüşüm merkezine göre yapıldığında haritadaki görünümü
verecektir. Ancak, hesaplandığı gibi bu izdüşüm merkezine göre düzlem
trigonometri kuralları kullanılarak haritanın diğer kısımları çizilmiştir.
Bu tip görüntüye ait bir örnek de 1994 yılı Mart ayında yayınlanan Bilim
ve Teknik Dergisinin 19ncu sayfasın- da yer alan İzmir merkezli Dünya
Radyo-Yön Haritası güzel bir örnektir. Bu haritanın izdüşümü Azimuntal
izdüşümüdür. Bu haritada Dreke Boğazını yok kabul ederek Antartika yı
birleştirirseniz görünüm ayni Piri Reisin haritası görünümünü alır. Buna
ait ayrı bir örnek harita Kahire merkezli olarak Prof. Dr. A. Afetinannın
Piri Reisin hayatı ve Eserle- ri isimli kitabında bulunur.
Bu görünüm Hapgood ekibinin hesapladığı gibi doğuya doğru döndürülmüştür.
Diğer bir değişle bölge 78 derece 45 dakika (7 pusula kertesi) gündoğuşu
kerte yıldız (E by N) yönüne doğru döndürülmüştür. Kolombun haritasından
bu bölge için kullandığı değişik ölçeğe göre yeniden çizdiği bölgenin
Kuzey Güney hattını gerçek harita kuzeyine göre 348 derece 45 dakika
dönerek harita kuzeyinden bir kerte batı yönünde kalacak konuma
getirmiştir. Böylece bu bölgenin kuzeyi haritanın kuzeyi ile kesişmiştir.
Piri Reisin bu işlemi yapmasıyla bölgede batıya doğru Hapgoodun
hesapladığı gibi 4,5 derece ve bana göre de 253 millik deparçer mesafesi
kaybı olmuştur. Karşılaşılan bu ilginç çift kutup nedeniyle Hapgood
Dünya üzerinde çift kutup taşıyan ilk ve tek haritadır.. demiştir. Piri
Reisin bu şekildeki uygulamasının mantığı ve nedeni ile ilgili herhangi
bir açıklama bugüne dek yapılmamıştır. Bu nedenle:
Genel Güney Atlantik haritasına bakıldığında bu bölge doğal olarak Kuzey
Afrika nın batı kıyıları karşısında görülür. Haritanın yapıldığı deri
parçasının batı kısmı Güney Amerika doğu sahilinin Afrikaya olan
mesafesini Piri Reisin değişiyle mil hesabı ve pergel ile oranlayarak bu
büyük ölçekle yerleştirdiğinizde Karayip Deniz bölgesi gerçek konumu
harita derisinin sınırları dışına çıkacaktır. Bu nedenle ayrı bir deri
parçasının bir çıkıntı yapacak şekilde eklenmesine gerek duyulacaktır.
Böyle bir görünüm ayni; 1461 tarihli Mürsiyeli Tabip İbrahim haritasının
doğu kenarında ve Hacı Ebul Hasan haritasının batı kenarında olduğu gibi
olacaktı. Bu denenle bölgenin gerçek görünümünü ilk bakışta yansıtabilmek,
deriye ek çıkıntı yaparak genel görüntüsünü bozmamak ve derinin bu
kısmındaki alanına çizimi sığdırabilmek amacıyla bilinçli ve akıllıca
yapılmıştır.
Güney Amerikanın Doğuya Doğru Dönmüş Olması
Yanlış olduğu aşağıda kanıtlanacak iddiaya göre, Brezilya sahillerinin
Piri Reis Americo Vespucci tarafından hazırlanan harita veya bilgileri
dayanarak Plata Nehrine kadar olan kısmında kullandığını ve bu mevkide
biten bilgi nedeniyle bundan sonraki sahilleri Ptolémée nin 1500 yıl
evvelinde yaptığı gibi birdenbire çevirerek bilinmeyen Güney Kıtası
sahilleriyle bütünleştirmiş ve böylece zamanın meşhur kartograflarının
(örneğin; Waldseemüller gibi) fikirlerini almamıştır.
1507 yılında Waldseemüller tarafından çizilmiş çok büyük ölçülere sahip,
büyük ölçekli dünya haritasında ilk olarak The Image of the World - 1994
isimli kitabın 48-49 ncu sayfalarındaki haritanın açıklamasında
belirtildiği gibi Amerika kıtasının tamamının bir kıta olarak ve batı
sahilindeki dağ silsilelerinin de gösterilmiş olması haricinde fikrime
göre başka bir ilginçliği yoktur.
Piri Reisin haritası ile Waldseemüller in haritasını karşılaştırarak
Piri Reisin haritasını yermek doğru olmaz. Bu çok beğenilmiş harita
üzerinde Madagaskar Adası, Hindistan Yarımadası, Seylan Adası ve hemen
yanındaki Java Adasının ve daha birçok adanın şekilleri ve mevkileri
gerçek dışıdır. Oysa, 1507 yılına kadar Portekizlilerin 1498-1507 yılları
arasında gerçeğe yakın görünüm ve ölçülerdeki Hint Okyanusu haritalarını,
acaba bu meşhur kartograf Waldseemüller görmedi mi? Bu haritalar matbaa
sayesinde Avrupada kolaylıkla basılıp çoğaltılırken, neden böyle büyük
bir hata yapmıştır?
Şayet, elimizde Piri Reisin haritasının diğer parçası olsaydı Hint
okyanusu sahilleri Arap haritalarından alınan kopyalamalar nedeniyle son
derece mevkii koordinatları ve şekiller doğru olan görünümlerini
sunacaktı. Çünkü, Hint Okyanusunda 12-16ncı yüzyıllarda kullanılan bugün
dahi batıda bilinmeyen Inter Tropikal Navigasyonuna ait Arap Deniz
Astronomisinin sonucunda hazırlanmış Arap Deniz Haritalarından zaman
içerisinde Portekizli Denizciler çok faydalanmıştır.
Piri Reis haritasından kat kat üstün olduğu iddia edilen, tartışma
götürmeyecek kadar mükemmel olduğu savunulan ve meşhur diye övünülen
kozmoğraf Waldseemüllerin haritası ile neden bilim dünyası meşgul
olmamıştır? Bu haritanın izdüşümü de Piri Reisin haritası gibi 1500 sene
evveline dayanmaktadır. Piri Reisin amatörce çizdiği haritası bu derecede
hor görülecek bir yapıtsa, neden uluslararası bilim dünyası 491 sene
üzerinden geçen bu harita ile 1929-2004 yılları arasında sürekli olarak 75
yıldır uğraşmaktadır.
Hapgoodun belirttiği gibi masa tipi bir dünya küresini ters çevirerek
Güney Kutbundan Antarktika ve Güney Amerikaya bakarken aradaki Dreke
Boğazını görme- mezlikten gelirseniz, Antarktikanın Cape Horn ile
beraberce birleşmiş görünümüyle karşılaşırsınız. Piri Reisin haritasında
Cape Horn mevkii bir girinti halinde görünürken, haritanın 1513 tarihinden
64 yıl sonra bulunmuş olan Dreke Boğazı bölgesi, 307 yıl sonra bulunacak
Antartika arasında kuzey-güney yönünde yaklaşık 540 mil genişliğinde uzar.
Bu bölge bilinçli olarak haritada burası küçük bir girinti şeklinde
gösterilmiştir. Ayrıca, iddiaya göre bilgiler Parana Nehrinin Plata
Körfezinde değil ondan yaklaşık 150 mil daha güneydeki Bahia Blankada
bitmektedir. Bu mevkiden hakiki kuzeye 030 derece yönüne doğru Cape Frio
Burnuna kadar 900 mil uzayıp giden sahil 16 derecelik eksik enlem farkı
yaratacak şekilde küçük bir çizgi ile yine bilinçli olarak çizilmiştir. Bu
veriler Hapgood tarafından bulunmuş olup, tarafıma ait hesaplama ve
anlatımla burada belirtilmektedir.
Yukarıda belirttiğim gibi; bu sahil üzerinde Cape Frio ile Bahia Blanca
arası 900 millik veya 16 derece enlem farkı olan kısım ile Cape Horn ve
Antartika kuzeyindeki güney Shetland Adaları arasındaki 9 derecelik enlem
farkı olan Dreke Boğazı haritada toplam 25 derece enlem farkı yapacak
şekilde yoktur. Fikrimce bunun iki ayrı kaynağı vardır. Birincisi:
Haritanın çizildiği derinin belli olan sınırlamasının getirdiği zorluk
nedeniyle henüz yeni bulunmuş bu 900 millik sahilin doğru olarak tam
bilinmeyişinden dolayı, bu kısım küçük bir yay çizgisi ile gösterilerek
kıtanın boyunu kısaltmış; ayrıca Dreke Boğazını da, Antartika sahillerini
derinin içine sığdırmak için bilerek almamıştır. Fakat bu noksanlıklar
Antartika ve Güney Amerika sahilleri üzerindeki mevkilerin bugünkü
koordinatlarını tespit etmek için Hapgoodun değişiyle toplam 16 ve 9
derece enlem farkları ilavesi ile doğruya çok yakın değerlerde
hesaplanması mümkün olmuştur. Bu bölgelerin göz ardı edilişi Kitab-ı
Bahriyede bulunan bazı haritalarda göze çarpar. Örne ğin Korsika Adasının
batı sahilinde 50 millik bir körfez çok küçük bir girinti gibi
gösterilmiştir. Fakat bunun amacı başkadır. İkinci kaynak ise: Elinde
bulunan çok eski olduğunu İskender-i Zülkarneyn zamanında diyerek
belirttiği harita veya haritaların kopyalarında Güney Amerikanın J.Churhwardnın
Munun Çocukları isimdeki kitabında yayınladığı kadim tablet üzerindeki
gibi, bir haritanın kopyası üzerinde gösterilmiş, fakat jeolojik bakımdan
çok genç olan Güney Amerika kıtasının keşfedilmemiş Bahia Blancadan
sonraki kıyılarını alarak Antartika toprakları ile birleşik olarak doğru
biçimde çizmiştir. Hapgood bunu
bu kıyılar modern haritalardaki gibi
doğru çizilmiştir
sözleriyle onaylamıştır.
Sahilin iddia edildiği gibi doğuya bilinmeyen kara parçasına doğru
dönmesi; Piri Reis tarafından bilgisizlik nedeniyle döndürülmüş olduğu
fikri yanlıştır. Böyle düşünenler deniz haritalarının izdüşümleri hakkında
ansiklopedik bilgiler haricinde kartoğrafya nın izdüşüm matematiğinin
içeriğini bilmiyorlar demektir. Açık deniz gemilerinde Okyanusta ve
okyanus ötesi limanlara seyir yapan tüm gemilerde, rota ve en kısa mesafe
hesaplarının üzerinde yapıldığı Büyük Daire Seyri (Great Circle Sailing)
Gnomonik izdüşümlü haritalar kullanılır.
Amerika güney sahillerini Piri Reis izdüşümüne göre nasıl bilerek
döndürdüğüne çok güzel bir örnek olarak, bu defa onun yaptığı gibi
Güneydoğuya doğru değil de Batıya, Avustralyaya doğru bir Omman hançeri
olan Cembiye gibi döndüğünü İngiliz Admiralty sinin 5098 A nolu South
Pasific and Southern Oceans (Great Circle Sailing) haritasında
görebilirsiniz. Bu haritanın izdüşümü Gnomonik olup izdüşüm merkezi
koordinatları 30 derece Güney Enlemi, 135 derece Batı Boylamıdır. Harita
üzerinde Güney Amerika Kıtası 18 derece Güney Enleminden itibaren
haritanın kuzey güney ekseninden ayrılır ve Macellan Boğazı ağzındaki
Piller Burnu isimli mevkie kadar güneybatıya doğru 52 derece veya
pusulanın 232 derece yönüne döndükten sonra, Macellan Boğazı girişinde
Cape Horn ve Atlantik Okyanusundaki Staten Adası da dahil olmak üzere bu
defa 32 derece doğuya saparak pusulanın 148 derecesi yönüne döner. Bu
kıtanın haritadaki kıvrık görünüşü ilk görenler için hayret vericidir.
Ayrıca bu tip haritaları kullanmayan ve görmeyen denizciler de böyle bir
izdüşüm özelliğini düşünemezler. Bu harita üzerinde tayin edilecek rotalar
için kullanılacak alışılagelen daire şeklindeki pusula gülü dereceleri
Hiperbol ve Parabol çizgileri halindedir.
Diğer bir örnek de; yine Admiralty nin 5096 nolu South Atlantic and
Southern Oceans isimli Gnomonik izdüşümlü Büyük Daire Seyri Haritasında,
Güney Amerikanın iz düşüm merkezi koordinatları olan 40 derece Güney
Enlemi 20 derece Batı Boylamı etrafın- da Rio De La Plata dan ( Piri
Reisin haritası için yanlışın başladığı iddia edilen mevkii) itibaren bir
pala ucu gibi hafif bir eğimle 50-55 derece Güney Enlemleri arasında
doğuya doğru büküldüğü görülür. Dreke Boğazını göz ardı ederseniz
Antartika ile birleşimi Piri Reisin haritasındaki ayni görünümü
vermektedir.
Bu açıklamayla, iddia edildiği gibi kıta bilinçsizce doğuya doğru
çevrilmemiş; aksine izdüşüm nedeniyle matematiksel olarak dönmüş olduğu
anlaşılacaktır. (Konuyla ilgili harita örnekleri ektedir.)
Enlem ve Boylamların
Olmayışı
Enlemler ve Boylamlar çok uzun yüzyıllar haritaların üzerinde yer almadı.
Bunun pek çok sebebi vardır. Enlem Ekvatordan itibaren ona paralel ve 1er
derece aralıklarla kutup mevkiine kadar gittiği kabul edilmiştir. Ancak
haritalarda kullanılabilmesi için en azından meşhur burun, koy ve
limanların Ekvatora göre kesin olarak mevkii enlemlerinin güneş ve kutup
yıldızından yapılacak gözlemlerle tayin edilmiş olması gereği olup çok
külfetli iş olmasından dolayı kafi derecede bilgi aktarımı yoktu. Enlemi
hesaplamak kolaydı fakat Boylam meselesi son derecede zordu. Açık denizde
boylam nasıl hesaplanacaktı? Çok uzun yüzyıllar bu sorun halledilemedi.
Ancak yaklaşık hesap için, ilk başta güneşin 24 saatteki 360 derecelik
günlük dönüşünün 1 saatlik dilimini 15 derece ve bir derecelik dilimini de
4 yay dakikası olarak hesap edip yalnızca harita üzerinde fazla
karışıklığa meydan vermemek için haritanın ortasına, alt veya üst
kenarlarına bu hesaba göre ölçek çizmişlerdi.
Haritanın üstüne boylamın kesin hesaplanacağı basit sistemin Harisonun
Krono- metresine kadar çizmediler. Grenwhichin esas boylam kabul edilmesi
ve kronometrenin de 19.ncu Yüzyıl sonunda Boylam hesaplaması için
kullanılmasına karar verilmesiyle ilk olarak haritalarda boylamlar
çizildi.
Arap denizcileri ise Hint Okyanusundaki kullandıkları deniz haritalarında
enlem ve boylamlara hiç ihtiyaç hissetmediklerinden bunları kullanmadılar.
Araplar Hint Okyanusunun meşhur burunları ve ticaret limanlarının
enlemlerini kendi seyir kuralları içinde gök cisimlerinin yüksekliğini
tayin kullandıkları Kamal isimli gözlem tahtalarını hesaplamakta
kullandılar. Haritaları üzerinde Piri Reisin Kitab-ı Bahriyesinde
bahsettiği
Hint ölçü sistemindeki Aşba çizgilerini kullandılar. Bu çizgiler onlarca
sayıda küçük kare şeklindeki görünümleriyle bir grid ağı oluştururdu. 16.ncı
yüzyılın meşhur tarihçisi Barros bu tip haritayı Malindi Limanında
gördüğünde bu küçük karelerin ne olduğunu anlayamadığından kendi notlarına
Enlem ve Boylam çizgilerinin kesişmesi ile küçük kareler oluşmuştu
şeklinde bir ifade kullanmıştı.
Bütün bunlar ortada durur iken, neden Piri Reis için ısrarla haritasında
enlem ve boylam çizgileri yerine çağdaşı Portolonlar gibi özetle aynen
Kerte veya Kumbas çizgilerini kullanan
Avrupa haritalarına dayanan en
son bilgilerle donanamadan oluşturulmuş, çağının gerisinde kalmış bir
haritadır
diyeceksiniz.
Harita üzerindeki Mesafe Ölçekleri
Bilindiği gibi haritanın Yengeç ve Oğlak Dönencelerine yakın olarak
düzenlenmiş eğik iki mesafe ölçeği vardır. Her ne kadar bu mesafe
ölçeklerinin birimleri Hapgood ekibi tarafından hesaplanmaya çalışılmış
ise de; fikrimce ortaya kesin olmayan Katalan, Türk ve Portekiz millerine
göre birkaç mesafe verilmiştir. Benim burada vereceğim değerler sadece
bana aittir.
Piri Reis Kitab-ı Bahriyesinde yeni dünyanın nasıl bulunduğuna dair bilgi
akta- rırken şöyle demektedir:
Septeden Dört bin mil öte uzar
İki yüz otuz mildir arası
Bu verilen bilgi ışığında, mesafe ölçeğindeki her bir kısım Piri Reisin
değişi ile, noktadan noktaya 56 mil olduğunu hesapladım. Her iki nokta
arası dört kısım ile beş eşit haneye bölünmüş olup her hane de 11,2
mildir. Bu hesap üstüne haritanın kuzeyindeki mil ölçeği boyu 1456 mil,
güneydeki 1288 mil uzunluğundadır. Güneyde olan harita kuzeyi ile yaklaşık
13 kerte veya 146 derece yönüne (keşişleme kerte kıble - SE by S) ve
kuzeyde olan ise ; harita kuzeyi ile yaklaşık iki kerte veya 22,5 derece
Yıldız -Yıldız Poyraz (N.NE) yönlerine doğru çizilmiştir. Bunun böyle
yapılmasındaki maksat son derece önemlidir. Kuzeyde bulunan ölçek 23,5
derece enlemi (Yengeç Dönencesi) üzerindeki büyük pusula gülü ile onun
kuzeyindeki 50 derece enleminde bulunan küçük pusula gülü arasında
olduğundan Ekvatordan enlemler uzaklaştıkça araları enlem açılarının
sekantı oranında büyür. Bu nedenle bir dakikalık enlemler arası değerleri
de büyür. Burada yerkürenin 1/293 oranındaki basıklığına göre 26,5
derecelik enlem farkı, enlemler arası kuzeye doğru 27 feet artış gösterir.
Güneyde bulunan mil ölçeği ise harita güneyindeki ikinci büyük pusula gülü
enlemi 26 derece güney ile kuzeyindeki küçük pusula gülünün kuzeyinden
geçen Ekvator (0) enlemi arasında bulunur. Bu enlemler arasındaki 26
derecelik enlem farkında, enlemler arası 11,8 feet artış gösterir. Bundan
da anlaşıldığı gibi Piri Reis her iki yarım küre üzerinde tertiplediği bu
ölçeklerin harita kuzeyi ile yaptıkları açının büyük ve küçük olması ile
bir dakikalık enlem boyu uzunluğunu sabit tutarak ayni noktalar arası
mesafenin her iki küre üzerinde aynı değerde kullanımını sağlamıştır. Buna
modern bir harita üzerinden fikir edinmek için örnek vermek gerekir ise:
Admiralty 2483 nolu 2 derece Güney Enleminde 1/21800000 ölçeğinde
Merkator izdüşümlü dünya deniz haritası Atlantic and Indian Oceans with
the Westeren Portion of Pacific Ocean haritasının üzerinde ayni enlem
farklarında bir derecelik enlem farkı cetvelle hassas şekilde mm. olarak
ifade etmek için ölçüldüğünde Ekvator (0 derece) ile 26 derece Güney
Enlemi arasında bir milimetre iken kuzeyde, 26 derece Kuzey Enlemi ile 50
derece Kuzey Enlemi arasında üç milimetre fark olduğu görülür.
Piri Reis, kuzey mesafe ölçeğini yüksek enlemlerde olduğu için harita
kuzeyi ile 22,5 derecelik uzaklaşma ile dik çizmiş; güneyde olanı ise
alçak enlemlerde olduğu için (Ekvatora yakın demek isteniyor) enlemlerin
sekant değerleri küçük olduğundan değişme göz ardı edilebileceğinden
harita kuzeyinden daha fazla uzaklaştırarak akıllıca ve bilinçli olarak
çizmiştir.
Piri Reisin Gerçekçi
Davranışı
Haritanın üzerinde zamanındaki birçok keşifler sonucunda bulunan yeni
yerleri haritasında göstermediği için haritasını yermek ve kendisini
insafsızca hor görmek hiç de hoş davranış olmaz. Bunun nedenini kendi
dikkatsizliğimizde aramamız gerekir. Piri Reis, bilindiği gibi Kitab-ı
Bahriyesinde bu haritası ile tartışma konusu yapılmamasını adeta belirtmek
istercesine, Kitab-ı Bahriyesini kastederek
Bu fakirde bundan evvel bir
harita yaptım. Onda birçok yerleri göstermeyip böylece Hint ve Çin
Denizlerini gösterdim ki, yeni yapılan haritalarda batıda kimse onu
bilememiştir
demektedir. Yapmayı düşündüğü haritada keşfedilmiş
sahillerden ziyade dünyayı kapsayan denizlerin durumunu belirterek,
Batlamyusun veya Tirli Marinus un haritalarının adeta hiçbir işe
yaramadığını belirtmek amacını da düşünmüş olmalı ki, bu Dünya Deniz
Haritasını yapmıştır.
Bu haritanın gözden kaçan başka bir özelliği de, hangi ülkenin
kartografları ne cins harita çizerse çizsin bunların lisanının Latince
olması nedeniyle kendi denizcileri de dahil bu lisanı bilmeyen insanlar
tarafından anlaşılamamaktaydı. Oysaki, Piri Reis bu haritasını zamanın en
büyük imparatorluğunun lisan olarak kullandığı Arapça ile yazmış
olmasından geniş bir halk kitlesinin yararlanmasını sağlamıştır. Bu
nedenle, batıdaki ilk Latince olmayan dünya deniz haritasıdır.
Mercator izdüşümlü bir dünya haritasına bugün dahi bakıldığında, birçok
kıtanın çarpıtılmalara uğradığı konuyu bilenler için hemen fark edilir.
Örneğin, herhangi bir atlas içindeki Mercator izdüşümü ile yapılmış bir
dünya haritasına bakarsanız Greenland Adası 2,1 milyon km² olmasına
karşılık, 7,7 milyon km² olan Avustralyadan; 22,4 km² olan eski Sovyetler
Birliği de, 30 milyon km² olan Afrikadan; 9,7 km² olan Avrupa da 17,8
milyon km² olan Güney Amerika kıtasından daha büyük görünür. Bunun nedeni
izdüşümün özel- liğindendir. Ekvatora yaklaştıkça (alçak enlemlerde) ülke
alanları küçülür, Ekvatordan uzaklaştıkça (yüksek enlemlerde) ülke
alanları büyür. Böylece haritalarda şekil bozuklukları oluşur. Bu kusurlar
Nasa tarafından çekilerek yayınlanan Dünya Uzay fotoğraflarında
kendiliğinden ortaya çıktığı görülür.
Diğer yönden Piri Reisin 1513 yılında edindiği bilgiler ve dokümanlar
yabana atılacak cinsten olmadığı ortadadır. Bilgilerin kısıtlı olduğu
kesindir. Böyle büyük ölçekli bir haritayı hataları olmasına rağmen bu
kadar ayrıntılı çizebilmiş olması önemlidir.
Hatırlanmalıdır ki; devam eden keşiflerin neticesindeki bilgiler bu işleri
yapan ülkelerde matbaa olmasına rağmen kendi ulusal ekonomik çıkarları
için yıllarca gizli tutuluyordu. Diğer ülkeler ne olup bittiğini öğrenmek
için kendi usta ve başarılı denizcilerini bu keşif gemilerine isim ve
hüviyet değiştirerek sıradan bir gemici gibi, casusluk faaliyetiyle
binmelerini sağladıkları bilinir.
Haritalar hazırlanırken harita ölçeğine göre sahiller üzerindeki birçok
ayrıntılar yok olma durumundadır. 1/100000 ölçekli bir harita, 1/10000
ölçekli bir harita kadar asla bilgi içermez. Bu husus deniz haritalarında,
kara haritalarına göre çok büyük önem arz eder. Piri Reis haritasının
dünya deniz haritası olmasına rağmen, ölçeğini büyük tutmasının isteği
altında kıyılar üzerindeki ayrıntılardan fedakarlık yapmaya niyetli
olmadığı vardır. Ancak büyük ölçeğe göre haritanın yapıldığı derinin
kısıtlı olan sınırı içinde Güney Amerikanın sahilinde ayrıntı yerine,
sahil uzunluğunda kısıtlama yapmaya zorlanmıştır. Haritadaki sahillere ait
bilgilerin gözden kaçmadan doğruluğunun anlaşılmasında haritacılıktaki
önemli olan grafik anlatımını sağlaması için renkler kullanmıştır. Dünya
Deniz haritasının eldeki bu parçasına, Piri Reisin hazırladığı tarzda
anlaşılması için; önce önemli olanları daha sonra da ikinci derecedeki
bilgileri görecek şekilde bakmak lazımdır. Kısaca bakmayı bilmemiz
önemlidir. Bu haritaya bir ressamın yaptığı renkli tabloya bakar gibi
bakmak doğru değildir. Çünkü bilindiği gibi sanat eserleri duygulara
yöneliktir. Bu deniz haritasıdır, ve bunu yapan da bir gemicidir.
Bu harita ile ilgili yapılacak eleştirilerin elbetteki hepsini olumlu
yönde olması beklenemez. Ancak, olumsuz yönde yapılacak eleştirilerde
kişiyi, kişileri ve tarihi aşağılayacak, onur kıracak bir üsluptan
dikkatli davranış ile kaçınılması gereğine inanıyorum. Bilindiği gibi
pozitif bilimlerde her şeye şüphe ile bakmak, kesin kararlı ve ön yargılı
olmamak uygun bir davranıştır; ve Bilim Adamı sıfatını taşıyanlar için
ayrı bir önem arz eder. Bu nedenle;
Piri Reisin ister Kitab-ı Bahriyesinde kroki tarzındaki haritalarına,
ister her iki parça halindeki Atlantik haritalarına, denizcilik mesleğinin
ilmi inceliklerine, deniz astronomisi ve buna dayalı büyük daire seyri
bilgilerine sahip olmayanların yanlış bilgiler, kitaplarda doğruluğu
mantık yoluyla şüpheli olduğu belli olan bilgi alıntılarıyla bu eserleri
hor göstererek ilgi çekmeye hiç kimsenin hakkı yoktur.
· Piri Reis hiçbir yer bilimcinin meslektaşı olamaz. Çünkü, kendisi Yer
Bilimci değildir. Denizcidir.
· Piri Reis hiçbir Kartografyacının meslektaşı olamaz. Çünkü geçimini
harita yapımcılığı ile kazanan bir kişi olmayıp, kartoğrafya ile amatörce
ilgilenmiş bir denizcidir. Bu nedenle kartografların da meslektaşı
değildir.
· Piri Reis hiçbir zaman Coğrafyacı olmamıştır ve olamaz da. Onun gemici,
denizci kişiliğinin özellikleri coğrafyacılarla bir tutulamayacağından o;
coğrafyacıların da meslektaşı olamaz.
· Piri Reis, büyük istekle çizmiş olduğu bu haritasıyla yukarıda
belirttiğim meslek gruplarından hiçbirine dahil olmayan bir kişi olarak,
hemen hemen yüzyıla yakın bir zaman sürecinde bilim dünyasını işgal etmiş
ve dünya durdukça da işgal etmeğe ve her zaman gündemde kalmaya devam
edecektir.
· Piri Reisin her şeyden önce, ömrünü denizlerde üç Osmanlı Padişahı
Devrini kapsayan zaman içinde, Akdenizin ve Hint Okyanusunun tabir yerinde
ise cadı kazanı gibi kaynadığı yıllarda devlet adına korsanlıkla başladığı
meslek hayatında en büyük makam olan Osmanlı Sultanının Hint Okyanusu
Kaptan-ı Deryası (Amirali) olduğu hatırlanmalıdır.
Piri Reis için, Allahtan rahmet dilerim. Onun değişiyle VESSELAM.
Konuyla İlgili Haritalar:





K A Y N A K Ç A
· Jean-Pierre Rageau ; Atlas de la DeCouvente du Monde --- Fayard 1983
· Michel Mollat du Jourdın Monique de la Rongière ; Les Portulans Cartes
Marines du XII au XVII Seiècle --- Nathan Office du Livre S.A. Fribourg
(Suisse) 1984
· Emmanuel le Roy Ladurie ; Voies Océanes Editions Hervas --- Paris 1990
· Nordenskıőld A.E. ; Facsimile Atlas Dover Publication, Inc. ---
Newyork 1973
· Peter Whitfield ;The Image Of the World-Pome Granate Artbooks ---SanFransisco
1994
· Lloyd A.Brown ; The Story Of Maps - Dover Publication, Inc. --- Newyork
1977
· Charles H.Hapgood ; Maps Of the Ancient See Kings R.E.Turnstone Pres
Ltd. --- London 1979
· Inmans Nautical Tables --- London 1948
· Nories Nautical Tables --- Cambridgeshire - England 1979
· James Churchward ; Batık Kıta Munun Çocukları Çev: E.Arısoy --- Ege
Meta Yayınları İzmir 2000
· İskender Türe ; Zülkarneyn 4.ncü Baskı --- Karizma Yayınları İstanbul
2000
· Celal Şengör ; Piri Reis Haritasına Yeniden Bir Bakış Masal ve Gerçek
--- Cumhuriyet Bilim Teknik (Sayı:486) İstanbul 1996
· Yavuz Senemoğlu ; Kitab-ı Bahriye Cilt-I Tercuman 1001 Eser --- İstanbul
1973
· Prof.Dr. A.Afetinan ; Piri Reisin Hayatı ve Eserleri Say.VII-IX ---
T.T.K Ankara 1974
· 1-4 Temmuz 1983 Piri Reis Haftası; Piri Reis Sempozyumu Yayını ---
Çanakkale 1983
· Zarif Orgun; Türk Kültürü Dergisi (Sayı:223-224) --- Ankara 1981
· Bilim Teknik; İzmir Merkezli Radyo Yön Bulma Dünya Haritası ---
İstanbul 1994
· İbrahim Hakkı Konyalı; Deri Üzerine Yapılmış Eski Haritalar --- İstanbul
1936
· Sait Talat; En Eski Amerika Haritası 325 Nolu Deniz Mec.Eki Temmuz -
İstanbul 1932
· Kemal Özdemir; Osmanlı Deniz Haritaları Marmara Bank.Kült.Hizmeti-
İstanbul 1992
· XIV-XVIII Yüzyılları Portolan ve Deniz Harıtaları Topkapı Sarayı Müzesi
ve Venedik Correr Müzesi Koleksiyonlarından --- Koç Vakfı - FIAT İstanbul
1994
· Meydan Larousse; Cilt 6-10 --- Sabah Yayınları İstanbul
· Tebliğde belirtilen İngiliz Admiralty Haritaları
|