|
Giriş
Birinci Dünya Savaşı’ndan önceki yıllarda bir Alman ticaret gemisi,
Kızıldeniz’de Kamaran adaları civarında, konumları belirli olmayan bazı
mercan resiflerine çarparak batar. Bunun üzerine Alman hükûmeti, Osmanlı
hükûmetine “şedid-ül meal” bir ültimaton vererek “buraların haritası,
tarafımızdan yapılmadığı takdirde, bilfiil Alman mesahacıları tarafından bu
sularda mesaha tetkikatı yapılacağının ve nev’i-mâ (bir dereceye kadar)
Hukuk-u Hükümrânımıza müdahelenin açıktan açığa işrab (anlatma)” edilmiş
olacağından söz eder (AR, Tarihçe 23).

Şekil
1 Beyrut Yatı.
Kaynak:
Langensiepen ve Güleryüz, 211.
Bunun üzerine o sıralarda Port
Tevfik’de yatmakta olan Beyrut mesaha gemisi (Şekil.1) bu mesahayı yapmak
üzere görevlendirilir ve bir süre, söz konusu adaların civarında ölçüm
çalışmaları yapar. Ancak savaşın başlaması ile bu görevini tamamlayamadan
İzmir Körfezi’ne geri döner. Urla’da kaçakçı takibi ile görevli iken, 1
Kasım 1914 günü İngiliz ganbotları Scorpion ve Wolverine ile karşılaşır (Langensiepen
ve Güleryüz 211); ganbotların kıdemli süvarisi zaten ateş gücü olmayan
Beyrut’u batırmak üzere ateş edeceğini bildirir. Beyrut yatının süvarisi
mürettebatın gemiyi terk etmesini sağlamak üzere, geminin İngilizce bilen
mesaha subayını İngilizlerle görüşmeye memur eder. 20 dakika süren bu
görüşme sırasında “geminin içindeki kabil-i nakil mesaha alât ve edâvatı,
gemi zabitân ve efradı tarafından Urla İskelesi’ndeki evlerin arka
cihetlerine nakledilerek kurtarılmıştır. Binaenaleyh, ... Ankara Harita Umum
Müdürlüğü Deniz Şubesi’ne nakledilen ... alât ve edevât, Beyrut yatından
kurtarılmış olan [bu] eşyalardır ki, tarihi bir hatıra teşkil ederler” (AR
Tarihçe 24). Afif Büyüktuğrul’un anlatımı ile “gemi komutanı Yüzbaşı Sezai
... bundan sonra gaz dökerek gemisini yakmaya başladı ve mürettebatını da
filikalara doldurarak kıyıya doğru sevketti. İngilizler Beyrut gemisinin bu
haline rağmen, hem ona, hem de mürettebat dolu filikalarına ateş açmaktan
geri durmadılar. Böylece geminin batışı İngilizlere bedava bir zafer oldu”
(4: 412).
Yaşam Öyküsü
İngilizleri 20 dakika oyalayarak sözü edilen alât ve edevâtın kurtarılmasını
ve daha sonra Cumhuriyetin harita kuruluşlarına intikalini sağlayan subay,
Yüzbaşı Ahmet Rasim’dir (Şekil.2). Yalnızca bu donanımın aktarılmasını
değil, ondan kat kat önemlisi, Osmanlı Bahriyesi’ndeki görevi sırasında
edindiği bilgi ve deneyimi de aktararak Cumhuriyet “bahriyesinde ilmi
haritacılığın kurucularından” (Çoker 62) ve şüphesiz, en önde geleni
olmuştur.

Şekil 2 Ahmet Rasim
Barkınay, Miralay Üniforması ile.
Kaynak: Aygün
c. 3 özgün elyazması, Haritacılık Müzesi.
Besim Cudî oğlu, Çemberlitaşlı
Ahmet Rasim, 4 Ağustos 1881, Perşembe günü, Yenişehir’de doğdu. “İbtidaî,
rüşdiye, idadî ve alî mekteblerde ikmal-i tahsil ile Mekteb-i Fünûn-u
Bahriye-i Şâhâne’den neş’et” etti (“Besim Cudi ...”). 28 Ocak 1903 tarihinde
Mülâzım-ı sânî (Teğmen) rütbesiyle mezun olduğunda sınıfının birincisi idi.
Selimiye fırkateyni ve Heybetnüma korvetinde geçen iki yıllık görevinden
sonra 7 Şubat 1905’de Mülâzım-ı evvel (Üsteğmen) rütbesine yükseltildi. Önce
Fethiye uskurlu kalyonunda daha sonra idare-i mahsusada görevlendirildi.
Ahmet Rasim’in yazı yazmaya
yatkınlığının ve özellikle de, denizbilimi ile olan ilgisinin bu dönemde
yerleşmeye başladığı anlaşılıyor. “İngilizce tekellüm, tahrir (konuşur,
yazar) ve terceme ider” (“Besim Cudi ...”) olduğundan bazı denizcilik
kitaplarını dilimize çevirdi (AR Rehber-i Tıbbî, Vardabandıralık). 1906
yılında Heybetnüma kalyonunda, Sivastopol akvaryumunun müdürü Zernov ile
birlikte Karadeniz’de Midye (Kıyıköy)’den Kızılırmak ağzına kadar olan kıyı
açıklarında deniz hayvanları hakkında araştırmalarda bulundu. Bu göreve
verilmesinde herhalde “biraz Rusça’ya vukufu” olmasının da etkisi vardır.
1911 yılının Mart ayından
başlayarak, kısa bir süre Rusya’da mesaha tahsili yaptı. 27 Nisan 1911’de
yüzbaşılığa yükselen ve o dönemde yeni kurulmuş olan Erkân-ı Harbiye-i
Bahriye Harita şubesinde çalışmaya başlayan Ahmet Rasim’in haritacılığa olan
ilgisi ve yeteneği artık belirginleşmeye başladı. 1914 yılının başında
Beyrut mesaha yatında görevlendirilene kadar Çatalca hatt-ı müdafasında ve
Karaburun şark limanının haritasının çıkarılmasında çalıştı. Kamaran adaları
olayı üzerine, 18 Nisan 1914 tarihinde İngiltere’den anlaşmalı olarak
getirilen emekli mesaha binbaşısı Arthur Truscott (ya da Trascott) ile
birlikte Beyrut gemisinde ortak olarak geçirdiği süre, hiç şüphesiz,
haritacılık deneyiminin oluşmasında belirgin etkisi olan önemli bir dönem
olmuştur.
11 Mayıs 1915 tarihinde
Kıdemli Yüzbaşı olduktan sonra, Erkân-ı Bahriye-i Umumiye Harita şubesinde
çalışırken, 1915 Ağustos' unda Irak’ta Dicle ve Fırat havzalarında yirmibeş
yerin coğrafî konumlarının saptanması işiyle uğraştı. Bu sırada mesaha
gemisi olarak belirlenen Zuhaf gemisinin ikinci süvariliğine atandı (Şekil
3). Hidrografi ile ilgili ilk eserini de (AR, “Osmanlı ve hükümât ...”) bu
dönemde hazırladı ve Risâle-yi Mevkûte-yi Bahriye’de yayımladı.

Şekil 3
Zuhaf Mesaha Gemisi. Kaynak: Langensiepen ve Güleryüz, 138.
10 Ekim 1917 günüyle başlayan
dönem onun denizbilimindeki deneyiminin bir diğer aşamasını oluşturur.
Berlin Üniversitesi denizbilimcilerinden Dr. Alfred Mertes (ya da Mertz) ile
birlikte İstanbul Boğazı’nın akıntılarının belirlenmesinde çalıştı. Bu
çalışma sırasında edindiği mesaha bilgisini daha sonra ayrıntılı olarak
kaleme döktü.
1 Mart 1921 tarihinde
korvet kapudanı (binbaşı) rütbesine yükseldi. Berk-i Satvet, Aydınreis ve
Sakız gemilerinde süvarilik yaptıktan sonra 9 Şubat 1925 tarihinde Erkân-ı
Harbiye-i Bahriye Harekât Dairesi Başkanlığı’na getirildi. Bu dönemde ilk
kıyı kılavuzlarını kaleme almaya başladı. 2 Mayıs 1925 tarihinde
yükseltildiği fırkateyn kapudanı (kaymakam, yarbay) rütbesi ile bir yandan
aynı göreve devam ederken diğer yandan da aşağıda açıklanan kıyı
kılavuzlarının yazımını tamamlamaktaydı.
1928 yılı kısa ömürlü olmuş
olan Bahriye Vekâleti’nin talihsiz bir biçimde kapatıldığı yıldır. Bu
dönemde yapılan değişikliklerden biri de, Bahriye Harita Şubesi’nin 14 Mayıs
1928 tarihinde Harita Umum Müdürlüğü (HUM)’ne Yedinci Hidrografi Şubesi
olarak bağlanmasıdır. Ahmet Rasim bu şubenin müdürü olarak atandı ve 27
Ağustos 1929 tarihinde harita sınıfına nakledildi. 30 Ağustos 1931 tarihinde
miralay (albay) rütbesine yükseldikten sonra 21 Aralık 1937’de emekli olana
kadar aynı görevi sürdürdü.
Ahmet Rasim’in HUM Hidrografi
Şubesi Müdürü olarak geçirdiği dönem, deniz haritacılığımız açısından önemli
bir dönemdir. Bu dönemde şubeye tahsis edilmiş olan Galata gemisi ile birçok
mesaha çalışması yapılmış ve özellikle de uyum içinde uzun süre birarada
çalışma olanağı bulan bir subay grubu daha sonraları Seyir, Hidrografi ve
Oşinografi Dairesi’nin temelini oluşturacak çalışmalarda bulunmuşlardır
(Şekil.4).

Şekil
4. 1932 Yılında Hidrografi Şubesinin Müdür ve Subayları.
Kaynak:
Aygün c. 3 Özgün Elyazması, Haritacılık Müzesi.
Ahmet Rasim, emekli olduktan
sonra 1941 yılında bir dönem Genelkurmay Başkanlığı emrinde, 1947 yılında
ise İzmit Ana Üssü'nde Harita Revizyoneri olarak çalıştı.
Deniz
Haritacılığı ve Hidrografi ile İlgili Eserleri
Ahmet Rasim’in HUM Hidrografi
Şubesi’ndeki ilk çabaları, hidrografi camiasında çeşitli şekillerde birikmiş
olan deneyim ve bilgileri derleyerek yazıya dökmek olmuştur. Şube tarafından
yayımlanan ilk eser yakın işbirliği içinde çalıştığı Binbaşı Muammer ile
beraber hazırladıkları Bilumum Harita İnkişafları: Deniz Haritaları ve
Mikyaslar başlıklı teknik kitaptır. (Şekil 5)

Şekil 5
Bilumum Harita İnkişafları’nın
Kapağı
Bu eserin, “Eser hakkında bir
iki söz” başlıklı girişinde yazarları o zamanki durumu ve kitabın yazılış
nedenini şöyle açıklamaktadır:
Deniz haritacılığına dair
Türkçe yazılma bir eser mevcud olmadığından, ileride bu şube-i fende
çalışacak arkadaşlarımıza bir rehber adamak üzere, deniz haritalarının
suret-i imal ve inkişaflar ile, derecât taksimi için, müteaddid İngiliz
hidrografi kitablarından enzâr-ı malûmat (bilgi gözleme) edilmek suretile
işbu eser vücuda getirilmiş olup kısmen de kara haritaları için muhtelif
memleketlerde kullanılan inkişaf usullerinden, harita mutabakatından
bahsedilmiştir (AR İnkişaf 1).
Kitapta çeşitli harita
açınımları, deniz haritaları için kabul edilmiş başlıca çizimler, nomonik,
konik ve merkator izdüşümlerinin karşılaştırılması, Anadolu’nun merkator
izdüşümü için hesap cetveli, harita ölçekleri gibi konular tanıtılmakta ve
örneklerle işlenmektedir. Yazarlar “işbu eserin ileride zaman zaman
tarafımızdan neşri mukarrer (kararlaştırılmış) ve mesaha usullerinden bahîs
âsârın (sözeden eserlerin) birincisi olmak üzere erbab-ı mütealaya takdim”
(AR İnkişaf 1) edildiğini duyurmaktadır.
Meslek konularının ele
alındığı ikinci eser, Mesaha-i Bahriye İcmali ve İstanbul Boğazı
Akıntılarının Tetkiki başlıklı kitaptır. Ahmet Rasim’in kendi anlatımıyla
“bu risalede, bir mesaha-i bahriye zabitini ihzar için, harita-i bahriye
ahzinde müstamel alât-ı nâzike ve edevat-ı fenniye ile sair mevaddın uzun
bir silsilesi tadat” (AR Mesaha 3) edilerek ayrıntıları ve kullanım usulleri
çok detaylı olarak anlatılmaktadır. Söz konusu mesaha aletlerinin
kullanımını örneklendirmek ve karşılaşılan sorunları açıklamak amacıyla 1917
yılında “Doktor Alfred Mertes nam zatın refakatinde memuren geçen zaman-ı
mesaimde istihsal ettiğim ve o ane kadar tatbikat-ı ameliyesi bahriye
şubemizce meçhul olan malûmatın nisyandan vikâyesi (unutulmaktan korunması)
ve ta’mim-i fevaidi (yararının genelleştirilmesi) maksadile bütün safahat-ı
ameliyeyi cami olmak üzere ber-vech-i zir (aşağıda olduğu üzere) arzı[nı]
münasip” (AR Mesaha 36) gördüğünü dile getirmekte ve ölçümlerin alınmasını
ve değerlerini en ufak ayrıntısına kadar vermektedir.
HUM Hidrografi Şubesi
kurulduğu zaman karşılaşılan sorunlardan biri de elde olan çeşitli
haritaların düzensizliği ve eksikliği idi. Ahmet Rasim, bu durumu düzeltme
amacıyla “elde mevcut (1930'a kadar) bir kataloğu tertibe koyarak ve numara
üzerine mürettep kısmına, donanmada mevcut harita folyolarının cüzdan numaralar ile
sıra numaralarını dahi ilave ederek, aynı zamanda eski harflerle seyir
kamaralarımızda bulunan ‘Harita Miftahı’nın ifa edeceği vazifeyi temine
çalıştı” diye yazmaktadır (AR Admiraltı 1). Bu dönemde
derlenmiş olan Admiralti haritaları halen Harita Genel Komutanlığı’nın
teknik arşivinde saklanmaktadır. Deniz haritalarının folyolar biçiminde
sınıflandırılarak listesinin yayımlanması işi ise, açıkça belirtilmemiş
olmakla beraber, büyük olasıklıkla HUM Hidrografi Şubesinin bir girişimidir
(Deniz Hartaları).
Doğrudan Ahmet Rasim’in adını
taşımamakla beraber, hiç şüphesiz onun temel katkısı ile HUM Hidrografi
şubesi subayları tarafından topluca yazılmış olan Türkiye Hidrografi Şubesi
Tarihçesi, Cumhuriyet’in ilk yıllarında duyulan özgüven ve heyecanın dile
getirildiği çarpıcı bir belgedir (Şekil 6).

Şekil 6
Türkiye Hidrografi Şubesi Tarihçesi’nin
Başlık Sayfası.
Tarihçe’nin “Denizci neslimize
bir iki söz” başlıklı girişinde şu ifadeleri okuyoruz:
Türk’ün medeniyet yolunda eski
bir yolcu olduğuna, 1483 senesinde Pîrî Reis’in, Marmara, Adalar Denizi ve
Akdeniz sahillerine şamil vücuda getirdiği rehber-i deryaları bile başlı
başına birer canlı misal olduğu, ve hemen hemen bu çığırdaki mesaide en
büyük kıdemi haiz olan İngilizlerle muasırlığımızın, millî mefharet namına
tizkâra seza (anmaya değer) bulunduğu, beyandan azâdedir (AR Tarihçe 2).
Kitapta Pîrî ve Seydî Ali Reislerden kısaca söz edildikten sonra, 1823’den
sonraki dönemde yapılan mesaha çalışmaları ve gemileri, 1911 yılında Erkân-ı
Harbiye-i Bahriye’de Sekizinci Harita Şubesi’nin kuruluşu ve burada yapılan
mesaha çalışmaları tanıtılmaktadır. Daha sonraki ağırlıklı bölümde 1932
yılına kadar HUM Hidrografi Şubesi’ndeki çalışmalar ayrıntılı olarak
anlatılmaktadır.
Bu kitap, hiç kuşkusuz Türk deniz haritacılığının tarihi konusunda yazılmış
olan en önemli kaynaktır. Nitekim, Cevat Ülkekul, Cumhuriyet Dönemi Türk
Haritacılık Tarihi adlı eserini yazarken bu eserden çok yararlanmış
olduğundan söz etmektedir (261). Bu eserin yayımından sonra aynı nitelikte
yayınların devam ettirilmemiş olması büyük bir eksikliktir.
Ahmet Rasim’in hidrografi bilgisinin derlenmesi ve yazıya dökülmesi
çabalarından bir diğeri, aynı yıl hazırladığı teknik sözlüktür. Bu eserin
giriş önsözü, dilimizin özleştirilmesi çabalarının oluşmaya başladığı
yılları yansıtması bakımından da ilginçtir:
Bağlama: Deniz haritası alma, ve bunları üleştirip etrafa yayma işlerinde
bulunan hidrograferler için vücudunu çoktanberi his etmekte olduğum meslekî
ufak bir lûgatı tertip ederek mevki-i mütalaaya koydum, her teknik adamının
bunu faideli bulacağını zanneder, ve şubemiz külliyatına katışdırırım (AR
Lûgatçe 4).
Lûgatçe’de, yalnızca hidrografi eylem ve aletlerine ilişkin terimler değil,
o dönemde kullanılmakta olan gökbilim, gemicilik ve coğrafya sözcükleri de
yer almaktadır.
Ahmet Rasim’in yönetiminde, HUM Hidrografi Şubesi’nde kıyılarımıza ilişkin
çok sayıda mesaha çalışması yapılarak, bunların haritaları çizilmiş ve
yayımlanmıştır. Bu çalışmaların mesaha verileri ve özgün çizimleri halen
Harita Genel Komutanlığı’nda korunmaktadır. Bu çalışmaları da Ahmet Rasim’in
haritacılık eserleri arasında anmak gerekir. Örneğin, Galata mesaha gemisi
ile 1929 yılında Çeşme yarımadasının güney kıyılarında yapılan çalışma
sonucu 1930 yılında yayımlanan Mersin Limanı haritası bu haritaların
ilklerinden biridir (Şekil.7).

Şekil 7
Mersin Limanı ve Dümbelek Adaları Haritası.
Kaynak:
AR Tarihçe, 34 ve 35 arası.
Kıyı Kılavuzları
2002 yılında Ahmet Rasim’i
anan ve amatör denizcilik camiasına tanıtan bir yazımda kendisinden şöyle
söz etmiştim:
1934 yılında soyadı yasası çıkınca “Barkınay” soyadını almış. Barkın
“parlayan” demek, Ahmet Rasim’in de Türkiye kıyı coğrafya[cılığının],
“parlayan ay”ı olduğu hiç kuşku götürmez. Cumhuriyet döneminin başlarında
kaleme aldığı dört ciltlik kıyı kılavuzları hâlâ aşılabilmiş değildir. Kitab-ı
Bahriye’ye [nazire] ile ona “Cumhuriyet’in Pîrî Reis’i” unvanını verirsek
hiç de abartmış olmayız (Pultar 214: 30).
Ahmet Rasim, 1925 yılında ülkemizde kıyı coğrafyacılığına ilişkin olarak
gözlemlediği durumu şöyle anlatıyor:
Sevahilimize ait bahrî haritalarımız ile sahillerimiz hakkında malûmat-ı
coğrafiye ve tab’iyeyi natık rehber-i deryalarımız hassaten Rusların ve bi-l-istinsah
(kopya ile) İngilizlerin mahsûl-u irfanıdır. ... Hal-i hazıra nazaran
Hopa’dan İskenderun’a kadar şamil bir coğrafyayı sahilînin adem-i
mevcudiyeti (yokluğu) ise irfan-ı memleket nâmına hesabımıza geçirilmeye
lâyık mühim bir nâkisedir (eksikliktir) (AR Karadeniz Sevahili 3).
Bu düşünceden hareketle, sözünü ettiği eksikliği gidermek üzere bir dizi
kıyı kılavuzunu kaleme almaya başlar. Kılavuzların birincisi olan Karadeniz
Sevahili’nin ilk bölümleri Karadeniz’in “ahval-i tab’iyesi” yani rüzgârları,
sisleri, gelgitleri ve akıntıları hakkında bilgi içermektedir. Daha sonra
Hopa’dan Bulgaristan’daki Ahtapolu’ya kadar kıyı boyunca yer alan liman ve
sığınakların konumları, demir yerleri, ayırıcı nişanları, fenerleri, tarihi
ve çeşitli kurumları açıklanmaktadır. Bu kıyı bilgilerinin dışında
sayfaların dipnotunda çeşitli hava tahmini, yıldız konumları, tarihi
bilgiler, seyir öğütleri gibi ilginç notlar da bulunuyor. Örneğin,
“çakalların leylen bağırması ferdası (ertesi) günü iyi havaya, ... deniz
kuşlarının erkenden uzak mesafelere kadar karadan denizlere tayarânı
(uçması) mutedil rüzgâr ve iyi havaya alâmettir.” (74) Bu bilgilerin
arasında şu gibi mütebessim öğütler de yok değil: “Borda fenerlerinize
yanıyor diye itimat etmeyiniz. Zaman olur ki, bıraktığınız nöbetçi bir
surette yanmakta olduğunu rapor etmekle beraber, önüne bazen soğusun diye
bir testinin veyahut bozulmasın diye bir aşçının etinin asıldığı vâkî olarak
fenerlerin ziyâsını örter” (43).
Karadeniz Sevahili’nin üçüncü bölümü, batı, kuzey ve doğu kıyıları da dahil
olmak üzere Karadeniz kıyılarının “manzara-i rüyet” (denizden görünüş)
lerini içermektedir. Ahmet Rasim bunlarla ilgili olarak “şu ufak manzara-i
rüyet albümünü muhitimizde yapılmış ilk, fakat çok noksan bir eser olmak
üzere takdim eyler”im demektedir (AR Karadeniz Sevahili 124).
Dizinin ikinci cildi olan Akdeniz Kılavuzu’nu okurken gözümün önüne şöyle
bir imge gelmişti: Ahmet Rasim, Ankara’da Erkân-ı Harbiye-i Bahriye Harekât
Şubesi başkanı olarak, denizden uzak fakat ona özlemle masasının başında
oturmuş ve Admiralti haritalarına dalarak sanal bir seyire çıkmış ve
izlediklerini ve gözlediklerini kaleme aktarmaktadır. Gerçekten de bu
kılavuz, haritalarda görülebileceklerden fazla bir bilgi içermemekle
kalmayıp, sıkıntılı bir ruh halini yansıtan yavan bir dille yazılmıştır.
Buna karşılık, üçüncü cilt olan Adalar Denizi Kılavuzu (Şekil.8) kıyı ve
seyir bilgilerinin dışında zengin tarihi yorumlar, Sakız ganbotunda süvari
iken edindiği kişisel deneyimler, çeşitli fıkralar ve arkeoloji merakını
yansıtan bölümler ile doludur. Bunlardan en ilginci önsöz niteliğindeki,
“Ağızlama” bölümüdür:
“Denizlerimizde dolaşıp tuzlu sularla alnını ve saçını ak edecek genç ve
dinçlerimize gizli definelerinin şu demir anahtarını armağan ederim. Uzun
yıllar önünce, ulu kapudanlarımızdan Pirî Reis’in altın kilit vurduğu deniz
kapılarını artık açıp, geniş varlıklı enginleri görmek, ve ululuğa ermek ad
ve san borcumuzdur. Yürü, Türk oğlu! Sen de şu iş ve güç ummanında kanat
açıp gez, ve yurduna yorulup kazanılmış azık getir. ... Ta ki, varlığın
kıymetini ve cünbüşünü bilesin!” (AR Adalar Denizi 3).

Şekil
8 Adalar Denizi Kılavuzu’nun Başlık Sayfası.
Ahmet Rasim, bu kılavuzuna
Pîrî Reis’in yaşam öyküsünü anlatarak başlamaktadır. Daha sonra Kitab-ı
Bahriye’de kullanılmış olan fakat 1925'de anlaşılamayacağını sandığı bazı
sözcüklerin karşılıklarını vermektedir. İlginç olan Pîrî Reis’in kullandığı
dilin Ahmet Rasim’in diline göre çok daha öz Türkçe olmasıdır. Örneğin,
Ahmet Rasim, böğürün cenah, doruğun zirve-i cebel, Akdeniz kenarlarının Bahr-ı
sefit sahilleri, göz yerinin tarassut mevkii, ulu dağların cebel-i mürtefî
olarak anlaşılması gerektiğini açıklamaktadır.
Diğer kılavuzlarda olduğu gibi
Adalar Denizi Kılavuzu’nda da, denizden görünüş çizimleri içerilmektedir.
Bunların bir örneği Şekil 9’da görülmektedir. Doğal arazi yapılarını
gösterdiği için bu çizimler bugün bile geçerliğini korumaktadır.

Şekil
9 Kıyı Görünüşü: Uzunada - Sahipler Rotasında.
Kaynak:
AR Adalar Denizi, 112 ve 113 arası.
Bugün geçerliliğini koruyan
diğer bir tür bilgi ise, çeşitli arızalardan kurtarmak için verilmiş olan
transitlerdir. Örneğin, “İzabel kayasından kurtarmak için cenûbda ‘Kazıklı’
Körfezi’nin Şark Adası’nı teşkil eden parçası üzerinde mevcud ‘Salta’ Dağı
keşişleme kerte gündoğusu ¾ gündoğusu cihetinin şarkına düştüğü ve ‘Sprat’
burunu cenûb kısmı epeyce açıldığı zaman kayanın cenûbunda bulunulduğuna
hükmolunur” (AR Adalar Denizi 163). Bu türden bilgilerin kıyı seyri yapan
denizciler için taşıdığı büyük değer günümüzde de söz konusudur.
Ahmet Rasim’in kıyı kılavuzlarının sonuncusu olan Marmara Denizi Kılavuzu,
önceki kılavuzlardaki türden kıyı bilgilerine girmeden önce bulutların
şekilleri ve kanıtları, ay ve yıldızlardan hava tahmini, sis, deniz
haritalarındaki kısaltmalar, şamandıralar ve leş konumları hakkında bilgi
içermektedir.
Bu dört cilde ek olarak 1939 yılında bazı ayrıntılı bölgesel kılavuzlar da
yayımlamıştır (AR Edremit, AR Bademli).
Ahmet Rasim, kılavuzlarının hemen hepsinde, Admiralti haritalarındaki yer
isimlerinin İngilizler tarafından yanlış olarak yazılmış olmasından
yakınmaktadır. O kadar ki, en sonunda dayanamayarak, Karadeniz’de, Hopa’dan,
Akdeniz’de Payas’a kadar, bu gibi 996 yanlışlığı Denizcilere Faydalı
Bilgiler başlıklı kitabında derlemiştir.
Ahmet Rasim’in sözünü ettiğim eserleri hakkındaki son kişisel yorumu
şöyledir: “Yirmibeş seneyi mütecaviz bir zamandan beri hiçbir nüshasının
tab’ı bahriyemize nasip olmayan ve bahriyûnumuzun en ziyade muhtaç olduğu
anasır-ı seyrüseferîden bulunan bu gibi anâsırın alâkadarânca hırzıcân (canı
gibi saklama) edileceğine mutmain (içi rahat) olarak, bu eserleri,
meslekdaşlarımın nazargâh-ı mütealalarına takdim eylerim” (AR Marmara 4).
Diğer Eserleri
Bu bildiride, Ahmet Rasim’in yalnızca haritacılık ve hidrografi ile ilgili
eserlerine değindim. Bunların dışında onun engin denizcilik deneyimi ve
kültürü ile meydana getirdiği birçok eser daha vardır ki kendisinin ilgi
alanlarının ve bilgisinin genişliğine işaret ederler. Bunların arasında
genel denizcilik ve seyir hakkında teknik bilgisini aktardığı, Seyr-i Sefain
Notları, çeşitli denizcilik tarihi konularını işlediği Denize Ait Târihî
Makalât ve son eserlerinden biri olarak kaleme aldığı Türkçeden İngilizceye
ve İngilizceden Türkçeye “Ufak Gemicilik Lûgati” adlı kitapları özellikle
dikkate değer. Bu ve diğer eserlerinin dökümü aşağıdaki bibliyografyada
verilmektedir.
Eserlerinin
Bibliyografyası
Bu bibliyografyada bulunan eserlere, yukarıdaki metinde AR kısaltması ile
atıf yapılmıştır:
· (çev.) Kapudanın Rehber-i Tıbbîsi. (İstanbul: Matbaa-i Bahriye), 1325
(1909). 236 s.
· (çev.) Vardabandıralık: Beynelmilel İşaret Defterinin Usûl-u Talim ve
Talimi. (İstanbul: Matbaa-i Bahriye), 1325 (1909).
· “Osmanlı ve hükûmât-ı ecnebiye bahriyesinde mesahacılık”. Risâle-yi
Mevkûte-yi Bahriye. 2.11 (Eylül 1332 - 1916).
· “İngiliz Colombiası sularının mesahası ile keşfine ait malûmat-ı
tarihîye”. Risâle-yi Mevkûte-yi Bahriye. 6.11 (Eylül 1336 - 1920).
· Türkiye Coğrafya-yı Sahilîsi: Karadeniz Sevahili. (1923); 2. basımı
Ankara: Büyük Erkân- Harbiye IX. Deniz Şubesi (İstanbul: Deniz Matbaası),
1930. 134 + 43 Rüyet s.
· “Denizlerin ta’mik-i esrarı ve Sargasso denizinin menâkıbı”. Risâle-yi
Mevkûte-yi Bahriye. 8.4 (Teşrin-i evvel 1341 - 1925).
· “Cihanın en büyük sefine-i harbiyesi”. Risâle-yi Mevkûte-yi Bahriye. 8.4
(Teşrin-i evvel 1341 - 1925).
· Akdeniz Kılavuzu: Anadolu, Karaman, Finike ve Kilikya Sahilleri. Marmaris
Fenerinden Payas’a Kadar. (1925); 2. basımı Ankara: Genelkurmay IX. Şube
(İstanbul: Deniz Basımevi), 1945. x + 123 s.
· Marmara Denizi Kılavuzu. (1925); 2. basımı Ankara: Genelkurmay IX. Şube
(İstanbul: Deniz Basımevi), 1945 350 + vii s.
· (çev.) “Bahriye mayıncılığı ve bahriye mayınları”. Risâle-yi Mevkûte-yi
Bahriye. 9.1 (Şubat 1926).
· “Bir destroyer fırkası kumandanının teftişi”. Risâle-yi Mevkûte-yi
Bahriye. 9.2 (Mart 1926).
· “Hakîki rüzgârın tâyin-i kuvveti için bir tertibat”. Risâle-yi Mevkûte-yi
Bahriye. 9.2 (Mart 1926).
· “Amerika donanmasının müşterek manevraları”. Mecmua-yı Seneviye-yi Bahriye
6 (1926).
· “Haritacılık kahramanları”. Mecmua-yı Seneviye-yi Bahriye 6 (1926): 83-95.
· “Buz adaları ve serseri buzulların enva ve şekilleri”. Mecmua-yı
Seneviye-yi Bahriye 6 (1926).
· Türkiye Adalar Denizi Kılavuzu: İnözden Marmaris Burnuna Kadar. (İstanbul:
Matbaa-i Bahriye), 1926. 215 + 23 Fihrist s.; Yeni basımı (Çeviriyazı
Mustafa Pultar) İstanbul: Tetragon, 2002. vii + 279 s.
· (Binbaşı Muammer ile birlikte) Bilumum Harita İnkişafları: Deniz
Haritaları ve Mikyaslar. (Ankara: Harita Matbaası), 1928. 85 + 13 Latin s.
· “Bahriyemizde rütbe ve ünvanların tayini”. Deniz Mecmuası 41.312 (Mart
1929): 137-152.
· Seyr-i Sefain Notları. Ankara: Büyük Erkân-ı Harbiye IX. Deniz Şubesi
(İstanbul: Deniz Matbaası), 1930. 109 s.
· Mesaha-i Bahriye İcmali ve İstanbul Boğazı Akıntılarının Tetkiki. Ankara:
Büyük Erkân-ı Harbiye IX. Deniz Şubesi (İstanbul: Deniz Matbaası, 1930. 69
s.
· Denize Ait Târihî Makalât. Ankara: Büyük Erkân-ı Harbiye IX. Deniz Şubesi
(İstanbul: Deniz Matbaası), 1931. 67 s.
· “Rüzgârdan mütehassıl deniz dalgaları”. Deniz Mecmuası 44.326 (Birinci
Teşrin 1932): 860-918.
· Admiralti Deniz Haritaları Anahtarı. Harita Umum Müdürlüğü Deniz Şubesi
Külliyatından No. VII. Ankara: Harita Matbaası. 1932.
· Deniz Haritacılarına Mahsus Hidrografi Lûgatçesi. Harita Umum Müdürlüğü
Deniz Şubesi. Külliyatından No. VIII. Ankara: Harita Matbaası. 1932. 59 s.
· Türkiye Hidrografi Şubesi Tarihçesi: Türk Deniz Mesahacıları ve Yaptıkları
Eserler. Harita Umum Müdürlüğü Deniz Şubesi Külliyatından Sayı XI. Ankara:
Harita Matbaası, 1932. 60 s.
· “Sünger ve süngerlerimiz”. Deniz Mecmuası 45.328 (Nisan 1933): 170-186.
· “Anadolu Ege denizi ile Akdeniz’deki rüzgârlar hakkında etüdler”. Deniz
Mecmuası 45.329 (Temmuz 1933): 239-248.
· (der.) “Okyanus diplerine bir bakış”. Deniz Mecmuası 46.332 (Nisan 1934):
209-214.
· “Ziya membaları ve deniz fenerleri tarihi”. Deniz Mecmuası 46.331 (İkinci
Kanun 1934): 129-141.
· (çev.) “Zühal’in halkası”. Deniz Mecmuası 47.336 (Nisan 1935).
· “Arzda ve küre-i nesimede yıllık, aylık ve günlük hâdisâttan doğan tabii
mevcud-u arzînin bir târifi”. Deniz Mecmuası 48.341 (Temmuz 1936): 644-653.
· (Hikmet Kocaoğlu ile birlikte) “Deniz haritacılığında kullanılan tel ığrıp
hakkında notlar”. Deniz Mecmuası 50.348 (Nisan 1938): 41-56.
· Denizcilere Faydalı Bilgiler. Ankara: Genelkurmay Başkanlığı IX. Şube
(İstanbul: Deniz Matbaası), 1939. 106 s.
· Edremit Körfezi Deniz Kılavuzu: Baba Burnundan Kum Burnuna Kadar. Ankara:
Genelkurmay Başkanlığı IX. şube (İstanbul: Deniz Matbaası), 1939. 56 s. + 4
harita.
· Ege Denizi Deniz Kılavuzu: Bademli Limanı. Ankara: Genelkurmay Başkanlığı
IX. şube (İstanbul: Deniz Matbaası), 1939. 12 s. + 2 harita.
· (çev.) “Yüzen istihkâmlar”. Deniz Mecmuası 54.363 (İkinci Kanun 1942).
· (çev.) “Dakar harekâtı”. Deniz Mecmuası 54.364 (Nisan 1942).
· (çev.) “Sovyet şuralar hükümeti bahriyesi”. Deniz Mecmuası 54.365 (Temmuz
1942): 106-109.
· Türkçeden İngilizceye ve İngilizceden Türkçeye Ufak Gemicilik Lûgati.
İstanbul: Adnan Kitabevi (Şirket-i Mürettebiye Basımevi), 1947. 164 s.
· Denizde ve Sahilde Bahriye. Ankara: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı
(İstanbul: Deniz Basımevi), 1951. 105 s.
Ahmet Rasim, Türkçeden İngilizceye ve İngilizceden Türkçeye Ufak Gemicilik
Lûgati adlı eserinin sonunda, ömrü boyunca yapmış olduğu çalışmaların bir
dökümünü vermektedir. Bu dökümdeki eserlerden, bibliyografik bilgileri doğru
olanlar yukarıda bulunmaktadır. Diğer bazı kalemlerin ise varlığı,
erişilebilirliği ya da bibliyografik bilgilerinin doğruluğu şüphelidir.
Bunlardan aşağıda isimleri bulunanlar “basılmış” olarak gösterildiği halde
bunlara erişmek olanağını bulamadım. Dolayısıyla, ne bunların nitelik ve
büyüklükleri hakkında bilgi ne de sağlıklı bibliyografik kayıtlarını
verebiliyorum:
1. Devlet-i Osmaniye Posta Pulları Mecmuası.
2. Frenoloji (İlm-i kahif).
3. Anadolu Bahr–i Sefit Sahili Kılavuzu. (Bu eserin AR Akdeniz Kılavuzu ile
aynı eser olması muhtemeldir.)
4. Nukat-ı Nirengiyenin Tayini.
5. Veter Cetvelleri.
6. Mersinli ve Bodrum Limanları Kılavuzu.
7. 1828-1829 Türk-Rus Harbi.
Aynı kaynakta, aşağıda isimleri verilmiş olan çalışmalar ise “basılmamış”
olarak belirtilmekte. Bunlardan da hiçbirine erişme olanağı bulamadım.
1. “Karadeniz Sahillerimizin İsimler Kılavuzu ve Hidrografik Malûmat”.
2. “Boğaziçi İsimler Kılavuzu ve Hidrografik Malûmat”.
3. “Gemicilere Muhtıra: Almanak Rasim”.
4. “Karada Kemmiyat-ı Vaz’iyye Tayini”.
5. “Nomonik Tasdikinin Derecata Taksimi”.
6. “İngiliz Hava Kuvvetleri Kanunnamesi”.
7. “Medd ü Cezir Hadiselerine Bir Bakış”.
8. “Deniz Mesafe Cetvelleri”.
9. “Faraloji (Deniz Fenerleri Tarihi)”.
10. “İzmir Körfezi Askeri Deniz Kılavuzu”.
11. “Karadeniz Trakya Sahilleri Kılavuzu (Midye ve İğneada)”.
12. “Adalar Denizinde Tavaklı Sahili Kılavuzu”.
13. “Eski Rütbe ve Ünvanlarla Kıyafetler, Saray ve Enderun Tabirleri
Tarihi”.
14. “Bozcaada Kılavuzu”.
15. “Rus-Japon Dil Kılavuzu”.
16. “Deniz Teknolojisi”.
17. “Deniz Subaylarına ve Deniz Hartacılarına Önemli Hidrografik Öğütler”.
18. “Meteoroloji”.
19. “Osyanografi”.
20. “İngiltere Admiralti Hidrografi Dairesi Talimatnamesi”.
21. “Deniz Törenleri ve Teşrifatı Tarihi”.
22. “Deniz Ulularımızın Hal Tercümeleri”.
Teşekkür
Bu bildirinin hazırlanışı sırasında büyük ilgi ve yardımlarını gördüğüm
kişilere, özellikle de Harita Genel Komutanlığı Erkân Başkanı Alb. Faruk
Gökten, Haritacılık Müzesi sorumlusu Astsubay Lütfi Yılmaz, Tarihi Deniz
Arşivi Şube Müdürü Binbaşı Rasim Ünlü ve arşiv uzmanı Nurcan Bal’a
şükranlarımı bildirmeyi bir borç sayarım.
Kaynaklar
· Aygün, Abdurrahman. Türk Haritacılık Tarihi. c. 1-2. Ankara: Harita Genel
Müdürlüğü, 1980. c.3. Ankara: Harita Genel Komutanlığı, 2002.
· “Besim Cudi oğlu Ahmet Rasim (Barkınay)”. Tarihî Deniz Arşivi’ndeki
Künyesi, Defter 4 No. 631.
· Büyüktuğrul, Afif. Osmanlı Deniz Harp Tarihi. c. 4. Ankara: Deniz
Kuvvetleri Komutanlığı (İstanbul: Deniz Basımevi), 1974.
· Çoker, Fahri. Son Yüzyılda Türk Bahriyesini Yönetenler. c. 2. (İstanbul:
Deniz Basımevi), 1969.
· Deniz Hartaları Folyo Cüzdanları. Ankara: Millî Müdafa Vekâleti Matbaası,
1937.
· Deniz Kuvvetleri Bibiliyografyası: 1888-1976. İstanbul: Deniz Müzesi
Müdürlüğü, 1978.
· Langensiepen, Bernd ve Ahmet Güleryüz. 1828-1923 Osmanlı Donanması.
İstanbul: Denizler Kitabevi, t.y. (2000?).
· Pultar, Mustafa. “Cumhuriyetin Pîrî Reisi: Ahmet Rasim”. Yelken Dünyası
214 (2001): 30-33 ve 215 (2001): 86-88.
· Ülkekul, Cevat. Cumhuriyet Dönemi Türk Haritacılık Tarihi. İstanbul:
Dönence, 1998.
· Yıldırım, Hüseyin. Deniz Mecmuası, Donanma Dergisi, Deniz Kuvvetleri
Dergisi Makaleler Dizini. Ankara: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, 1994.
· Risâle-i Mevkute-i Bahriye, Deniz Mecmuası, Donanma Dergisi, Deniz
Kuvvetleri Dergisi Makaleler Listesi. Ankara: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı,
1994.
|