PİRİ REİS'İN
HAYATI Dr. Yük.
Müh. Alb. Ahmet TÜRKER
|
| ÖZET
|
|
Ünlü Türk
denizcisi, coğrafyacı, haritacı ve araştırmacı Piri Reisin doğum tarihi
kesin olarak bilinmemektedir. Yaşamı hakkındaki ilk eser olan Sinoplu
Safainin yazdıklarına dayanılarak doğum tarihi genelde, 1470 olarak kabul
edilmektedir. Ancak günümüzde bu tarihin, Piri Reisin çeşitli eserlerinin
incelenmesinden, 1465 de olabileceği değerlendirilmektedir. Piri Reis,
Geliboluda doğup büyümesine rağmen, atalarının iki üç kuşak önce
Anadoludan (Larende-Karamandan) buraya göç eden bir Türk ailesi olduğu
bilinmektedir.
Piri Reisin yetişmesinde en büyük hizmeti olan bireylerden birisi de,
amcası Kemal Reistir. Piri Reisin gerek denizciliği seçmesi, gerekse
araştırmacılık, haritacılık ve bilim adamı kişiliğinin oluşumunda amcası
Kemal Reisin büyük etkisinin olduğu değerlendirilmektedir. Osmanlı deniz
tarihinde önemli yeri olan Kemal Reis; XVI. Yüzyılda Akdenizde
Barbarostan önceki en ünlü Türk denizcisi olarak tanınmaktadır. Piri
Reis, 1492 yılına kadar amcası Kemal Reisin yanında, çoğunlukla Batı
Akdeniz ve İspanya kıyılarında akıncı leventlik yapmış, daha sonra Sultan
II.nci Beyazıdın daveti üzerine amcası Kemal Reisle birlikte Osmanlı
Devletinin hizmetine girmiştir. Kemal Reisin 1510da ölümü üzerine Piri
Reis Geliboluya dönerek, Bahriye adlı eserinin çalışmalarına
başlamıştır. 1517de, Yavuz Sultan Selimin Mısır Seferine, Osmanlı
İmparatorluğu Donanmasının amirallerinden biri olarak katılmış ve 1513
tarihli haritasını Yavuz Sultan Selime takdim etmiştir. Daha sonraki
yıllarda Piri Reis, taslak olarak hazırladığı Bahriye adlı kitabını,
Sadrazam İbrahim Paşanın da tavsiye ve desteğiyle temize çekerek 1526
yılında, Kuzey Amerika haritasını ise 1528 yılında tamamlayarak Kanuni
Sultan Süleymana sunmuştur.
Piri Reisin 80 yılı geçen ömrünün en son ve acı olaylarla biten görevi,
Mısır Seferidir. 1552 yılında çıktığı ikinci seferinin son durağı olan
Basrada, gemilerin onarımı, lojistik ihtiyaçlarının karşılanması ve
levendlerin dinlenmesi amacıyla, donanmasını Basrada bırakıp, ganimet
yüklü gemilerle Mısıra döndüğü için Mısırda hapsedilmiştir. Basra
Beylerbeyi Kubad Paşa ile Mısır Beylerbeyi Mehmet Paşanın, politik
hırsları ve menfaat düşkünlüğü nedeniyle, Piri Reisi Kanuni Sultan
Süleymana şikayetleri sonucunda, hizmette kusurla suçlanmış ve Piri Reis
1554te idam edilmiştir.
Piri Reis yaşadığı çağda eşsiz bir kartograf ve navigasyon üstadı
olmasının yanında, Osmanlı deniz tarihinde amcası Kemal Reis ile birlikte
derin izler bırakan bir amiraldir. Osmanlı denizcilik tarihinde gerçek
anlamda haritacılık Piri Reis ile başlamış olup, hazırladığı 1513 tarihli
Dünya ve 1528 tarihli Kuzey Amerika haritaları ile yazdığı Bahriye adlı
kitabı, tüm dünyada hayranlık uyandırmıştır.
NOT: Bu yazı (E) Tümg. Cevat ÜLKEKULun yayımlanmamış XVI. Yüzyılın
Denizci Bir Bilim Adamı: Hayatı ve Eserleriyle Piri Reis adlı kitabı
temel alınarak hazırlanmıştır. |
|
LIFE OF
PIRI REIS
Eng. Capt. (Ph.D.) Ahmet TURKER,
ABSTRACT
|
|
The exact date when Piri Reis, a famous sailor,
cartographer, geographer and researcher, was born is not known. According
to the first written biography of Piri Reis by Sinoplu Safai, his birth
date is generally considered as 1470. However, after the examinations of
his works nowadays there is a probability that it could be 1465. Although
he was born and raised in Gelibolu it is known that his ancestors are a
Turkish family, whom migrated from Anatolia (Larende-Karaman) to Gelibolu
two or three generations before
It is considered that the person influenced Piri Reis to be a sailor is
his uncle Kemal Reis. He is also the one who helped Piri Reis to develop
his scientific characteristics as a researcher and a scientist. Kemal
Reis, having a great deal of importance in the Ottoman Naval History, was
famous for being a raider sailor of the Mediterranean Sea and a Turkish
Admiral in the XVIth century before Barbaros Hayreddin. Piri Reis was a
raider sailor with his uncle in the Western Mediterranean and the coasts
of Spain until 1492; then he served the Ottoman Empire after a proposal
from Sultan Beyazid the Second. After the death of his uncle Kemal Reis in
1510, he came back to Gelibolu and started his studies on his book
Bahriye. He joined and served as one of the admirals of the Ottoman
Empire Navy in the Egypt expedition of Yavuz Sultan Selim conducted in
1517 and he presented his map dated 1513 to Yavuz Sultan Selim. In the
following years, with the suggestion and support of the Grand Vizier
İbrahim Pasha, Piri Reis completed his studies on the book which was a
draft and in 1526, presented it to Kanuni Sultan Suleyman. In 1528
completing the Map of Northern America he presented it to the Sultan.
The Egypt expedition was the last and the most tragic mission of Piri
Reiss long life. In 1552, he was imprisoned in Egypt because he left his
fleet behind in the final destination of his second expedition for repair,
logistic needs and for his men to get some rest in Basra, and cruised back
to Egypt with his ship full of loot. As a result of the complaints made by
Kubad Pasha, the Governor of Basra to Kanuni Sultan Suleyman; Piri Reis
was blamed with improper service and was sentenced to death in 1554.
Piri Reis besides being a unique expert of cartography and navigation in
his era with his uncle are great admirals who have made great marks in the
naval history of the Ottoman Empire. Piri Reis is the pioneer of
Cartography in the Ottoman Naval History and the world map of 1513, the
map of Northern America of 1528 and his book Bahriye have awoken a great
deal of admiration in the world.
NOTE: The article is based on Vice General Cevat Ulkekuls unpublished
book A 16th Century Sailor Scientist: Piri Reis with His Life and Works.
|
|
BİLDİRİ
|
|
Piri
Reisin yaşamı ve yaşamındaki kilometre taşları dikkate alındığında, onun
hayatını dört bölüm halinde incelemek mümkündür.
Bunlar,
a. Doğumu ve gençliği
b. Kemal Reis ile ilişkisi
c. Denizcilik, haritacılık ve
araştırma faaliyetleri
D. Piri Reisi ölüme
götüren olaylar
A. Piri
Reisin Doğumu ve Gençliği
Piri Reisin
doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir (Şekil.1). Yaşamı hakkındaki ilk
eser olan Sinoplu Safainin yazdıklarına göre, Piri Reisin doğum
tarihinin 1470, doğum yerinin ise o yıllarda kaptan paşalık eyaleti olan
Gelibolu olduğu belirtilmektedir (Şekil.2). Ancak biraz sonra da
tartışılacağı üzere, Pirinin gemi komutanı olarak katıldığı Modon
Savaşında (Şekil.3) 35 yaşlarında olduğu kabul edilirse, 1465 yılında
doğmuş olabileceği değerlendirilmektedir. Piri Reisin asıl adı Muhiddin
Piridir. Piri tecrübeli kişi, üstad anlamına gelmekte olup, Muhiddin
adını ise bir Gelibolu kahramanından aldığı tahmin edilmektedir. Piri
Reisin anne ve babasının, onun denizciliğe başladığı 1481 yılı civarında
öldüğü tahmin edilmektedir. |
|

ŞEKİL 1. Piri Reis'in Portresi (1465-1554)
|
|

ŞEKİL 2. Piri Reis'in Doğum Yeri Gelibolu'nun
Haritası |

ŞEKİL 3. Modon Savaşı |
Piri Reisin yaşamı hakkındaki önemli kaynaklar
olan, Bahriye adlı kitabı ile 1513 ve 1518 yıllarında hazırladığı
haritalarında kendinden de söz etmektedir. Örneğin, 1513 tarihli dünya
haritasının günümüze kadar ulaşan ve Güney Amerikayı gösteren parçasının
batı kenarındaki üç satırlık yazıda;
Bu haritayı Kemal Reisin erkek kardeşinin oğlu ünvanıyla şöhret yapan Hacı
Mehmet oğlu fakir Piri, 919 yılının Muharrem ayında (9 Mart 1513 ile 6 Nisan
1513 tarihleri arasında) Geliboluda yapmıştır.. demektedir. Ayrıca 1528
tarihli haritasının elde bulunan güneybatı köşesindeki dört satırlık yazıda
da;
Bu haritayı 935 yılında (15 Eylül 1528 ile 3 Eylül 1529 tarihleri arasında)
Geliboluda, rahmetli Gazi Kemal Reisin erkek kardeşinin oğlu olarak ün
yapmış Hacı Mehmetin oğlu hakir Piri Reis yapmıştır. Bu harita kesin olarak
onundur. demektedir.
Piri Reisin haritalarına yazdığı kimliğine ilişkin bilgiler, benzer şekilde
1526 yazımındaki Bahriye adlı eserinde de yer almaktadır. Piri Reis
Bahriyenin ilk sayfasında, kitabının yazılış nedenini açıklarken, kendisini
şöyle tanıtmaktadır;
Rahmetli Gazi Kemal Reisin erkek kardeşi Hacı Muhammedin oğlu, bu
güçsüzler güçsüzü hakir Piri Reis de ... ifadesiyle Piri Reisin kendi
kaleminden, onun Geliboluda doğduğu ve Kemal Reisin erkek kardeşinin oğlu
olduğu açık ve kesin bir şekilde belirtilmektedir. Böylece Piri Reisin,
hatalı bir yazmaya dayanarak, bazı yazarların belirttiği gibi Kemal Reisin
kız kardeşinin değil, erkek kardeşinin oğlu olduğu kanıtlanmaktadır. Bu
yanılgının, Bahriye kitabının 1521 versiyonundaki eski bir kopyacının
hatasından kaynaklandığı değerlendirilmektedir.
Piri Reisin gerek 1513 ve 1528 tarihli haritalarında, gerekse Bahriye
adlı eserinde, kendinden bahsederken;
hakiri, hakir, fakir
gibi; Türkçede değersiz, zayıf ve güçsüz anlamına gelen ifadeler kullanması
nedeniyle, Türkçeye ve Osmanlı edebiyatına inceliğine dikkat etmemiş bazı
yazarlar bu sıfatı Piri Reis için yanlış yorumlamış ve değerlendirmişlerdir.
Bunlardan bazıları, Piri Reisin isminin hakiri olduğunu sanırken bazıları
ise buna dayanarak, onun, devşirme olduğu yanılgısına düşmüşler, hatta
Kemal Reisin Sinan Paşanın kölesi olduğu savından yola çıkarak, Piri
Reisin de devşirme olduğunu ileri sürmüşlerdir. Piri Reisin eserlerinde
kendisi için ifade ettiği; hakir sözcüğünün bir özel ad olmayıp; Osmanlı
ve eski Türk edebiyatında bir alçak gönüllülük ifadesi olarak yaygın ve
geleneksel bir şekilde kullanılageldiği bilinmektedir. Ancak bu konuda
yapılan ciddi araştırmalar sonucunda, gerek Kemal Reisin, gerekse Piri
Reisin devşirme veya köle değil, aksine onların Gelibolulu Türk ailelerin
evlatları olduğu sonucuna varılmıştır (Ülkekul, 2004). Ayrıca Kemal ve Piri
Reislerin bir devşirme veya köle olduklarına dair hiçbir somut kanıt da
bulunamamıştır.
Zaten günümüzde de, yerli ve yabancı araştırmacılar büyük çoğunlukla, Kemal
ve Piri Reislerin Karamandan (Larendeden) gelen bir Türk ailesinin oğlu
olduğunu tamamen benimsemiş ve kabul etmişlerdir. Hatta, Piri Reisin amcası
Kemal Reisin aile kökenini vurgulamak amacıyla, Yeni Türkiye
Ansiklopedisinde olduğu gibi ondan, Karamanlı Kemal Reis olarak söz
edilmektedir.
Piri Reisin doğum tarihine ilişkin tartışmalara açıklık getiren olaylardan
biri de Modon Savaşıdır. Piri Reisin doğum tarihine ilişkin yorum, Sinoplu
Safainin (1411 1521) Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinde bulunan
Fetihname-i İnebahtı ve Modon adlı eserinde, Piri Reisten söz eden
bilgilere dayandırılmaktadır. Safainin; Osmanlı İmparatorluğu ile Venedik
arasında 27 Temmuz 1500 tarihinde vuku bulan Modon Savaşına ilişkin
aşağıdaki satırlarından, Piri Reisin bu savaşa bir gemi komutanı olarak
katıldığı anlaşılmaktadır.
Sinoplu Safai nin adı geçen satırları;
Gel beyim lütf eyle şeker nuşet
Kıssadan söylerim, biraz guş et.
Gemilerde gazaya kim gittim,
Gördüğün gibidir ki nazmettim,
Kapdan bey kadırga çektirdi,
Topları baştan ki sektirdi.
Ok gibi erişti can attı
Kapdan candaralıya çattı
Her gemi bir tarafta yüğrüştü
Kapdan çünkü önden irişdi
Çıktı, dikti birisi sancağı
Baştan bin olurken yağı
Yardım candaralıya yetti,
Bir mavna kadırgaya çattı.
Bil bu iki mavna nitdiler,
Kapdanı ihata ettiler
Bil bu iki arasına kim düştü,
İkiye bölündü halk dövüştü
Gördü piri reis can attı,
Kıçtan candaralıya çattı,
Korkudun sancağını çıkardı,
Cenk ile iki kafir öldürdü.
İrdi iki sipahi pür ahenk,
Piriye cena ile ola hem renk,
Ol mavna kim gördü nitmişler
Sancağı başa kıça dikmişler
Sandı kim candaralı alındı,
Havf ödü yüregine çalındı.
Gerçi ol şerbetten biraz içti.
Senk yemiş köpek gibi kaçtı.
Bu satırlar, Piri Reisin bağımsız gemi komutanı olduğundan söz eden ilk
kaynaktır. Anılan yıllarda 3035 yaşından önce gemi komutanı olunamayacağı
gerçeğinden hareketle, Piri Reisin ilk kez gemi komutanı olarak katıldığı
1500 yılındaki Modon Savaşında 30 35 yaşlarında ve doğum tarihinin ise
14651470 yılları arasında olabileceğini belirten araştırmacılar, 1470
yılını daha çok benimsemektedirler. Ancak, Piri Reisin Modon Savaşında 30
yaşında olduğu kabul edilirse, denizciliğe başladığı 1481 yılında 11 yaşında
olması gerekmektedir. Bu durumda, 11 yaşındaki bir çocuğun ağır ve güç deniz
koşullarında denizciliğe başlaması mümkün olmadığından, Piri Reisin doğum
tarihinin 1465 yılı olabileceği, böylece 16 yaşında denizlere açılmış
olarak, 27 Temmuz 1500 tarihli Modon Deniz Savaşında da 35 yaşlarında
olabileceği değerlendirilmektedir (Ülkekul). Ayrıca, beden yapısı hakkında
yazılanlar, Piri Reisin, denizciliğin gereği olan güçlü ve fiziki yönden
iriyarı, levent gibi iri bir vücut yapısına sahip olmadığını, aksine bilgi
ve zihin gücü kuvvetli, narin ve ince yapılı olduğunu belirtmektedir.
Nitekim Seyyid Muradi, Piri Reisi;
Muhiddin Reis söz bilir, ümera kaptanın usul ve kaidelerinden haberdar,
protokolü iyi tanır, zarif bir adamdır.
ifadesiyle tanımlamaktadır. Piri Reisin 1481 yılında 11 yaşında
olamayacağını gösteren diğer bir kanıt ise, Piri Reisin amcası Kemal
Reisin gemisindeki denizcilik yaşamına seyir yazıcılığı görevi ile başlamış
olmasıdır. Böyle bir görevi yerine getirebilmesi için, onun bu görevin
bilinmesini zorunlu kıldığı denizcilik ve coğrafya gibi bilgileri daha
önceden öğrenmiş olması gerekir. Ayrıca Piri Reisin Dünya Haritalarını
hazırlarken Portekiz ve Arap haritalarından yararlandığı, bunun için de
İtalyanca, Arapça, Rumca, İspanyolca veya Portekizce dillerinden en az
birini bilmesi gerektiği kabul görmektedir. Tüm bu bilgiler ışığında, Piri
Reisin 1465 yılında Geliboluda dünyaya geldiği, 1481 yılında 16 yaşında
iken amcası Kemal Reisin yanında denizciliğe başladığı, 1500 yılındaki
Modon Savaşına gemi komutanı olarak katıldığında ise yaklaşık 35 yaşında
olmasının daha makul bir görüş olduğu benimsenmektedir.
|
|
B. Piri Reis Kemal Reis
İlişkisi
Piri Reisin amcası Kemal Reisin asıl adı Ahmed
Kemaleddin olup, babası Karamanlı Alidir. Tüm dünyada Kemal Reis olarak
tanınan bu büyük Türk denizcisinin hayatı da, yeğeni Piri Reisin hayatı
gibi hakkında yeterli bilgi ve belgelere ulaşılamaması nedeniyle yeterince
bilinmemektedir. Sinoplu Safai tarafından yazılmış, Kemal Reisin hayatı
ve deniz savaşlarını anlatan 10.000 beyitlik, mesnevi biçimindeki
Gazavat-ı Bahriye adlı yazması bulunamadığından, yalnız Kemal Reisin
değil, Piri Reisin hayatı da tam olarak aydınlatılamamıştır.
Piri Reis, 1481 yılından sonraki yaşamının 1500 yılına kadar olan bölümünü
amcası Kemal Reisin gemisinde görevli bir denizci olarak, 1500 yılından,
amcasının ölüm tarihi olan 1511 yılına kadar olan dönemini ise onun
emrindeki bir gemide komutanlık yaparak geçirmiştir. Bu nedenle, onun
denizciliği seçmesi ve bir denizci olarak yetişmesinde ve niteliklerinin
gelişmesinde büyük etkisi olan Kemal Reis, Piri Reisin yaşamında önemli
bir yeri vardır. Ansiklopedik bilgilere göre, Kemal Reisin 1450 1451
yıllarında doğmuş olabileceği ve 60 yaşlarında iken yaklaşık 1510 sonu
veya 1511 başlarında öldüğü sanılmaktadır.
Kemal Reisin, Vezir-i Azam Mahmut Paşanın emrinde azap eri olarak
Eğriboz Savaşına katıldığı, adanın fethinden sonra buraya yerleştiği ve
Azaplar Reisliğine getirildiği bilinmektedir (İdris Bostan, TDV İslam
Ansiklopedisi). Bu bilgiden hareketle, Kemal Reisin Eğriboz Savaşındaki
hizmet ve kahramanlıklarının sonucu Azaplar Ağası rütbesine yükseltildiği,
bu göreve getirilebilmesi için köklü bir denizcilik ve savaşçılık
geçmişine sahip olması ve bu nedenle de 1470lerde, en azından 30
yaşlarında olması gerektiği sonucu çıkmaktadır. Buradan hareketle de,
Kemal Reisin doğum tarihinin yaklaşık 1440 olduğu hesaplanmaktadır.
|

ŞEKİL 4. Eğriboz Savaşı
|
Kemal Reis Azap Reisi
olduktan bir süre sonra, yaklaşık 1473 yılı civarında kendi gemisi ile
denizlere açılıp akıncı leventlik yapmaya başlamıştır. Başlangıçta Ege
Denizi ve Orta Akdenizde, daha sonra Batı Akdenizde Venedik gemilerine,
Kuzey Akdeniz ülkelerinin kıyıları ve bu bölgedeki adalara akınlar
düzenlemiştir. Kemal Reis, 1481 1495 yılları arasında ve muhtemelen Piri
Reisin de iştirakiyle, İspanya, Kuzey Afrikaya (Cerbe, Becaye, Bune)
sürekli akınlar yapmış, Fransa kıyıları ile Balear Adalarını vurarak, Malta
Adasına baskınlar düzenlemiştir. Kemal Reis, 1481 yılında yeğeni Piri
Reisle birlikte Akdenize açıldığında, artık Akdenizin en tanınmış
reisleri arasında anılmaya başlamıştır. Kemal Reis, Piri Reisle birlikte
Akdenizde levent gezerek, yıllar geçtikçe kahramanlıkları, cesareti ve
denizciliği ile büyük başarılara erişecek ve Barbaros Hayrettin Paşadan
önceki deniz leventlerinin en ünlüsü olacaktır.
Amcası Kemal Reise büyük saygı ve hayranlık duyan Piri Reis, Bahriye adlı
eserinde ondan sıkça söz edip, onu överek, daha önceki araştırmacıların ön
plana çıkardıkları cesaret ve kahramanlıklarına ilaveten, Kemal Reisin
deniz ve denizcilik konusundaki bilgisi ve uzmanlığını vurgulamaktadır. Piri
Reisin amcasında var olan ve kendisinin de hayranlık duyarak örnek aldığı
yönü; onun deniz bilgisi, seyirciliği ve araştırmacı yönüdür. Piri Reisin
bu öğrenme ve araştırma merakı muhtemelen amcasının etkisinde oluşup
gelişmiştir. Kemal Reisin aynı zamanda bir deniz araştırmacısı ve
denizcilik konusundaki uzmanlığından tarihçi Mustafa Cenabide (?-30 Ekim
1590), Tarih-i Cenabi veya El-bahr adlı eserinde bahsederek onu, Kaşif Vach
Al Bahr Deniz Kaşifi diye tanımlamaktadır.
Kemal ve Piri Reislerin Batı Akdenizde akıncı leventlik yaptıkları
yıllarda, Akdeniz; başta Venedik ve Cenevizin kuvvetli donanmaları olmak
üzere öteki Kuzey ve Batı Akdeniz devletlerinin kontrolü altında
bulunmaktaydı. Bu nedenle, Kemal Reisin ikmal, bakım, donanım, barınma ve
sığınma güçlükleri ile dolu, üslerinden çok uzak ve kontrollerinin olmadığı
böylesine geniş bir deniz alanında, başarılı bir şekilde akıncı leventlik
yapabilmeleri, sıradan her denizcinin başaramayacağı bir işti. Kemal ve Piri
Reislerin 1490 yıllarında Batı Akdenize geçtiği, Sardunya, Mayorka
Adalarına akınlar düzenlediği, Tunusa seferler yaptıkları bilinmektedir.
Ayrıca, Endülüs sularında bir İspanyol Filosunu vurduğu, Malaha şehrini
bastığı, Cerbe Adasını kendine üs yaparak İtalya, Fransa sahillerine, Orta
ve Batı Akdeniz Adalarında hüküm sürdüğü, Fransa sahillerini ve Balear
Adalarını vurduktan sonra Malta Adasını basıp, ada beyinin oğlunu esir
aldıkları belirtilmektedir (Parmaksızoğlu Cenabi). Ancak bu akın ve
seferlerde Kemal Reis ve arkadaşları, Kuzey Afrikanın Müslüman beylik ve
devletlerinden yardım görmüş, zaman zaman buraları üs olarak
kullanmışlardır.
|
|

ŞEKİL 5. XV. - XVI.
Yüzyıllarda Akdeniz Haritası
|
Kemal ve Piri Reislerin 1481
1499 yılları arasında gerçekleştirdikleri önemli görevlerden biri de, Mısır
limanlarına gidip gelen Müslüman ve Türk hacılarını, Hıristiyan korsanlar
ile Rodos Şövalyelerinin hücum ve tacizlerinden korumak, Güney İspanyadan
kovulan Müslüman ve Yahudilere yardım yaparak, onları engizisyonun siyasi
tehdit ve eziyetinden kurtarmak olmuştur. O yılların güç koşulları altında
gerçekleştirilen bu yardım ve göç olaylarında sağlanan insani destek, akıncı
Türk leventleri ve Türklerin hoşgörülü, insancıl duygu ve davranışlarını
göstermektedir. Üstelik bu yardım ve destek, II. Beyazıdın hükümdarlığının
zor günlerine ve o günlerin güç siyasi koşullarına rastlaması nedeniyle,
daha da anlamlıdır. Bu yardım ve destek, mevcut siyasi durum nedeniyle
Osmanlı Devletince doğrudan değil, Kemal ve Piri Reisler gibi Akdenizdeki
akıncı leventler vasıtasıyla yapılmıştır.
Piri, 1495 yılında amcası Kemal Reis ile birlikte devlet hizmetine
girmiştir. Piri Reis, devlet hizmetinin ilk yıllarını amcası Kemal Reisle
birlikte ve onun gemisinde 1495ten 1499a kadar sürdürmüştür. Kemal Reis
devlet hizmetine başlar başlamaz, Gelibolu ve İstanbul tersanelerinde gemi
hazırlama ve adam yetiştirme çalışmalarına başlamış, bu süre içerisinde
Akdenize de açılarak Mekke, Medine vakıflarının İstanbuldan İskenderiyeye
götürülmesi ve hac yolunun güvenliğinin sağlanması görevini ifa etmişlerdir.
Ayrıca Mısıra giden konvoylara öncülük etmiş, Adalar Denizi ve Doğu
Akdenizde devriye gezerek Türk ticaret gemilerini Hıristiyan korsanlardan
ve Rodos Şövalyelerinden korumuştur. O yıllarda bir Türk leventi için büyük
cesaret, kahramanlık, taktik ve strateji gerektiren Kuzey ve Kuzeybatı
Akdeniz kıyılarını vurmaları; bu bölgelerdeki hakimiyeti ileride Osmanlı
İmparatorluğunun lehine çevirecek ve Osmanlı İmparatorluğunun 1500lerde
Adalar (Ege) Denizini kontrol altına almasıyla birlikte, Türk denizcileri
Akdenize rahatça çıkmaya başlayacaklardır.
Piri Reis kendi gemisiyle Mora Yarımadasındaki; İnebahtı, Modon ve Koron
gibi seferlerde ve Midilli Savaşında görev almış, stratejik önemi büyük
kalelerin ele geçirilmesinde rol oynamıştır.
Alanyada Türk gemilerine saldıran, Rodos Şövalyelerine bir sefer
düzenlenmesi görevinin Kemal Reise verilmesi üzerine, Kemal Reis emrindeki
gemilerle birlikte 1511 yılının başlarında yakalandığı fırtınada gemisinin
batması sonucu leventleriyle birlikte şehit olmuştur.
|

ŞEKİL 6. Fırtınada Bir Gemi
|
|
C. Piri Reisin Denizcilik, Haritacılık ve
Araştırma Faaliyetleri
Piri Reis, komutanı ve amcası
Kemal Reisin ölümünden son derece etkilenmiş ve onun kaybından sonra,
memleketi Geliboluya dönmüştür. Piri Reise çocukluğundan itibaren 30 yıl
süreyle, öğretmenlik ve komutanlık yapmış olan Kemal Reisin ölümü, Piri
Reisi yalnız ve korumasız bırakmış, Piri Reis daha sonra Geliboluya
çekilerek bir süre denizden uzak kalmıştır. Geliboluda, bilimsel
çalışmalara ağırlık vermiş ve daha önce Akdeniz ve Egeyi dolaşırken
toplamış olduğu bilgileri, kullanarak ünlü dünya haritasını çizmeye
başlamış ve 1513 yılında da tamamlamıştır (Şekil.7).
|
|

ŞEKİL 7. Piri Reis'in 1513 Tarihli Dünya Haritası
|
Piri Reis,
çizimi yaklaşık iki yıl süren ünlü dünya haritasının tamamlanmasını
müteakip, yeniden denizlere açılmış ve bu kez Bahriye adlı eseri için Batı
Akdenize ilişkin bilgiler toplamaya başlamıştır. Bu arada, 1516 1517
yıllarında Kaptan-ı Derya Cafer Paşanın emrinde gemi komutanı olarak Mısır
Seferine katılmış, bir filo ile Kahireye geçmiş, orada Nil Nehrinin
haritalarını çizmiştir (Şekil.8). |
|

ŞEKİL 8. Piri Reis'in Nil
Nehri Haritası
|
Piri Reis, Akdeniz
seferleri esnasında Barbaros Hayrettin Paşa ile de görüşmüş ve Barbarosun
beğenisini kazanmış, daha sonra ise Yavuz Sultan Selimin huzuruna
çıkarılmıştır. Bilime ve haritacılığa önem veren Yavuz Sultan Selimin
Mısırda Hint ve Çin haritaları yaptırdığı bilinmektedir. Piri Reis 1513
tarihli ünlü Dünya Haritasını 1517 yılında Mısırda Yavuz Sultan Selime
sununcaya kadar, Cafer Ağa komutasında filo komutanlığı yapmıştır. Piri
Reis, bir taraftan da çalışmalarını sürdürdüğü Bahriye adlı kitabının
müsveddesini hazırlamıştır. |
|

ŞEKİL 9. Piri Reis'in Bahriye Adlı
Kitabı
|
Piri Reis,
Bahriye adlı kitabından sonraki çalışmalarını büyük coğrafi keşifler
üzerine yoğunlaştırarak, yeni keşfedilen yerleri gösteren haritaların çizimi
ve bu yerlere ait sosyal ve ekonomik yaşamı anlatan coğrafya kitabının
hazırlıklarına başlamıştır. Bu arada Piri Reis 1521 yılında Geliboluda
yazdığı müsvedde Bahriye adlı kitabını henüz temize çekememiştir. Zira, o
devirde Osmanlı İmparatorluğunda kitaplar elle yazılarak çoğaltılmakta ve
bir koruyucusu olmadan tanıtılmamaktadır. Sadrazam İbrahim Paşanın 1524
yılında Mısıra giderken, bilgili ve tecrübeli bir denizci olan Piri Reisi
kılavuz olarak almış ve yolda eserini görüp beğenmiştir. Sadrazam Piriye,
Bahriyeyi temize çekerek padişaha sunulmak üzere kendisine getirmesini
istemiştir. Piri Reis 1526 yılında, Bahriye adlı eserini temize çektikten
sonra İbrahim Paşa tarafından Kanuni Sultan Süleymanın huzuruna çıkarılmış
ve Bahriye adlı kitabını padişaha sunmuştur. Kitab-ı Bahriyenin 1526
yazımına ilişkin resmi Şekil.9da verilmiştir. Daha sonra 1528de ise, Kuzey
Amerika Haritasını tamamlayarak Kanuni Sultan Süleymana sunmuş ve Kanuni
tarafından beğenilerek saray kütüphanesine konulmuştur (Şekil.10). |
|

ŞEKİL 10. Piri Reis'in 1528 Tarihli Dünya
Haritası
|
Piri Reis için beklenmedik
bir tesadüf olan Sadrazam İbrahim Paşa ile tanışması, 1528 yılından sonra
onun için bir şansızlık ve onu hak etmediği bir trajik sona götüren yolun
da başlangıcı olmuştur. Çünkü, Sadrazam Damat İbrahim Paşa, Kanuni ile
olan dostluk ve akrabalığını kullanarak, adeta devlet içinde devlet
idaresi ve hükümdar düzeyindeki olağanüstü yetkileriyle, saraydaki
rakiplerinin nefretini kazanmış ve sonunda bu durum tahtına göz dikildiği
hissine kapılan Kanuniyi de kızdırdığından, Hürrem Sultanın da
kışkırtmasıyla, 1536 yılında sadrazamının ölümüne karar vermiştir.
Ölümünün ardından, çok sevilen sadrazamın yakın çevresinin ve devlet
içerisindeki yandaşlarının gazabından çekinen Kanuni, sarayda ona yakın
olan asker, sivil yönetici herkesi etkisiz duruma getirmiştir. Bu arada
Piri Reis gibi, Sadrazam İbrahime yakın bilim ve sanat adamları da
kontrol ve takip altına alınarak ilk fırsatta bir bahaneyle etkisiz hale
getirilmişlerdir. Zira, Kanuni bütün üstün niteliklerine karşın, iktidarı
söz konusu olduğunda, kendi öz evladı Şehzade Mustafayı dahi gözlerinin
önünde acımadan boğdurtacak kadar zalim olabilen, aslında duygusal bir
padişahtır. Örneğin Kanuni, oğlu Şehzade Mustafaya yazdığı mektubunda ;
Bigünahım (günahsızım) deme bari, tevbe kıl
canım oğul
diye hitabetmektedir.
Piri Reis Bahriye adlı kitabının başlangıcında, koruması altına girdiği
Sadrazam İbrahim Paşaya olan saygı ve hayranlığını belirtirken, aslında
padişahın övülmesi satırlarının ve doğal olarak bu satırlar arasındaki
Peygambere yapılan övgüler dışında, başka kişilere övgü yapıldığına pek
rastlanmamaktadır. Kitab-ı Bahriyenin girişinde şöyle der (Şekil.11);
|
|

|
... Şimdi bu değersiz kuluna,
sadrazamlık divanı ve vezirlik makamının sahibi, devletin güneşi ve nur sahibi,
tanrı işlerini kolaylaştırsın, İbrahim Paşadan saygı gösterilmesi kaçınılmaz
bir sesleniş geldi ve sözü edilen karalamaları beyaza (temize) çekerek, bir
kitap hazırlamam buyruldu... |
|
ŞEKİL 11. Kitab-ı
Bahri'nin Sadrazam İbrahim Paşa'dan Söz eden Giriş Kısmı
|
|
Bu durum ise padişahın da
dikkatini çekebilecek; Pirinin, Sadrazam İbrahime olan yakınlığını açık
olarak ifade eden satırlarına örnektir.
Pirinin, Bahriye adlı eserinde Tuna Nehrinin kaynağı hakkında verdiği
bilgilere dayanılarak, Kanuninin 1521 yılında çıktığı Belgrad Seferinde,
Tuna Nehri yoluyla yapılan destek harekatına Piri Reisin de katıldığı
tahmin edilmektedir. Piri Reisin amcası ile birlikte ve amcasının
ölümünden sonra Tunus ve Trablusgarba birçok kez gitmesine rağmen, Atlas
Okyanusuna çıkıp çıkmadığı bilinmemektedir. Ancak, Kemal ve Piri
Reislerin Kristof Kolombun Haritasını ele geçirmesi olayı, Pirinin
Atlas Okyanusu doğu kıyılarına çıkmış olabileceğinin bir işaretidir.
D. Piri Reisi
ölüme götüren olaylar
Piri Reisin yaşamının 1481 yılında denizlere açılmasıyla başlayan
denizcilik süreci, Kuzey Amerika Haritasını çizip bitirdiği 1528 yılına
kadar uzanan 47 yıllık uzun ve onun en iyi aydınlatılabilen kısmı olmasına
karşın, 1528den 1547 yılına kadar uzanan 19 yıllık dönemi ise, karanlıkta
kalan ve daha çok yorumlarla aydınlatılabilen bölümüdür. Bu yıllar onun
yalnız yaşamı yönünden değil, çalışmaları yönünden de belirsizliklerle
doludur. 1526 yılından sonra Piri Reisden söz edilmediği gibi, bu konuda
tarih yazarları da suskundur. Pirinin yaşamı, 1526 yılına kadar olan
dönemiyle incelenmiş, ardından ikinci haritasını çizdiği 1528 yılından,
birdenbire Hint Kaptanlığına atandığı 1547 yılına geçilmiştir.
Piri, Hint Kaptanlığına atanmasıyla birlikte kendini, Hint Okyanusu,
Basra Körfezi, Hürmüz ve Yemen kıyılarında Portekizlilerle vuku bulan
çatışmaların içerisinde bulmuştur (Şekil.12). Ege ve Akdenizde akıncı
leventlik yaptığı gençliğinden uzun yıllar sonra tahminen 80 85
yaşlarındayken, Piri Reise verilen bu zor ve tehlikeli görev anlamlı
olup, onu ölüme götüren olayları da beraberinde getirmiştir.
|
|

ŞEKİL 12. Kızıldeniz, Umman Denizi ve Basra
Körfezi
|
Piri Reis Hint Kaptanlığına
atandıktan hemen sonra, bu bölgede en büyük tehditi oluşturan Portekizlilere
karşı, Osmanlı Süveyş Donanmasını savaşa hazırlamaya başlamıştır.
Portekizliler, Vasko De Gamanın Ümit Burnunu keşfinden bir süre sonra,
ticari kaygılarla, Kızıldeniz, Basra Körfezi ve Hint Okyanusunu kontrol
etmenin önemini anladığından, bu bölgelerde egemenlik kurma uğraşındaydı. Bu
nedenle 1502 yılında Vasko De Gama, Kızıldeniz ve Basra Körfezini Müslüman
denizcilere kapamış olup 1545li yıllarda Osmanlı İmparatorluğunun Hint
Okyanusunda sahip olduğu yegane üssü Adendi. Portekizlilerin de
yardımıyla, Araplar tarafından ele geçirilen Adenin geri alınması
maksadıyla Piri Reis; Adene bir sefer düzenlenmesi konusunda emir almış ve
29 Ekim 1547 tarihinde Süveyşten hareket ederek, 18 kasım 1548de Adene
gelmiştir. Şiddetli bir çatışmanın ardından aden ele geçirilmiş, böylece
Kızıldeniz güvenlik altına alınarak, Portekizlilere büyük bir darbe
vurulmuş, Yemen kıyıları Portekizlilere kapatılmıştır. Bu başarının üzerine
Piri Reis, Kanuni tarafından ödüllendirilmiştir.
1550 ve 1551 yıllarında, Portekizlilerin Basra Körfezindeki faaliyetleri
artınca, Piri Reis Hürmüz Seferiyle görevlendirilmiştir. 30 gemilik
filosuyla 23 Nisan 1552de Süveyşten yola çıkan Amiral Piri Reis, önce
Umman Denizine girerek 1506 yılından beri Portekizlilerin elinde bulunan
Maskat Kalesini almış ve takiben, Hürmüz Adası ve Kalesini ele geçirmek
için ileri harekete geçmiştir. Piri, Hürmüze giderken, karşılaştığı 70
parçalık Portekiz Donanması ile savaşa tutuşmuş onları püskürtmesine rağmen,
kendi gemileri de hasar görmüştür. Hürmüz dış kalesini almasına rağmen
stratejik konumdaki iç kaleyi ele geçirememiştir. Piri Reis, yelkenlilerden
müteşekkil Portekiz Donanması yardıma yetişmeden ve ayrıca filonun bakım,
onarım ve askerin dinlenmesi maksadıyla Basra Körfezine geri dönmüştür.
Piri Reis gemilerini Basrada bırakarak, ganimet yüklü üç kadırgasıyla
Mısıra yola çıkmış ve bunlardan biri yolda batmıştır. Basra Valisi Kubat
Paşa, Pirinin donanmasının onarım ve bakımına yardımcı olmadığı gibi,
kürekçilerin disiplinsizliğini gerekçe göstererek onu Basrayı terke
zorlamıştır. Ayrıca Piri Reis, Kubat Paşa tarafından sadrazama şikayet
edilmiş ve Piri, Mısıra varır varmaz tutuklanmış, Kanuninin buyruğu
hükmünce 1554 yılında boynu vurularak öldürülmüştür.
Sonuçlar
Yaşamına ilişkin yeterli bilgi ve belge bulunamayan Piri Reis, tahminen 1465
1554 yılları arasında yaşamış, çağının ünlü bir denizcisi, haritacısı ve
coğrafyacısıdır. En büyük tutkusu denizcilik ve haritacılık olan Piri
Reisin yaşamı incelendiğinde; onun aynı zamanda iyi bir gözlemci ve
araştırmacı kişiliği ile çağının iyi bir bilim adamı olduğu anlaşılır.
Piri Reis, ona öğretmenlik, komutanlık yapan amcası Kemal Reisin yanında
gemi komutanı olarak Ege Denizi ve Akdenizde uzun süre akıncı deniz
leventliği yapmıştır. Kemal Reisin ölümünden sonra da gemi komutanı ve filo
komutanı olarak akdeniz ve Ege Denizinde levent gezmiş olan Piri Reis,
araştırmalar yapmış gezip gördüğü koy, körfez ve adalar hakkında bilgiler
derlemiştir. Daha sonra derlediği bu bilgileri, çeşitli haritaları ve bu
arada Kristof Kolombun bir haritasını da kullanarak, 1513 tarihli ünlü
Dünya Haritasını hazırlamıştır. Bu haritayı 1517 yılında Mısırda, Yavuz
Sultan Selime sunmuş ve padişahın takdirini kazanmıştır.
Piri Reis, amcasının ölümünden sonra tekrar döndüğü memleketi Geliboluda
daha önceki sefer ve araştırmalarında topladığı bilgi ve belgeleri
kullanarak Sadrazam İbrahim Paşanın tavsiye ve desteğiyle 1526 yılında ünlü
Bahriye adlı eserini, 1528 de ise Kuzey Amerika Haritasını tamamlayarak
Kanuni Sultan Süleymana sunmuştur.
Piri Reis genellikle, 1513 tarihli Dünya Haritası ve sırasıyla Bahriye adlı
eseri ve 1528 tarihli Kuzey Amerika Haritası ile tanınmasına rağmen, Hint
Kaptanlığı süresince 80in üzerinde olduğu tahmin edilen yaşına rağmen,
Basra, Umman ve Hürmüzde başarılı hizmetler vermiştir. Özellikle,
Kızıldeniz ve Hint Okyanusunda hakimiyet kuran Portekizlilerin üstünlüğünü
kırmak için filosuyla Adene bir sefer düzenleyerek, Adeni tekrar Osmanlı
topraklarına katmıştır. Pirinin bu zaferi onun, denizcilik hayatındaki en
büyük başarısıdır. Sonuçta Piri Reis; zamanının haritacılık, navigasyon
üstadı, bilimsel ve araştırmacı yönünün yanında denizcilik yönü ile de
başarılar kazanmış bir Türk Amiralidir.
Ölümünün 450. yıldönümünde şükran ve minnetle andığımız Türk denizcilik
tarihinin ünlü Amirali Piri Reis, zamanın Osmanlı Devletinin içerisinde
süregelen iktidar mücadelelerinin kurbanı olmuştur.
Donanma Komutanlığının koordinesinde Gölcük Bölgesinde icra edilen
liselerarası kompozisyon yarışmasını kazanan lise öğrencisi Gözde
SESİGÜZELin kompozisyonunda da ifade ettiği gibi ;
...şimdi uğruna savaşılan o denizlerin derinliklerinde, yosunların
süslediği, görmesini bilen gözlerde bir kişinin imzası var. İşte o imza sana
ait Piri Reis, sana !
Aynı yarışmanın üçüncüsü Gizem Merve KABOĞLU ise Piri Reisle ilgili
gerçekleri iki cümlede özetlemiş ;
...böyledir bu dünya ne yazık ki, yaşarken yanı başımızdaki dehaların
farkında bile olmaz ve onlara gereken önemi vermezken, onların değerini
ancak kaybettikten sonra anlayabiliyoruz...ama sen hiç üzülme, rahat uyu,
yaşarken bilinmeyen değerini ve tanıyamadığımız seni, torunların olarak
sevgi ve saygıyla anıyoruz.
Duygularınızı paylaşıyoruz çocuklar, ruhun şad olsun Piri Reis !
YARARLANILAN KAYNAKLAR
1. CERABREGU, M. Scientific Benefits From Piri Reiss Kitab-ı Bahriye And
Its Position In The Histrory of Cartography. Kongreye Sunulan Bildiriler,
III.Cilt. XI. Türk Tarih Kongresi S.1105-1125, 5-9 Eylül 1990.
2. İNAN, Afet. Piri Reisin Hayatı ve Eserleri, Piri Reisin Amerika
Haritası (1513-1528),1954.
3. İRDESEL, Mehmet. Gelibolulu Piri Reisin Hayatı Ve Eserleri. İstanbul,
1975.
4. ÜLKEKUL, Cevat, (E) Tümgeneral. XVI. Yüzyılın Denizci Bir Bilim Adamı
(Hayatı ve Eserleriyle Piri Reis) (baskıda) 2004.
5. ŞENGÖR, A.M. Celal. Piri Reis Haritasına Yeniden Bir Bakış : Masal ve
Gerçek, Cumhuriyet Bilim Teknik Sayı : 486, 13 Temmuz 1996.
6. SOUCEK, Svat. Piri Reis And Turkish Map Making After Colombus. ,
1995.
|